Bir insan ancak bu kadar ismi ile özdeşleşebilir. Sakin, dingin, rahat ve derin bir bilgelik hali…

Elbette Sakine canın yaşamı bir destandır. Bu anlamda Hak’ka Yürüdüğü ana kadar yaşamının her etabı incelenmeli, araştırılmalı; bir eylem biçiminden öte bir yaşam biçimi olarak sürdürdüğü sosyal, kültürel, siyasi kişiliğindeki destan kitaplaştırılmalı, filmi, belgeseli yapılmalı. Bir erbabı çıkar elbette bu destanın, bizimkisi cemalinde yansıyan manayı ifade etme çabasıdır!
Yunus Emre bir deyişinde “Şu adem (insan) dedikleri/ Ayak ile baş değil/ Adem manaya derler/ Suret ile kaş değil” der. Ayak ile başı, suret ile kaşı geçip insandaki mana derinliğine inmek için geçilecek ilk kapı surettir. Yani cemal… İnsanın cemali, insanın batından zahire tecelli eden hakikatidir. İnsan cemalinin toplamıdır. İşaret parmağınızı iki kaşınızın ortasına gelen noktanın bir cm yukarısına koyun! Saat yönünde bir daire çizerek, kaşınızın üzerinden, şakağınıza inen, oradan çenenize uzanan ve aynı çizgiyi takip ederek, başladığınız noktada biten bir elips çiziniz. İnsanın yüzünün hakikati bu elipste yansır.  
Sakine de bu elipste mevcuttur. Kimileri onun yaşam hikayesine bakarak sert bir yüz hattı görmek isteyebilir. Ama onun yaşamda ulaştığı anlam derinliği yüzüne yumuşak, kimileyin çocuksu, dahası gençlik halini koruyan bir yansıma bırakmış. Hırs, kin ve nefretten zerre miktarınca bulmak mümkün değil gül cemalinde.
Ama bu nasıl bir haldir? Doğumdan, Hak ile Hak olma anına kadar zulüm, işkence, katliam, inkar ve imhaya tanıklık etmiş bir insanda cemalin bu vaziyeti almasının sırrı nedir? Aileyi bir erdem uğruna terk etmek! 20 Yıllık zindan yaşamı! Onca can, yaren, dost gördüğü insanı zindanda, dağda, sokakta yitirmenin acısı! Uğruna bir yaşam feda edilen kutsal değerler! Dêrsim soykırımının travması! Özgürlüğü dişi, tırnağı, bedeni, ruhu ve tüm varlığı ile arayan bir kadın olmanın tarife sığmayan durumu!.. Ve tüm bunlara karşın adı gibi sakiiiiinnnn bir Sakine!!! Gel de çöz bu hikmeti?
“Sorgulanmamış bir yaşam yaşam değildir!” Demiş bilgelerin üstadı Sokrates. Sakine canın yareni Engin Sincer’in mezarına böyle yazmış yaşamı sorgulayanlar. Belki de yaşamı sorgulayarak hakikate ulaşmanın verdiği dinginlik halidir Sakine canın cemalindeki anlam. Belki Mazlum’un işkence karanlığını aydınlatan üç kibritindeki nurdan nasiplenmiş, belki de Kemal Pir’in “Yaşamı uğruna ölecek kadar” kutsal bilen ermişlik hali aks etmiştir cemaline! Ya da en değerli varlığını, yaşamını feda ettiği halde “Mezar taşıma halkına borçludur!” yazın diyecek kadar anlam derinliğinin de ötesine varan Hayri Durmuş’un mirasını taşımanın asaletidir cemalindeki hakikat. Hoyratların elinde esir olmaktansa, uçurumdan atlamayı yeğleyen Beritan’ın cesareti, bedenini ateşle dağlayan Sema’nın tarife sığmaz azametidir! Dêrsim’in hikayesidir belki de! Soykırımda katledilen çocukların çığlığına tanık olmanın dayanılmaz acısı! Bedeni parçalanan çaresiz kadınların yalnızlığıdır! 150 yıldır yakılan Dêrsim’in doğası, yıkılan, viran edilen ama inadına direnen Dêrsim’in yaşam tutkusundaki tecellidir…
Pir Seyit Rıza’nın Hak ile Hak olma kerameti, Alişer ve Zarife ananın zalimin zulmüne son vermek için yaşamını feda eden heybetidir.
Belki de tüm bu acıların toplamında yaşam denen derinliğin dip noktasına dalmanın verdiği ulaşma halidir.
Ya da bunca acı gerçeğin yarattığı sorular yığınını kendi varlığında cevaplamanın getirdiği buluşma halidir. Her ne ise bu hal, bu suret, bu cemal? Bir şeyden ibaret değil. Çoğul bir hal var cemalinde. Çocuksu, gencimsi, kadınsı… İnsansı! Çoğulluğunu insan olmakta tekilleştiren ve insan olmanın derin sorumluluğunu yaşadığı çoğul acılarda, kimlikte ve kültürde bulan, buluşan, oluşan bir insan! Sakine can Dêrsim’li Kürt, Alevi bir kadındı. Bu üç kimliği taşımak, özgürleşmesi uğruna mücadele yürütmek ve bunca kirlenmişlik içinde arı, duru, berrak bir ifadeye ulaşmak nasıl tarif edilebilir ki? Hani insan bir şeyi anlar bilir de tarif etmeye dili yetmez… Öyle bir şey işte Sakine canın tarifi! Bizim bu hakikat karşısında kendi cahilliğimizi görecek kadar ilmimiz var. O da Sakine canın hakikatini tarife yetmiyor ki… Aşk olsun sana hak için Hakka yürüyen Sara can.