Sahipsiz bırakılan halk
Forum Haberleri —

6 Şubat 2023 depremi/foto: AFP/Adana
- 1999 depreminden sonra şimdiye kadar 100 milyar dolar civarında deprem vergisi toplanmıştır. AKP iktidarı deprem için verilen bu geliri rant olarak yandaşlarına dağıtmıştır. Yandaş müteahhitler zenginleştirilmiştir.
HÜSEYİN ALİ
Bu makalede devletin kültür bakanlığı içinde bir Alevi başkanlığı kurmasını değerlendirecektik. Torba yasa ile böyle bir kurumun oluşturulması tamamıyla Alevi inanç soykırımını gerçekleştirmek içindir. Aleviliğe karşı örgütlü ve planlı bir saldırı başlatılmıştır. Bu konunun mutlaka üzerinde durulması, bu soykırım saldırısını boşa çıkaracak bir tutumun gösterilmesi ve mücadele yürütülmesi gerekir.
Şu anda öncelikli gündem Pazarcık ve Elbistan merkezli gerçekleşen depremdir. Fırat’ın batısında Maraş, Malatya, Adıyaman, Antep ve Hatay büyük bir yıkım yaşamıştır. Fırat’ın doğusunda da Amed ve Urfa başta olmak üzere Kurdistan’da ciddi bir yıkım gerçekleşmiştir. Yüzyıllar boyu böyle bir deprem gerçekleşmemiştir. Pazarcık, Elbistan, Narlı, Afşin, Nurhak, Çağlayancerit, Adıyaman ve Malatya’da yıkım çok ağırdır. Malatya merkezi, Akçadağ ve Doğanşehir ilçelerinde de önemli yıkım var. Bu yıkımda yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyor, ailelerine baş sağlığı, yararlara acil şifalar diliyorum. Enkaz altında kalanların kurtarılmalarını umut ediyorum.
Bu kadar yıkıcı bir depremin kışın gerçekleşmesi sonuçları çok ağır hale getirmiştir. Durum gerçekten acı verici ve can yakıcıdır. AKP-MHP faşizmi toplumun dayanışmasını yasaklamış, belediyelere bu konuda önemli rol vermemiş, AFAD’a bu tür afetlerde temel bir rol atfedilmiştir. Ancak bu deprem göstermiştir ki, bu kuruluş göstermeliktir. Sadece 'bizim de yardım kuruluşumuz var' denilerek böyle bir oluşuma gidilmiştir. Halbuki böyle depremlerde onbinlerce çalışana ihtiyaç vardır. Bir kurtarma ordusunun olması gerekir. İnsanlara baskı yapmak için, işkence yapmak için yüz binlerce polis, on binlerce bekçi görevlendiriliyor, ama sıra insanları yaşatmaya gelince böyle bir kurtarma ordusu kurulmuyor. Bu devletin bütçesi savaşa gidiyor, diyanete gidiyor, polise ve askere gidiyor ama bu tür kurumlara sınırlı bir bütçe ayrılıyor. Faşist Türk devletinin karakteri böyledir.
Halbuki toplumun dayanışması yasaklanmazsa, bu tür işler merkezi bir kurumlaşmaya dayandırılmazsa böyle afetlerde yerel güçler, dinamikler derhal hızlı biçimde harekete geçer ve sonuç alır. İnsanlar bir memur ve işçi olarak değil, afete uğrayanların kardeşi, arkadaşı ve komşusu olarak görülmedik bir çaba ve fedakarlıkla bu tür durumlara müdahale eder. Ancak Türk devleti 'Kürtler, Aleviler ve farklı topluluklar güçlenir, yereller güçlenir, devletin baskı ve soykırım politikalarından kurtulur' diye merkezi otoriteyi elinden bırakmıyor. AFAD dışında da bu durumda harekete geçecek toplum örgütlenmesi ve yerel bir örgütlenme olmadığı için toplum sahipsiz kalmıştır.
Kışın insanlar için ne kadar acı verici olduğunu yaşayan bilir. Kış kadar acıtıcı ve dayanılmaz bir şey yoktur. Sıcak ne kadar yüksek olursa olsun katlanılabilir ama soğuk öyle değil. Bu nedenle herkes şimdi deprem bölgelerinde insanların bu konuda çektiği acıyı kendilerinde hissetmelidir. Depremlere anında müdahale etmek önemlidir. Sonradan şu bu yardım yapmak birkaç gün içinde çekilenleri gidermez. Açlığa haftalarca katlanılır, kış ayında susuz 10 gün de yaşanabilir. Ama soğuk bir gün enkaz altında kalanları öldürebilir. Ancak bu devlet insanları çaresiz bırakarak ne acılar yaşattığını hissetmez.
AKP-MHP faşizminin iktidar dışında bir gayesi yok. Hala onbinlerce insan enkaz altında, yüzbinlerce, hatta milyonlarca insan per perişan durumdayken o hala üç kişiyi beş kişiyi kurtarma propagandası yapma peşinde. Böyle propaganda görüntüleriyle Kurdistan ve Türkiye’de insanlara çektirdiği acıyı örteceğini sanmaktadır. Ancak nafile. Takke düşmüş, kel görünmüştür.
1999 depreminden sonra şimdiye kadar 100 milyar dolar civarında deprem vergisi toplanmıştır. AKP iktidarı deprem için verilen bu geliri rant olarak yandaşlarına dağıtmıştır. Yandaş müteahhitler zenginleştirilmiştir. Yine bu paralar yaşam kurtarmak için değil, insan öldürmek için savaş makinalarına harcanmıştır. Aslında bu iktidar suçludur ve yargılanmalıktır. Deprem vergisi ile yüzbinlerce insanın olduğu kurtarma ordusu kurulurdu. Bunlar her türlü kurtarma aracıyla donatılırdı. Fay hatları üzerindeki yerleşim yerlerinde sağlam binalar yapılırdı. İnsanlar, depremlerde sağlıklı, güvenlikli ve açıkta kalmayacağı sığınaklar yada toplanma yerlerine kavuşturulurdu. Helikopterler alınarak deprem yerlerine yaşam malzemeleri ve kurtarma ekipleri taşınabilirdi. Acaba AFAD denilen kurumun kaç tane insansız hava aracı var, bu hava araçlarıyla deprem yerlerini izleyecek komuta merkezi var mı? Tabi ki yoktur. İşte bu nedenle bu iktidar halka hesap vermelidir. Çünkü deprem paralarını başka yere harcandığı söyleyerek suçunu itiraf etmiştir.
Bu satırları yazdığım akşam depremin üzerinden 15-16 saat geçmişti. Enkaz altında bu akşamı nasıl geçirirler diye düşündüm. Sokakta açıkta sabahlayan insanları düşündüm. İnsan gerçekten zorlanıyor. Tüm halkımız bu ağır durumu düşünerek tüm imkanlarını dayanışmaya seferber etmelidir. Bu insanları kurtarmak için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.
Bu yıkımı en fazla yaşayan Fırat’ın batısı. Zaten Pazarcık ve Elbistan depremin merkezleri. Pazarcık, Elbistan ve çevresi Maraş Katliamı ile ağır bir darbe yemiş, travma yaşamıştır. Türk devleti Maraş Katliamını buraları boşaltmak için kullandı. Bu deprem de bu yöre halkı için ağır bir darbe, travmadır. Bu darbe ve travma ancak dayanışma ile atlatılabilir. Avrupa ve Türkiye metropollerindeki bu alan halkımız örgütlü biçimde akrabalarına, köylerine, ana-ata yurdu topraklara karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Burada hiç kimse aç ve açıkta kalmamalı. Oraya acil yardımlar gitmeli. Depremin ağır etkisi belli düzeyde giderildikten hemen sonra buraların inşası için seferber olunmalıdır. Yıkılan evler dayanışmayla yeniden yapılmalıdır. Ölen hayvanlar karşılanmalıdır. Bunun için herkes yaşam standardından fedakarlıkta bulunmalıdır. Bunu başkası için değil, kendileri için yapacaklardır. Yoksa kendileri de bu travmadan kurtulamazlar.
Tek tek yöre ismi vermek istemiyorum. Bu yörenin insanları bilinçlidir, duyarlıdır. Bu deprem karşısında da gereken duyarlılığı ve sorumluluğu göstereceklerdir. Çekilen acılar ve kayıplar ancak böyle giderilebilir.







