
Çocukluktan cezaevi sürecine kadar birlikte büyüyen ve Avrupa'da son kez görüştüklerinde, tekrar Dêrsim dağlarında buluşmak üzere vedalaşan barış aktivisti Aysel Doğan, Sakine Cansız'ı anlattı.
Cansızla aynı sokakta, aynı oyunları oynayarak büyüdüklerini söyleyen Aysel Doğan, "Gündüzleri başka oyunlar geceleri ise başka oyunlar oynardık. Gece karanlıkta Sakine birden bire 'Susun Munzur'un sesi geliyor' derdi. Munzur'un sesi bir korkuydu bizim için. Çünkü oraya atılan çocuklar vardı, oraya atlayan kadınlar vardı. Bazen korkutuluyorduk bununla. Sakine de bizi korkutuyor muydu yoksa bu çığlıkları dinlememizi mi istiyordu, bilmiyorum. Sakine sokağa sığmıyordu; büyüdükçe Dersim'e de sığmadı ve büyüdükçe Kürdistan'a da sığmadı. Böyleydi Sakine, hep büyüdü, hep çoğaldı" diye anlattı.
Çocukluğunu paylaşıyordu
Cansız'ın fiziğiyle de çok dikkat çektiğini belirten Doğan, "Hepimizin saçı siyah, kaşları çatıktı. Ama Sakine öyle değildi. Kıvır kıvır kumral saçları, güleç yüzü vardı. Oyunlarımızdan biri de Sakine'yi kovalayıp onun saçlarını tutmaktı. Çok güzeldi ama onun bu güzelliğini kimse kıskanmıyordu. Galiba Sakine çocukluğunu da bizimle paylaşıyordu. Yaşı bizden küçük olmasına rağmen okulu da mahalleyi de dolduruyordu" dedi.
Çocukken ele avuca sığmayan Sakine'nin lise yıllarında kavga edip örgütlülük içerisine girdiğini anlatan Doğan, kendisinin Ankara'da üniversite okuduğu yıllarda devrimcilik adına okul boykotlarıyla sınırlı kalırken, Sakine'nin Xarpêt, Çewlîk ve Türkiye metropollerinde kadın örgütlülüğü için mücadele verdiğini söyledi.
Direnişle kendisini yarattı
Sakine Cansız'ın ilk olarak 78-79 yıllarında Elazığ'daki sorgulamalarda büyük direniş sergilediğini kaydeden Doğan, "Aslında daha o zamandan Sakine, Sakineleşmişti. Direnişi dışarıya çok güçlü yansımıştı. Bir kadından böylesi bir direniş beklenmiyordu. Bir Kürt kadınının düşman karşısında direnmesi ve direnirken de 38'deki kadın gibi kurtuluş için ölümü değil yaşamı seçmesi herkese büyük bir cesaret vermişti. Sakine direnişle kendisini yaratan bir kadındır. O sadece direnen değildi, direnişi yaratandı da" dedi.
38 Dersimi'nin kadınını aradı
Cansız'ın esareti sırasında kendisinin de Antep Cezaevi'nde olduğu bilgisini paylaşan Aysel Doğan, Sakine Cansız'ın direnişini ve halkla ilişkilerini şu ifadelerle tanımladı: "Sakine'nin cezaevi direnişi Kürt kadınların tarihiyle, halkıyla buluşmasıdır. Tarihteki acıları kadar direnişiyle buluşmasıdır. Dolayısıyla Sakine arkadaş aslında 38 Dersimi'nin kadınını arayarak, o izlerde yürüdü. O sessiz kalıp acıları yaşamaktansa veya ölüme atlamaktansa, direnişi yaşamın gerekçesi haline getirerek geleceği kurmaya yöneldi. Sakine'nin kendini örgütlemesi, aslında Kürt halkının veya Dersim'in kendisini örgütlemesidir. Bir temsildir Sakine. Gittiği her alanda özellikle kadın nezdinde örgütlülük açığa çıkardı. Bu yönünü bir tılsım olarak gördüm."
Direnişinden sonuç çıkarmalıyız
Sakine Cansız'ın her isyanında direnmeyi ve zaferi amaçladığını belirten Doğan, "Bizim imha, inkar karşısındaki davranışlarımızın temelinde yatan da isyandır. Ama örgütlülük isyandan daha da gereklidir. Sakine arkadaş bunu gerçekleştirmiştir. Bir kadın direnişinde, bir halk isyanını ve bir halk isyanında direnişi ve onu zaferle bütünleştirmeyi başarmıştır. Dolayısıyla her birey bu direnişten sonuç çıkarmalıdır" ifadesinde bulundu.
Sakine'nin bir parçası olabiliriz
Sakine Cansız'ın kendisine hitaben 'Zindandan çıkacaksın ve biz dağlarda buluşacağız, tekrar dağdan ineceğiz, Dersim'e ineceğiz' sözlerinin kendisinde büyük bir umut yarattığını söyleyen Aysel Doğan, bu yüzden şehadetini kabul edemediğini ifade etti. Üç kadın devrimcinin katledilmesinin Kürt Halk Önderliğinin barış projesine verilen uluslararası bir yanıt olduğunu ifade eden Doğan, sözlerini "Sakine direnerek düşmanla baş eden, bununla da yetinmeyip zafer ilan eden bir kadındı. Bu çok önemliydi. Her bir kadın 'Sakine direnmiş, biz de direneceğiz. Direnmek, artık kayalıklardan kendini atmak veya kaçıp gitmek değil' demiştir. Paris'te ancak bir devrimci böyle katledilebilirdi, kendisini böyle tehlike haline getirebilir, böyle korkutabilirdi emperyalistleri. Her birimiz Sakine'nin bir parçası olabiliriz. Bir araya geldiğimizde örgütlenerek ancak Sakineleşebiliriz. Çünkü Sakine bir örgüttü, PKK'nin temsiliydi. Ona ulaşmak için her Dersim kadınında bir çaba vardır. Sakine Dersim'di, şimdi Dersim de Sakine olmak durumundadır" şeklinde noktaladı.
Aysel Doğan kimdir?
Gençlik yıllarından itibaren Kürt kimliğinin tanınması ve anayasal güvenceye alınması için sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösterdi. Öğretmenliğe devam ederken 1980 askeri faşist darbesi ve sonraki yıllarda defalarca gözaltına alındı ve işkenceye maruz kaldı. Yıllarca mahkemeye çıkartılmadan cezaevlerinde tutuklu kaldı. Yürüttüğü siyasi mücadele nedeniyle devletin kontrgerilla timinin hedefi oldu. Aldığı ölüm tehditleri ardından Avrupa'ya çıktı. 1999 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine 2. Barış Grubu üyesi olarak Avrupa'dan Türkiye'ye geldi. Türkiye’ye giriş yapar yapmaz tutuklanarak yeniden cezaevine konuldu ve 10 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. 2009 yılında çıktı. En son 2011'de sudan gerekçelerle tekrar tutuklandı ve 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Geçtiğimiz yıl yakalandığı rahim kanseri nedeniyle tahliye edilen Doğan, şu an tedavi görüyor.
DUYGU EROL / JINHA/ELAZIÐ