BASIL REŞÎD / ANHA/HESEKÊ
Faşist Türk devleti ve onun ‘Milli Suriye Ordusu’ adıyla DAİŞ ve El Kaide’den devşirdiği çetelerin işgal saldırısı sonucu yerinden edilen Zehra Îsmaîl, tüm yaşantısını geride bırakarak göç yollarına düştü. Yorgun gözler, endişeli yüreği ve evine dönme ümidiyle yol üstünde soluklanan Îsmaîl, çete devletinin bombaladığı köyünü izliyor.
Yıllardır yaşadığı Til Temir’in Erîşa köyündeki evinden gözü yaşları içerisinde ayrılmak zorunda kalan Zehra Îsmaîl, “Türk devleti ve çeteleri köyümüzü yaktı. Evlerimizi yıktı. Evimize düşen ateş yüreğimizi yakıyor. Geçimimizi sağladığımız her şeyimiz orada kaldı. Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyor.
Bu savaşlardan yorulduk
Elinde tuttuğu su matarasını göstererek, “Artık savaş bitsin. Biz bu savaşlardan yorulduk. Önümüzde kış var. Bu kış ne yapacağız? Üstünde yatacağımız bir yatağımız bile yok. Çocuklarımızı korumak için nereye gidelim? Sokaklarda aç ve susuz kalacağız. Ağzımı ıslatmak için yolda bulduğum bir su şişesini alıp içtim. Bu su içimdeki yangını söndürebilir mi?” diye isyan ediyor.
Ne günahımız vardı?
14 günlük torunuyla birlikte göç yollarına düştüğünü söyleyen Îsmaîl, Türk işgaline tepkisini “Bu çocuğun ne günahı vardı ki bu kara günleri yaşadı? Biz ne günah işledik ki başımıza bunca şey geldi? Önümüzdeki kışa rağmen içimize düşürdükleri bu ateş için Allah Türk devleti ve çetelerinin saltanatını yıksın!” sözleriyle dile getiriyor.