Çözüm sürecinde kritik bir aşamadayız, süreç kopma noktasına mı gidiyor denilen bir dönemde hükümet ile İmralı heyetinden bir açıklama geldi. 2013 Newrozun’da Kürt halk önderinin yaptığı açıklamadan sonra 28 Şubat açıklaması sürecin en önemli parametresi olarak kayıtlara geçti.
Bu süreç zorlu ve bariyerlerle dolu bir yolun sonunda bu aşamaya geldi. Bundan sonra yapılacak olan bu süreci nihai hedefe götürecek cesaret ve kararlılığı ortaya koymaktır.
Bu açıdan gelinen aşamayı, yapılan açıklamayı doğru okumak esastır. İçerik olarak büyük bir zihinsel dönüşümü hedefleyen bu süreci sadece PKK’nin silah bırakması üzerinden değerlendirmek direksiyonu çıkmaz sokaklara kırmaktır.
Dikkat edilirse ortak basın açıklaması olarak görülen karede de aslında herkes kendi görüşünü ortaya koydu. Öcalan’ın hazırladığı metin kapsam ve içerik olarak sorunun esaslarını içerirken, hükümet adına Yalçın Akdoğan’ın okuduğu açıklama daha çok seçimlere bir yatırım olarak PKK’nin silah bırakmasına odaklanmıştı.
Öcalan daha önceki birçok açıklamasında bu görüşü, arabayı atın önüne sürmek olarak değerlendirdi. O halde şunu söylemek mümkün. AKP bu süreci yine PKK’nin silah bırakması üzerinden ele alırsa ciddi bir gelişmenin sağlanması mümkün olmayacaktır.
Dolayısıyla asıl mevzu belirtilen on madde üzerinden müzakerelerin bir an önce başlamasıdır.
Bunun için hükümet üzerine düşeni zaman geçirmeksizin yapmaya başlamalıdır.
Peki AKP bu konuda umut veriyor mu? AKP’nin eski karnesi bu yönlü kırık notlarla dolu. O açıdan ihtiyatlı olmak gerekiyor.
AKP’nin bu açıklamayı seçime bir yatırım olarak ele alması muhtemeldir. Erdoğan’ın 400 milletvekili istiyorum talimatı bu açıklama üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılabilir.
Eğer PKK seçim öncesi kongresini yapar ve silahlı güçlerini geri çekme kararını açıklarsa AKP bunu özellikle batıda kendisinin büyük zaferi olarak gösterecek ve bununla seçimlerde güçlü sonuçlar almaya çalışacaktır.
Peki bu hesapların tutması olası mıdır?
Bir yere kadar tutması muhtemeldir. Ancak kalıcı sonuçlar elde etmesi mümkün değildir. Burada iş HDP ve Kürt hareketine kalıyor. Çünkü bu süreci bugüne kadar getiren gerçek irade Kürt hareketinin ortaya koyduğu iradedir.
Eğer Kürt tarafı bu süreci sürdürmede ısrarlı olmasaydı, Kobanê sürecine Erdoğan’ın yaklaşımı çözüm sürecini bitirmeye götürebilirdi. Sadece 6-8 Ekim olayları değil, Türkiye’de çok daha kanlı bir süreç başlayabilirdi.
AKP çözüm ilkelerine bağlıysa hiç zaman geçirmeksizin, yeni bir süreç başladı, o halde 'iç güvenlik paketi'ne gerek yok ve meclisten geri çekiyorum, demelidir. Bu AKP’nin önündeki ilk dersidir.
PKK’ye silahlı güçlerini sınır dışına çek deniliyorsa, AKP’ye de bu güvenlik paketini geri çek, on madde çerçevesinde zihinsel dönüşüme buradan başlangıç yap denilmelidir.
28 Şubat açıklaması daha büyük hedefleri ön görmektedir. Kimsenin orada çakılı kalma gibi bir lüksü yoktur. Kalıcı bir çözüm ve barışa gidişte büyük adım olup olmadığı bu perspektif üzerinden yapılacaklarla açıklanabilir. Bu açıklamaya bağlılık karşılıklı somut adımlarla kendisini gösterecektir.
Bunun için tüm HDP bileşenleri ve demokrasiden yana tüm kesimler bu sürece yüklenmelidir. Çünkü bu süreci yaratan demokrasi güçlerinin mücadelesidir. Sonuca götürmesini sağlayacak olan da yine bu güçlerin kararlı mücadelesi olacaktır.