Şakran Cezaevi’nde başlatılan açlık grevi eylemi 33. gününe girdi. Ailelerin de açlık grevine hazırlandığını söyleyen İzmir Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Sözcüsü Selma Altan, tutsakların 7-8 kilo kaybettiğini ve durumlarının gün geçtikçe kötüye gittiğini belirtti. 

İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’ndeki tutsakların “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması; cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması ve koşulların düzeltilmesi” talebiyle başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 33. gününe girdi. Cezaevinde 15 Şubat’tan bu yana açlık grevinde olan tutsaklar, yaklaşık 7-8 kilo kaybetti. İzmir Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Sözcüsü Selma Altan, açlık grevine girenlerin durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini belirterek, tutukluların her şeye rağmen morallerinin yerinde olduğunu söyledi. Yetkililerin sadece açlık grevine karşı doktor gönderip grevi kırmaya çalıştığını aktaran Altan, “Cezaevlerinde açlık grevinden sonra tutuklular üzerinde baskılar daha da artırmış durumda. Tutsaklar görüşe çıkartılmıyor. Ayrıca yaka kartı uygulaması dayatıyorlar. Tutsakların dışarı ile iletişimleri kesilmiş durumda” dedi. 

15 Mart tarihinde Menemen, Kepsut, Kırıklar, Manisa ve Ödemiş cezaevlerinde başlatılan süreli dönüşümlü açlık grevinin 5. gününde olduğunu söyleyen Altan, bu cezaevlerinde de baskıların arttığını, tutsaklara iletişim cezaları verildiğini aktardı.

Aileler de hazırlanıyor

Altan, şunları söyledi: “Aileler isyan ediyor artık. Aileler dışarıda açlık grevine hazırlanıyorlar. Kendi çocuklarına ağabeylerine sahip çıkmak için önümüzdeki günlerde bu direniş yükselecektir. Yaka kartı uygulamasını kabul etmeyen bazı tutsakların infazları yanmakta. Aileler yakınlarının hayatlarından endişe duyuyorlar. Cezaevinde tecrit had safhada. Sosyal alanlar tamamen kapatıldı. Cezaevlerinde insanlık ölüyor.” 

Talepleri karşılansın

Şakran Cezaevi’nde 11 yıldır tutulan müebbet hapis cezalı Özkan Yaşa’nın annesi Hazal Yaşa, bir haftadır oğlunun görüşüne gidemediğini belirterek, oğlunun görüşe çıkacak durumda olmadığını söyledi. Türk Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’na seslenen Yaşa, “Benim oğlum şu an açlık grevinde. Oğluma ve tutsaklara bir şey olursa sorumluları onlardır. Talepleri yerine getirmiyorlar. Çocuklarımızın talepleri karşılanana kadar gerekirse biz de açlık grevine gireriz. Çocuklarımıza cezaevinde ‘terörist’ kartı dayatıyorlar. Ben oğlumu sağlam istiyorum. Sonuna kadar davamızdan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise 16 tutsakla devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi 24. gününde. Van T Tipi Cezaevi’nde ise 26 tutsakla devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi 12. gününe girdi.  


Hacı İsa Bafra’ya, torunu Ordu’ya sürgün

Yaşadığı ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliye talepleri reddedilen 80 yaşındaki Hacı İsa Sezek, Bafra Cezaevi’ne; aynı cezaevindeki torunu Süleyman Timurtaş ise Ordu Cezaevi’ne sürgün edildi.

Geçen yılın Aralık ayında Siirt’te gözaltına alınan ve 23 gün polis sorgusunda kaldıktan sonra tutuklanan 80 yaşındaki Hacı İsa Sezek, oğlu ve torununun da tutuklu bulunduğu Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürülmüştü. Tutuklanması gündem olan ve sağlık sorunları nedeniyle tahliyesi yönünde yapılan başvurular reddedilen Sezek, bu kez de 7 tutsakla birlikte kilometrelerce uzaklıktaki Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. 

Cezaevinde bir süre torunu Süleyman Timurtaş ile aynı koğuşta kalan Sezek, bu durumun haberleştirilmesi üzerine cezaevi savcısı tarafından başka bir koğuşa götürülmüştü. Son karar ile Sezek Bafra Cezaevi’ne, torunu Süleyman Timurtaş Ordu Cezaevi’ne sürgün edildi. Sezek’in oğlu Mehmet Emin Sezek ise hala Siirt Cezaevi’nde tutuluyor.

Sezek’in Bafra’ya götürüldüğünü görüşe gidince öğrenen ailesi ise duruma tepkili. Tutuklamalar nedeniyle evde sadece kadınların kaldığını belirten kızı Ayşe Sezek, Siirt’teki cezaevinde zaten zor koşullarda kalan babasının Bafra’ya sevk edilerek koşulların daha da zorlaştırıldığını dile getirdi. 


Dönüşümlü açlık grevi sürüyor

PKK ve PAJK’lı tutsakların, 15 Mart’ta başlattığı 1 aylık açlık grevi eylemi 5. gününe girdi. “Öcalan ve yanındaki tutuklular üzerindeki tecridin bir an önce kaldırılması, özgür koşullarda müzakere etme koşullarının sağlanması, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri uygulamalarından vazgeçilmesi ve köylerin yakılıp yıkılması uygulamalarına son verilmesi” talebiyle başlayan açlık grevi, 15 Nisan’a kadar 5’er günlük dönüşümlü olacak. 


Sürgünler eşlik ediyor

Cezaevlerinde yaşanan sistematik uygulamalar ve hak ihlallerine sürgünler de eşlik ediyor.

Türk cezaevlerinde açlık grevine katılanlar sürgün ediliyor. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 15 Mart’ta açlık grevine başlayan Bişar Pehlivan, Kadri Doğanay, Emrah Gültekin, Hasan Solucan ve Şahban Kastarlı, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi.

Mardin E Tipi Cezaevi’nde kalan ve isimleri öğrenilmeyen 5 tutsak da açlık grevine girdikleri için sürgün edildi. Tutsakların isimleri ve hangi cezaevine sürgün edildikleri konusunda bilgi edinilemedi.

Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise 70 kişi sürgün edildi. Tutsaklar arasında 8 Mart’ta süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlatan 10 tutsak da bulunuyor. 16 Mart’ta yapılan sürgünün gerekçesi ve tutukluların nereye götürüldüğü ise öğrenilemedi. 

Açlık grevinde olup sevk edilen 10 tutsağın isimleri şöyle: Gani Kaya, Mahsun Yüksekdağ, Dilgeş Yaşar, İlyas Yorgun, Mesut Yabalak, Abdullah Kaya, Yunus Konak, Kerem Karagöz, İsmail Berke ve Taner Aslan.

Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve açlık grevinde olan Şakir Bülbül, Ahmet Osman, Sekvan Uca, Deniz Özbeş ve Mehmet Erbey de Tekirdağ F Tipi 2 Nolu Cezaevi’ne sürgün edildi. 

Kadın tutsaklar da

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde bulunan Rabia Sönmez ve Gülistan Kara, girdikleri açlık grevi nedeniyle 15 Mart akşamı Şakran Cezaevi’ne sürgün edildi. Yine Siverek Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve açlık grevi eylemine başlayan 3 kadın da Alanya’ya sürgün edildi.


Her yere kamera

Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutukluların 24 saat kamerayla izlendiğini belirten Avukat Tugay Bek, “Her yere kamera koymuşlar” dedi. 

Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklulara yönelik baskılar her geçen gün artıyor. Tutsaklarla görüşen Avukat Tugay Bek, hasta tutsakların hastaneye sevkleri sırasında askerlerin hakaret ve tehditlerine maruz kaldığını belirtereke, kötü muameleye maruz kalmamak için hastaneye gidemediğini ve tedavi olmadığını aktardı.

Çıplak arama dahil birçok hak ihlallerine maruz kaldığını ifade eden Av. Bek,  gazete ve dergilerine el konulduğunu, koğuş içlerine kamera takılmak istenildiğini ifade etti. Bek, daha önce takılan kameraların tutsaklarca kırıldığını, bunun için de soruşturma açıldığını hatırlattı. Cezaevi idaresinin tutsakları 24 saat izleyip özel hayatı ihlal ettiğini savunan Bek, bu şekilde tutsaklar üzerinde psikolojik baskı oluşturulmak istenildiğini aktardı.

Kameraların koğuşlara konulmak istenilmesinin ekstra bir ceza olduğunu aktaran Bek, bundan vazgeçimesini istedi.


HABER MERKEZİ