• Şakran Cezaevi’nde iki doktor, iki tutsak ve 12 gardiyanın koronavirüsü testinin pozitif çıktığı bildirildi.

Aliağa Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutulan Şehriban Çoban, ailesi aracılığıyla bugüne kadar cezaevinde iki doktor, iki tutuklu ve 12 gardiyanın koronavirüsü testinin pozitif çıkıp karantinaya alındığını; cezaevinde hiçbir tedbirin alınmadığını söyledi.

İzmir'in Aliağa ilçesinde bulunan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaklaşık 2,5 yıldır tutulan Şehriban Çoban, 10 Nisan günü haftalık telefon görüşmesinde cezaevinde yaşanan hak ihlallerini annesi Nafiye Çoban’a aktardı. Çoban, 15 kişilik koğuşta 20 kişi kaldıklarını ve yeterli temizlik malzemesi verilmediğini söyledi. Koğuşlarında 70 yaş üzeri bir arkadaşlarının, bir bebeğin ve kanser hastası olan bir tutuklunun olduğunu belirten Çoban, hasta tutsakların hiçbir şekilde hastaneye götürülmediğini ve dezenfektan için cezaevi yönetimiyle birçok kez görüşme yaptıklarını, ancak sonuç alamadıklarını söyledi.

Baskın ve hakaretlere devam

Çoban, gardiyanların her 15 günde bir “arama” adı altında koğuşlara baskın düzenlediğini ve hakaretlere maruz kaldıklarını kaydetti.

Karantina koğuşu

Çoban, yan koğuşlarının karantina koğuşu yapıldığını, bu koğuşta iki tutuklunun kaldığını belirterek, iki cezaevi doktorunun, iki tutsağın ve 12 gardiyanın virüs testinin pozitif çıktığını; hem doktorların hem de gardiyanların tutsaklarla temas ettiğini aktardı.

Hiçbir tedbir yok

Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nden Mazhar Güler, Tarsus 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nden Hadi Elçiçek ve Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'nde Serhat Tuncer de yaşadıklarını yaşadıkları hak ihlallerini haftalık telefon görüşmesinde aileleriyle paylaştı. Tutsaklar, cezaevleri idarelerinin salgına dair yeterli tedbir almadığını dile getirdi.

Düzenli su bile yok

Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde Hepatit B ve akciğer rahatsızlıkları olan Mazhar Güler, şunları paylaştı: “Kişisel temizlik malzemeleri verilmiyor. Düzenli olarak sıcak ve soğuk su akmıyor. Koğuşlarımızda dezenfektan çalışması yapılmadı. Yeterli kadar eldiven ve maske verilmiyor. Yemekhanelerdeki personeller eldiven ve maske takmıyor. Yemekler sağlıksız ve az.”

Tarsus 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan kalp hastası Hadi Elçiçek, iki günde bir havalandırmaya çıktıklarını; kendilerine kişisel temizlik malzemelerinin verilmediğini ve gardiyanların hijyen kurallarına uymadığını söyledi.

Şeker, tansiyon, kalp rahatsızlıklarının olan Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki Serhat Tuncer ise havalandırmaya dahi çıkarılmadıklarını paylaştı.

Sıcak su verilmemesi

Amed Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) Yönetim Kurulu üyesi Avukat Şerzan Yelboğa, cezaevlerindeki doluluk oranları ve koğuşlarda yerde yatan tutsakların durumlarının görmezlikten gelindiğini belirterek, “Kurum, kuruluşlar ve ilgili bakanlar dışarıda nasıl önlem alınıyorsa aynı hassasiyet, cezaevleri için de geçerli olmalıdır.  Öncelikle hasta tutuklular, masumiyet karinesi ilkesi uyarınca uzun süreli tutuklu bulunan ve çocukları ile birlikte cezaevinde kalan anneler, bira an önce serbest bırakılmalıdır. Tutuklular dezenfektana ulaşamadığı için kantinden kolonya almak isterken cezaevi idaresi tarafından engellenmiştir” dedi.

Tutuklulara sıcak su verilmemesinin artık bir politika haline geldiğini belirten Yelboğa, şunları söyledi: “Sıcak su belirli gün ve saatlerde verilmesi, hijyen kurallarının cezaevleri için neredeyse uygulanmadığının göstergesidir. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, salgına karşı hükümetleri hapishane koşullarını iyileştirmeye, siyasi tutukluları, gazetecileri serbest bırakmaya ve insan haklarını gözetmeye çağırmıştır. Hasta tutsaklar hukuka aykırı gerekçelerle serbest bırakılmıyor.”

Çok fazla hak ihlali

Cezaevlerindeki durumu değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, salgınla birlikte cezaevlerinde çok fazla hak ihalenin yaşandığını ifade etti. Sorunların devasa boyuta ulaştığını kaydeden Yoleri, yaşanan sorunların başında ise cezaevlerindeki doluluk oranının geldiğini belirtti. Bu nedenle salgının ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan Yoleri, “Doluluk oranı salgından korunmak adına önerilen sosyal mesafeyi imkansız kıldığı gibi, temizlik malzemelerinin yeterince verilmemesi ve parayla satılıyor olması salgına karşı önlemlerin uygulanmasını imkansız kılıyor” dedi.

Salgın döneminde Marmara bölgesinde bulunan cezaevlerinde hak ihlallerinin arttığını ifade eden Yoleri, tutukluların aileleri aracılığı derneklerine ulaştırdığı hak ihlallerinin bazılarını MA’dan Erdoğan Alayamut’a şöyle sıraladı: "Salgından dolayı koruyucu malzemeler temin edilmiyor. Hastalık belirtisi gösteren bazı mahpuslar hastaneye sevk edilmiyor ve test yapılmıyor. Test yapılmışsa da bunun sonucu paylaşılmıyor. Sürekli tedavi ve kontrol gerektiren bir kronik hastalığı olanların tedavilerine ara verilmiş. Revire sevk istekleri ayda bir ile sınırlandırılmış. Arama ve sayım adı altında infaz memurlarının korumasız olarak odalara girmesinin salgının yayılma riskinin artırıyor." HABER MERKEZİ