Hasan SAĞLAM

Bir sürecin içinden geçiyoruz. Kuşkusuz sendeleyeceğiz, şaşırmak aslında en doğal refleks olmalıydı ancak bilmem son kaç onlarca yıldır insanlar bundan uzaklaştı. Her şeyi o kadar normal karşıladık ki; ah ölümler… ölümler… ölümler...

Buğdayın tadına dadanan Âdem, giderinin olmadığını düşünememiş ve karnı patlayacak derecede şişmişti. Eh Tanrı’nın da acemilik günleri tabi kendine benzemeyen bir şey yaratmalıydı, yiyebilen bir şeydi ama giderini akıl edemedi. Sonra bir kuş geldi, giderini açtı. Şimdi başa döndük, dünyanın karnı şişti ve rasyonel biçimde fizyolojik bir gider yok. Metabolizma ters çalışıyor, beyin altına işemiş, mide kaymış, kalp müdür mü olmuş ne? Ama kalbin şansı yok kapıyı tutan çatlatacak çünkü gider yok, o “inci” kuşu da yok gider açacak, zira hayvanlar intikam alacak. Eh Tanrı hala çok acemi!

Facebook, Twitter, Instagram gibi alanlardan sosyalizasyonu sağlıyoruz. Dünyanın diğer ucunda olup bitene anında ulaşıyoruz. Afrika’da açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların fotoğraflarını paylaşıp vicdanımız ile örtüyoruz. Ancak “sanalizasyon” ile dünyanın gazı çıkmıyor. Biraz Sokrates’ten savunma, Nietzsche’den erdemli insan edası, Buda’dan hümanizm, Gandi’den pasif direniş, Marx’tan emek sermaye çelişkisi, alıntılar ile felsefi yanımızı zıkkımlıyoruz. Şiire gömüyoruz sevgililerimizi, canım Cemal Süreya, görmedi dizelerinin sanalda nasıl cirit attığını, Can Yücel’in galiz küfürleri bu kadar ağızlarda şişmemişti, hep bir gideri vardı. Şimdi sosyalizasyon giderini “sanalizasyon” ile buldu, hem de çarkına malzeme yetiştiremiyor.

Köpek öldüren, kedi yakan magandalara olan tepki göz yaşartıcı. Ama bunların beslendiği temel kaynak konusundaki duyarlılık kıvrak bir beyin ile sanalizasyona akıyor. Çünkü Erdoğan özellikle bu alanda ajanlığı geliştirince AKP devletine karşı yapılan paylaşımlardan herkes imtina etti, ona karşı paylaşımlar minimize oldu. Yurt dışında kalanlar ülkeye gitme ihtimali olmayanlar hariç herkes el-etek çekti. Vefasızlıktan dem vururuz, aidiyetsizlikten kendini inkâr eden haramzadelerden, ancak kendimize durup sorduk mu, “Herkes böyleyse ben nasılım?” Ah Gülten Akın “kimsenin vakti yok durup ince şeyler düşünmeye” dediğin sanırım tam da bu hengâmeydi. Elbette bu devletlerin sistematik isteği, asosyalize etmek veya yeni tabirle sanala düşürüp sanalizasyonda eritmek.

Eee şimdi durumdan vazife çıkarmak diye bir şey var. Geldik mi Kirmel’in yokuşuna. (Dersim Ovacık arası Torunoba’dan yasak mıntıka köylerine doğru tırmanırken ilk köy) Doğayı tahribat konusunda hızınızı kesecek güç yoktu, Marmaris’ten Dersim’e orman yangınları, Uzun Dere’den Munzur’a barajlar, köpekleri sokakta arabalar sürüklemekten, kedileri ateşe atmaya kadar, dağ keçilerini vurup boynuzlarına basarak çektiğiniz fotoğraflar, doğanın hafızasına çoktan kazındı. Doğa insan denilen canavara secde etmez. Tıpkı Adem’e secde etmemiş Azazil gibi. Tur Dağı’nda Musa ile karşılaşmasını Hallac-ı Mansur’dan aktaralım.

“Musa dedi ki; buyruğa karşı geldin. Azazil; o bir sınavdı. Musa; onu anımsıyor musun? Azazil; ey Musa katıksız aklın belleğe ihtiyacı yoktur. Musa; neden secde etmedin? Azazil; Adem’in Tanrı’ya neyi benziyor ve benim Tanrı’dan ne farkım var ki onun yarattığına secde edeyim? Ben sevgimde kararlıyım, ama sana -dağa bak dedi sen baktın-“ Azazil cennetten kovulmadan önceki İblis meleğidir. “Ben ateşten geldim ateşe dönerim” der.

Aslında Tanrı ilk göz ağrısını başka biçimde tam erk için harcamıştı yani cezalandırmıştı. İktidarlar birbirine ne kadar benziyor değil mi; beraber yola girip sonra yoldaşlarını öldüren iktidar hırsı ile katledenler… Ve akılları asla katkısız değildir, bellekler; öldürme, yalan söyleme, tecavüz, katletme ile doludur. Korkunç bir rezaletin eşiğinde, şaşırtıcı değil de aptallaştırıcı biçimde dünya kocaman bir hapishaneye döndü. Gerek dağlarda, büyük ormanlarda korkunç tuzaklarla vurduğunuz gerekse çiftliklerde çeşitli antibiyotiklerle şişirdiğiniz hayvanlar şimdi midenizde şişiyor.

Hüsnü tabir biçimde söylemek gerekirse, kapitalizm kendi dünyasına sıçtı, virüslü bir gider açtı. Kapitalizmin çılgınlığı ile Tanrı’nın acemiliği şişti.