Sanat eserine dönüşen hafıza

Kültür/Sanat Haberleri —

Lukman Ahmad'ın bir eseri

Lukman Ahmad'ın bir eseri

  • Lukman Ahmad, Hesen Zîrek, Meryem Xan gibi dengbêjlerin resimlerini çiziyor. Bu yıl Virginia ve Washington'daki sergileri Qoserli dengbêj İzedino'yla ilgiliydi. Şarkılarını, destanlarını sanatıyla günümüze taşıyor. Şu sıralar Cembeliyê Mîre Hekarî, Meme Alan, Derwêşê Evdî’nin destanları üzerinde çalışıyor.

DENİZ BABİR/HAMBURG

Amerika’da yaşayan ressam ve grafiker Lukman Ahmad, geçtiğimiz günlerde 14. Hamburg Kürt Film Festivali kapsamında Kürt motifleri üzerine bir atölye çalışması yaptı. Lukman Ahmad, 1972 yılında Rojava’nın Dirbêsiyê ilçesinde dünyaya gelmiş ve 2010 yılından beri de ABD’de yaşayan yetenekli ve halkının sorunlarına duyarlı bir ressam. Ressamlığının yanı sıra gazeteci ve program yapımcısı da aynı zamanda. Fakat o, benim asıl kimliğim ressamlık diyor. Festival kapsamında Hamburg’da bulunan Lukman Ahmad ile atölye çalışmasının ardından sanat hayatına ve çalışmalarına dair sohbet ettik.

 

Lukman Ahmad

 

Üretken ve başarılı bir ressam olarak öne çıkan Ahmad’a Rojava’da resim ile ilişkisi ne zaman ve hangi şartlarda başladığını sordum. Ahmad çocukken sanata olan yeteneğini başkalarının yardımıyla keşfettiğini anlattı: ''Sanata ilgim çocuk yaşlardan itibaren başladı. İlkokuldaki hocalarım ben daha farkına varmadan bendeki kabiliyeti fark etmiştiler. Benim diğer çocuklardan farklı olduğumu ve resimdeki yeteneğimi görmüşler. O zamanlar Lidya Keleş adında beni çok destekleyen ve öne çıkarmak isteyen bir hocam vardı. Onu sanat hayatımdaki ilk rehberim olarak görüyorum. Bana sürekli, sanatta iyi olduğumu ve bu alanda çalışmamı söylüyordu. O zamanlar heykeltraşlık yapıyordum.

 

 

Hesekê’de bir çocuk yarışması vardı 1982 veya 1983 yılı tam hatırlamıyorum şimdi, orda heykeltraşlık kategorisinde birinci oldum. Bu bana güç verdi. İşin doğrusu ailem çok da memnun değildi sanata ilgilli olmamdan, okumamı istiyorlardı. O zamana kadar sanatla aramda bilmediğim güçlü bir bağımın olduğunu anladım. Bu bağı tam olarak kavramam da biraz zaman aldı diyebilirim ve bu bağın farkına vardığımdan beri de hep sanatla oldum. Kendimi sanatta buluyorum. Düşündüğüm şeyleri en iyi sanatla dile getiriyorum.

 

 

Evimde benden önce öğrenci veya sanatçı olan kimse yoktu. Çocukken heykel yapmaya başladım, orasının benim için çok özel bir yer olduğunu gördüm, hayalimi, aşkımı, acımı hiç bilmeden, hiçbir bilinç olmadan gördüm. Çocukken benim için bir aşktı, benim için var olan en güzel oyundu. Yavaş yavaş sanata yöneldim, hâlâ sanat bir çocuk gibi beni kendine çekiyor.’’

 

 

İlk eserlerim

Peki o zamanlar onun için resimde rol model olacak kimseler var mıydı: ''Açıkçası kimse yoktu. O zamanlar Kürtler arasında resimle uğraşan insan çok azdı ve çok da önem veriliyordu bu alana. Hatırlıyorum, Dirbêsiyê’de bir halamın oğlu vardı adı İbrahim Heyderi. Hayal meyal hatırlıyorum onun resim yaptığını. Evine gittiğimde resim yaptığını görmek çok hoşuma gidiyordu. Fakat onun diğer insanlardan farklı olduğunu anlıyordum, hem akrabalar arasında hem de babam için o farklı biriydi. Onun benim üzerimde biraz etkisi oldu. Zaman içerisinde okudukça yabancı ressamların üzerimde etkisi oldu. Hesekê’de Malva, Beşar İsa gibi Kürt olan meşhur ressamlar vardı, adlarını gazetelerden, radyolardan duyuyorduk fakat onları yüz yüze hiç görmedim. İlk eserlerim başkalarının etkisi altında kalmadan ortaya çıkarttım diyebilirim. Arayışım oldu, nasıl daha çok sanatta derinleşebilirim diye. Büyüdükçe bazı ressamları tanıdım. Kandinsky’nin mesela bende büyük etkisi vardır. Gustav Klimt, Marc Chagall, Matisse gibi ressamlarında üzerimde emeği vardır. Picasso çizimlerinde ortaya çıkarttığı devrimle beni etkiledi. Bu isimler için hocalarım diyebilirim.''

 

 

Kültürel kimlik

Sanatın diğer alanlarında örneğin edebiyatta, sinemada, tiyatroda ürünün hangi halka ait olduğunu dilinden anlarız fakat resim sanatında durum böyle değildir. Lukman Ahmad'ın resimlerinde Kürt folkloruna, destanlara ve denbgêjlere rastlıyoruz, ona sizin resimlerin Kürt resim sanatı olduğunu söyleyebilirler miyiz diye sordum o da şöyle cevapladı: “Şüphesiz ki öyle. Ben az önce bahsettiğin görüşü paylaşmıyorum. Resim sanatı halkların kültürel kimliğini yansıtır. Mesela Picasso, Katalan öykülerini, halk masallarını sanatınıda çok iyi kullandı. Öküz, at, savaşçıları çiziyordu ve renkleriyle de halkını yansıtıyordu. Hakeza Marc Chagall de Yahudi öykülerini resimlerine taşımış. Böyle çok sayıda sanatçı var ki geldikleri toplumun kimlikleri onların en belirleyici özellikleri haline gelmiş. Mesela hala da resimde Alman ekolü deriz, Fransız ekolü veya İtalyan ekolü deriz. Haklarla özdeşleşmiş neredeyse bu ekoller. Ben de bunu resimlerimde yapmaya çalışıyorum ve bunun için uğraşıyorum. Kürt kültürü, folkloru ve kimliğini resimlerle ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Bundan gurur duyuyorum. Belki bir ölçüde benim resimlerimle diğer halklar Kürtlerin nasıl zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu görürler.