Adı sık sık işkence ve kötü muamele ile anılan İzmir Aliağa Şakran Cezaevi'nde kalan hasta tutuklu kadınlar, nadiren de olsa sevk edildikleri hastanelerde karşılaştıkları muameleleri aileleri aracılığıyla duyurdu. Öznur Bartın, Fatma Menekşe, Şirin Başkurt ve Vildan isimli tutukluların, aileleri aracılığıyla gönderdiği mektuba göre, şubat ayında yapılan hastaneye sevk talepleri ağustos ayı içinde onaylandı. Kadınlar ring aracıyla götürüldükleri hastanede, jandarmaların psikolojik tacizlerine maruz kaldıklarını, ayrıca hekimlerin de bu politikalara alet olduğunu ifade ediyor.

Sistemli psikolojik işkence

Denizli Pamukkale Üniversitesi'nde Felsefe Bölümü'nde okurken 3 Haziran 2011 tarihinde gözaltına alınan ve Denizli D Tipi Cezaevi ile Bergama Kadın Cezaevi'nde kaldıktan sonra Şakran Cezaevi'ne sevk edilen tutuklu kadınlardan Öznur Bartın, Şakran'a getirildiğinden bu yana çok şiddetli diş ağrısı çektiğini belirtti. Dişinin enfeksiyon kaptığını ve yüzünün şişmiş halde olduğunu aktaran Bartın, 16 Ağustos'ta Konak Diş Hastanesi'ne 4 arkadaşı ile birlikte sevkinin yapıldığını, saatlerce elleri kelepçeli vaziyette ring aracı içinde bekletildiklerini belirtti. Bartın, "Askerlere 'bizi hücreye alın nefes almakta zorlanıyoruz' dememize rağmen bekletildik. Öğle yemeği geldi, ring aracında olduğumuz ve kelepçelerimiz çözülmediğinden dolayı yemek dahi yiyemedik. Sistemli bir psikolojik işkenceye uğradık" diye belirtti.

'Doktor uygulamaya göz yumdu'
Psikolojik işkencenin doktor odasında da sürdüğünü belirten Bartın, teker teker götürüldükleri doktorun odasında askerlerin bulunduğunu ve kelepçelerinin çözülmediğini, bunun üzerine iki arkadaşının hiç tedavi olmadan geri götürüldüğünü söyledi. Aylardır ağrıyan dişinin verdiği acının dayanılmaz noktaya gelmesinden dolayı kelepçeli muayeneyi kabul etmek zorunda kaldığını ifade eden Bartın, diş doktoru ile arasında geçen tartışmayı şöyle aktardı: "Kelepçelerin çözülmeden muayene edilmeme göz yuman doktora, 'Siz neden önyargılı davranıyorsunuz? Ben hastayım, siz ise doktor. İşinizi yapın. Kelepçeyi açmayarak onurumuzu çiğnemeye çalışıyorsunuz' diye tepki gösterdim. O da bana, 'Siz hep böyle yapıyorsunuz. Propaganda yapıyorsun' dedi ve orada bulunan askerlere dediklerini onaylattı."
Doktorun yine ilaç yazarak kendisini gönderdiğini söyleyen Bartın, diğer iki arkadaşının ise 'dosyaları üzerinden' muayene edildiğini, yüz yüze muayene için ise gün verildiğini belirtti.

'Yemekleri köpeklerin önüne atın'

Tedavisi yapılmayan kadın tutuklulardan Fatma Menekşe de, Konak Diş Hastanesi'nde elleri kelepçeli halde saatlerce bekletildiklerini, kelepçeli muayeneyi reddedikleri için muayene edilmeden geri götürüldüklerini aktardı. Siyasi tutsak oldukları için kendilerine 'ideolojik' davranıldığını ifade eden Menekşe, ayrıca yol boyunca askerlerin hakaretlerine maruz kaldıklarını belirtti. Askerlerin ring aracı içerisinde silahlarının mekanizmalarını açıp kapadığını söyleyen Menekşe, "Yol boyunca son ses müzik dinliyorlardı. Bize getirdikleri öğle yemeğini yemeyeceğimizi söyleyince askerler birbirlerine, 'alın şu yemekleri köpeklerin önüne atın, onlar yesin' dediler" diye kaydetti.

Tedavi aksasın diye her şey yapıldı

Daha önceden de Yeşilyurt Devlet Hastanesi'ne 5 arkadaşı ile birlikte götürüldüğünü anımsatan Menekşe, orada kendilerine kuru ekmeğin dışında hiçbir yiyeceğin verilmediğini belirtti. Ultrason için bile 3 ay sonrasına gün verildiğine dikkat çeken Menekşe, "Tedavilerimizin aksaması için ellerinde geleni yapıyorlar. Kan tahlillerimiz, çekilen röntgenlerimiz sürekli kayboluyor. Şubat ayından bu yana diş sevkim vardı. İlk defa geçen hafta götürdüler. Orada da kelepçem çözülmediği için muayene olamadım" diye konuştu. 

DİHA/İZMİR