KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Êlîh bir kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıya sert tepki göstererek, "Bu saldırıların arkasında AKP ve yeşil Ergenekon’un varlığı görülmelidir" dedi. Halkı saldırıların üzerine gitmeye çağıran KCK, özellikle caydırıcılık için öz savunmanın "kurumsallaştırılmasını" istedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, kontraların Batman’da bir genci katledip birkaçını da yaraladığı belirtilerek; daha önce de Cizîr’de Rojava’daki çetelerin bombalı saldırısında katledilen gencin taziyesine saldırıldığı hatırlatıldı. Êlîh’deki cinayetin, Türk Başbakan Erdoğan'ın HÜDA PAR Genel Başkanı ile görüşmesinden sonra gerçekleştiğine dikkat çekilen açıklamada, bu saldırıların, çetelerin Rojava Devrimi'ne saldırdığı dönemde gerçekleşmesinin kirli ilişki ve planların olduğunu da gösterdiği kaydedildi. Türk devletinin Kürtlerin Özgürlük Mücadelesini yükselttiği her dönemde kirli savaş ve kirli ilişkiler içine girdiği anımsatılan açıklamada, "Rojava’da silahlı çetelerin Kürt halkına saldırması 1990’lı yıllarda Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşın Suriye'de pratikleşmesidir. Cizre’de ve Batman’da yapılan saldırılar da Türk devletinin Özgürlük Mücadelesi karşısında zorlandığı dönemde gerçekleşmiştir. AKP Hükümeti bu çevreleri bu saldırılara teşvik ederek Özgürlük Mücadelesi karşısında rahatlamak istemektedir. AKP, Özgürlük Mücadelesine karşı yürüttüğü savaşta şimdi bu kirli yöntemleri deneme kararı almıştır. Böylece Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı yeni bir kirli savaş ve psikolojik harekat dönemi başlatmak istedikleri anlaşılmaktadır" denildi.

Son zamanlarda kendilerini HÜDA PAR olarak örgütleyen Hizbullah’ın(Hizbulkontra) yayın organlarında Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve BDP’nin hedeflenmesinin, böyle bir saldırının psikolojik ortamının hazırlığını gösterdiği belirtilen KCK Yürütme  Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında, şunun altı çizildi: “1990’lı yıllarda olduğu gibi devletin bu saldırılara göz yumup destekleyeceği de anlaşılınca bu saldırılar başlatılmıştır. 1990’lı yıllardaki kontra cinayet tecrübelerini bu yeni saldırı döneminde de kullanılacakları anlaşılmaktadır.”

Saldırılar tek merkezden

Bu saldırıları tesadüf ve yereldeki bazı unsurların yaptığı olaylar olarak görmenin yanlışlığına işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, hem Kuzey Kürdistan’daki hem de Rojava’daki saldırıların aynı merkezden yönlendirilen; kirli savaş merkezinin karar ve planlamalarının sonucu olduğunu vurguladı. “HÜDA PAR denilen 1990’lı yıllarda devlet himayesinde Kürtleri katleden bu çevrelerin Rojava’daki çetelerle iç içe oldukları netleşmiştir. Şimdi hem Kuzey Kürdistan’da hem Rojava’da İslam maskeli bu kontralar AKP Hükümeti ve yeşil Ergenekon tarafından Kürt Özgürlük Hareketi’ne saldırtılmaktadır” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

Sadece HÜDA PAR değil

“Bu cinayetin ve saldırıların Türk devleti ve AKP hükümeti ile bağı görülmelidir. Sadece HÜDA PAR’la ilgili görmek olayı eksik değerlendirmek olur; dolayısıyla da tedbir ve bu saldırılara karşı mücadelede yetersiz kalınır.
Halkımız ve demokrasi güçleri bu cinayetlere karşı protestolarını her yerde yükseltmeli ve bu saldırılara dur demelidir. Bu saldırıların arkasında AKP ve yeşil Ergenekon’un varlığı görülmelidir.

Saldırıların durdurulması için

Bu saldırıların durdurulması için AKP’ye karşı tutum ortaya konulmalı ve mücadelenin bir boyutu da AKP’nin bu kirli savaşına karşı olmalıdır. Halkımız bu saldırıların devlet ve AKP tarafından yaptırıldığı bilinciyle bir iki günlük protestolarla sınırlı kalmayarak bu saldırıların üzerine gitmelidir. Bu cinayetleri protesto eden yaygın gösteriler yapılmalıdır.

Saldıranlar kontralardır

Cizre ve Batman’da saldırıları gerçekleştirenler, Rojava’daki silahlı çeteler gibi İslam’ı ve İslami değerleri kullanarak halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesine birileri adına saldıran kontralar olmaktadır. Bunlar karşıt İslam’dırlar. 1990’lı yıllarda kontra cinayetlerinin günümüzdeki uygulayıcılarıdır.

Öz savunma kurumlaşmalı

Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu saldırıların seçim döneminde ve sonrasında daha da yaygın yapılacağını bilerek öz savunmalarını kurumlaştırmalı ve bu saldırıları caydırıcı olmalı. Öz savunma Kürt halkının meşru hakkıdır. Devletin tıpkı 1990’lı yıllarda olduğu gibi kendilerini savunmayacağı, aksine saldırganları teşvik ettiği ve kışkırttığı bilinmelidir.”

Duvar karşı çok boyutlu mücadele
Rojava sınırına örülen duvarların da Türk devletinin Kürt Özgürlük Mücadelesine her yerde düşmanlığının somut kanıtı olduğunu kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle tamamladı: “Nusaybin Belediye Başkanı’nın ölüm orucunu destekleyen halkımızın mücadeleyi geliştirerek Türk devletinin ve AKP Hükümeti’nin Rojava düşmanlığını bırakması sağlatılmalıdır. Türk devletinin Kürt Halk Önderi’nin bir yıl önce başlattığı sürece karşı samimi olmadığı Rojava Devrimi’ne ve Kuzey Kürdistan’daki halkın mücadelesine saldırılarda görülmektedir. AKP’nin bir çözüm politikasının olmadığı, bu süreci psikolojik savaş süreci haline getirme ve Özgürlük Mücadelesini zayıflatma olarak değerlendirdiği görülerek mücadele çok boyutlu sürdürülmelidir.”

 ANF/BEHDİNAN