Kilamlarla büyüyen Dersimli sanatçı Hıdır Kutan, 35 yıllık sanat hayatından kesitler anlattı ve sanatçının halka karşı sorumluolduğunu vurguladı.
ERKAN GÜLBAHÇE / FRANKFURT
Sürgünde yaşamak zorunda kalmak bir insana yaşatılacak en büyük acı olsa gerek. Hele muhalif bir kimliğe sahip bir sanatçı, toplumsal olaylara kayıtsız kalmayan bir insan iseniz. Hıdır Kutan henüz on iki yaşında iken önce İstanbul’a oradan da, 2007 yılında Avrupa’ya çıkıyor. Dersimli Kutan, çocuk yaşta müzik ile tanışır ve çocuk yaşta müziğe ilgi duyar. Arabesk furyasına katılan Kutan müzik ile uğraşan abilerini gözlemler, kendisine örnek aldığı sanatçıları dinler ve onlardan ders almaya çalışır. Arif Sağ’la tanışması sonrasında ise Kutan, halk müziğine yönelir.
Müziğe eğilimi aileden gelen Kutan, çocukluğunda dedesinden dinlediği kilamları şöyle anlatıyor: “Dersim’de çevremin büyük bir kesimi memur olarak çalışıyordu. Yaşayanlardan profesyonel anlamda müzik ile uğraşan yok. Ancak Dedem Weliyê Huşenî İmam halk ozanıydı. Dersim’de tanınan bir dengbêjdi. Keman çalar, söylerdi. Dedemin nenesi de Dersim’de tanınan bir dengbêj imiş. Yani bu anlamda müzik ile uğraşan bir aileden geldiğimi söyleyebilirim. Ben Dersim’de dengbêjleri dinleyerek onları örnek alarak büyüdüm.”
Arabeskle başladım
Dersim festivalinde sahne alan Hıdır Kotan ile 35 yıllık müzik yolculuğundan kesitler paylaşıyor:
“12 Eylül 1980 darbesi olunca ailecek fişlenmiştik. O nedenle henüz 12 yaşımdayken İstanbul’a gönderildim. Gider gitmez de müzikle ilgilenmeye başladım, o günden bu yana 35 yıldır müzikle ilgileniyorum. Ne yazık ki İstanbul’a gider gitmez bir anda kendimi arabesk furyanın içinde buldum. O dönem arabesk furyası Türkiye’yi sarmıştı. Muazzam imkanlar sağlıyordu. Henüz 12-13 yaşımdaydım ve sağlıklı düşünemiyordum. Arabesk dünyasının sunduğu imkanlardan faydalanmak için ben de arabeske başladım. Muhlis Akarsu’nun taktığı ‘Altın Çocuk’ ismi ile arabesk dünyasına giriş yaptım. O dönem gazinolar dönemiydi. Biz de bir grup kurarak gazinolarda çalışmaya başladık. Küçük Ceylan ile birlikte çalıştım. Birlikte arabesk bir kaset de çıkardık. “Git başımdan” ve “çaresiz kul” isimlerinde iki arabesk kaset çıkardım.
Sanatçı halka karşı sorumlu
Maddi olarak arabesk müzikten iyi kazandığını dile getiren Kutan, arayışının onu Arif Sağ’la tanıştırdığını ve Sağ’dan çok şey öğrendiğini, sonrasında halk müziğine yöneldiğini dile getiriyor. Muhlis Akarsu ve Ali Ekber Çiçek’le tanışması ise dönüm noktası oluyor. 35 yıllık sanat hayatına 10 albüm sığdırıyor Kutan.
“Git başımdan” ve “Çaresiz kul” arabesk albümlerinden sonra, “Dersim Çığlığı”, “Merxo”, ”Ses verin sesime”, “Mızrap tele değince” “Olur mu böyle”, “Gurbet”, Güneş gözlüm”, “Bekletme yeter” çıkarıyor.
“Merxo albümü ile ilk kez anadilimde Kirmanckî müzik okumaya başladım” diyor, Kutan. Eserlerini de kendisi üretmeye gayret ettiğini aktarıyor. “Sanatçı her şeyden önce toplumsal hiçbir görevden kaçınmayacak. Halkından kopmayacak. Halkı ile birlikte zulme karşı direnecek” diyen Kutan, ilkelerinden taviz vermeden ilerlediğini kaydediyor. Teknolojik olanakların artmasıyla emeği korumanın gittikçe zorlaştığını belirten Kutan, bu nedenle birçok sanatçının zor koşullarda müzik yapmaya çalıştığını kaydediyor.