Benim için özgürlükçülüğün, demokratlığın ve devrimciliğin ölçüsü aydına, yeni fikirlere ve sanata yaklaşım ile ilintilidir. Toplum ve ülke olarak değişime, dönüşüme ve yeniliğe çok ihtiyacımız var.
***
Kemalist ve İslamcı aydınlanma
Başbakan Erdoğan partisinin gençlik kongresinde yaptığı konuşmada tiyatrocular için ”kusura bakma geleceksin hem belediyeden maaşını alacaksız ondan sonra da yönetime istediğin gibi verip veriştireceksin. Olmaz öyle şey, kimse bize parmağını sallamasın!”
Erdoğan tiyatroculara parmak sallıyor! Devletin memuru olduklarını bir kere daha hatırlatmış oluyor. Bir memur amiri olan devlete ancak itaat edecektir! Bir memurun Devleti sorgulaması, eleştirmesi mümkün değil.
Memur sanatçı devletin değerlerini över. Burada eleştirel tiyatrodan-sanattan bahsedilemez. İktidarın muhafazakar sanatı ve sanatçıyı kayırdığı bu günlerde konunun önemi artıyor.
Kemalist, İslamcı ve solcu aydın sanatı ahlak, görenek ve ideoloji adına sorguladılar hep. Oysa sanatı sorgulamanın tek sınırı estetik olmalıydı. Sanatın anlattığı meseleler ancak estetik bakımından sorgulanabilir.
Türkiye’nin tapusu her zaman belli zümrelerin, elitlerin, seçkinlerin oldu. Bu zümreler ve seçkinler Türkiye’nin zihni tapusunu da hep ellerinde bulundurdular. Kemalist ve İslamcı “aydın” zümre iktidar onlardayken zulmü alkışladılar. İktidar sanatçısı memurluğunu hatırladığında sırtını sıvazladı; her unuttuğunda memurluğunu Erdoğan’ın yaptığı gibi yeniden hatırlattı!
Kemalistler zamanla İslamcı aydınları kendilerine benzetti! Kemalistlerde nutuk, şapka, kravat neyse İslamcılarda Allah kelamı ve türban odur artık. Peygamberin yüzü 13. yy’la kadar minyatürlerde görülüyordu ve yasak değildi. Ancak daha sonraları peygamberin resmedilmesi yasaklandı ve bu tabu oldu.
Kemalistler Kürtlerden, Ermenilerden, türbandan ve insanların seçiminden korktukları için her zaman ordu ile müdahale ettiler.
Devlet-toplum ile aydın arasında her zaman bir gerilim vardır. Devlet-toplum değişmek istemez, olduğu gibi kalmak ister. Yine de toplum kendi içinde bir zıtlık taşır; değişmemekte ısrar ve değişme isteği… Aydın tam da toplumun bu değişim arzusunun ifadesidir. Toplumun aydın tarafından değişime çağrılması toplumun aydına karşı bir yanı ile nefretine yol açarken öbür yanı ile de sempati ve desteğine yol açar. Aydının bu çağrısı devletin bakışı ve cezalandırılması ile sonuçlanmıştır.
Kimileri aydın olmayı bir bilgi küpü ile karıştırmaktadırlar. Evet, bilgi sahibi olmak aydın olmanın bir özelliğidir. Ama aydın bilgiden daha fazlasıdır. Din adamı Allah’ın kitabının bilgisi ile donanmıştır. Ve onun yayılması için çalışır. Bu nedenle bilgisi kutsanmıştır. Din adamları bu nedenle yeni yolları, yeni bilgileri, yorumları şüpheyle karşılarlar. Kemalistler de İslamcılar gibi sahip oldukları kurucu bilgiyi kutsarlar. Bu nedenle yeniden hep korktular. Kemalist, İslamcı ve solcularda bilgi sahibi olan yüceltilmiştir ve kutsanmıştır. Bilgiyi üretenlerse deyim yerindeyse lanetlenerek düşman ilan edilirler. Türkiye cumhuriyetinin aydın ve sanatçı ile ilişkisi böyle olagelmiştir.
Aydın kişinin dünya görüşü ya da düşüncesinin büründüğü biçimin önemi yoktur. Örneğin Balzac kralcıydı. Ama insanlığa büyük yapıtlar kazandırdı. Dante milliyetçi ve kralcıydı ama ‘İlahi komedya’sı muhteşem bir şaheser… Ehmedê Xanî’nin milliyetçi fikirleri vardı ve bir kral arzuluyordu ama kullandığı dil ve yazdığı yapıtı onu döneminin önemli bir aydın kişisi yaptı. Nazım hikmet solcuydu ve fikirleri uğruna cezaevinde yattı, sürgüne gönderildi, Yahya Kemal muhafazakardı. İkisi de toplumlarının edebiyatına büyük katkılar yaptılar. Kimisi toplumlarına yeni bilgiler taşıdı, kimisi yeni söyleniş tarzları ve yeni ilkeler taşıdılar kimisi de toplumlarının gerçeklerine tercüman oldular.
Devlet ve iktidar her zaman bilgiyi üretene ve estetik yapana duyduğu nefreti toplumun değişim karşıtı yanı ile birleştirmeyi başarmıştır.
Erdoğan ve AK Partinin sanat ve aydın “düşmanlığı” bu özeliğinin ürünüdür. Erdoğan iktidar olmakla Kemalistleşti. Aydınlara, sanatçıya ve sanata karşı deyim yerindeyse cihad ilan etmiştir.
Bilgisinin kutsallığına inanan bir Erdoğan ve ak partiden iktidara memur olmayan sanatçı ve aydınların çekeceği var gibi!