
Dayatılan kültürsüzlük kırımdır
Konferansın “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci”nde gerçekleştiğine dikkat çeken TEV-ÇAND, söz konusu süreçte kültür-sanat cephesine düşen görevlerin ele alındığı belirtildi. Günümüz sisteminin değerlerin içini boşaltarak gün be gün tükettiğini ve bunun yerine vicdan, ahlak ve toplumsallıktan uzak, güdülerin tatminine dayalı günübirlik bir yaşam sunduğuna dikkat çekilen sonuç bildirgesinde, şu konulara yer verildi: “Sistemin dayattığı bu çirkin ve ruhsuz yaşam biçiminin bir kültür olmadığı açıktır. Popüler kültür, eğlence kültürü adı altında dayatılanın kültürsüzlük olduğu, toplumun kutsallarını hedef aldığı için de kültürel soykırım anlamına geldiği bir gerçektir. Bu kültürsüzlük haline karşı bireyi, toplumun tarihsel-komünal değerleriyle buluşturmak, zihni ve vicdani şekillenmesini geliştirmek, sürekli canlı ve diri tutarak toplumsal hakikatın kültür ve sanatıyla buluşturmak Tev-Çand faaliyetlerimizin temelini oluşturmaktadır. Kültür-sanatımıza dayatılan soykırım politikalarıyla kapitalist modernitenin kültürel ve ahlaki değerleri tüketmesine karşı direnişi örgütlemek, konferansımızda temel perspektif olarak ele alınmış ve tartışmalar bu çerçevede yürütülmüştür.”
‘Halkla olmayanla yürümeyeceğiz’
Açıklamada, TEV-ÇAND emekçilerine ‘demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü bir sistem inşa etmede’ önemli görevler düştüğünün altı çizildi. Sistemin kültür-sanat üzerinden yarattığı olumsuz etkilere karşı toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten TEV-ÇAND, “Bunun yanı sıra halk sanatını savunma, koruma ve geliştirme, bir görev olarak karşımızda durmaktadır. Bunun için örgütlenme kaçınılmazdır” dedi.
Tüm sanatçılara örgütlenme ve kültür-sanat meclislerinde yer alma çağrısında bulunan TEV-ÇAND, halkla, halkın kurumlarıyla hiçbir ilişkisi olmayan, üstten bakan, kendini sadece sanatçı kimliğiyle ifade eden, yurtseverlik veya dostluk görevlerini yerine getirmeyen sanatçılarla da birlikte yürümeme kararı aldı. Konferansta sanat ve sanatçı duruşlarının da ele alındığı belirtilerek sanatçının toplumla iç içe, mütevazi değerlerine bağlı ve saygılı bir sanatçı duruşunun ele alınması yönünde çağrı yapıldı.
‘Sahne-para ilişkisi kabul edilemez’
Konferansta ele alınan bir diğer konu ise kurumlarla sanatçılar arasındaki ilişki olduğu belirtildi. Mevcut kurumlarının sadece bir sanat kurumu olmadığının belirtildiği sonuç bildirgesinde, şunlar belirtildi: “Kurumlarımız aynı zamanda halkın mücadelesinin de bir parçasıdır. Mücadelemizin amaçları, ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulmuştur. Kültür-sanat alanı ve sanatçılar da mücadelenin bir parçasıdır. Kültürel soykırıma karşı öz değerlerimizi yaşatmak ve geliştirmek, toplumun zihniyet ve vicdanını toplumsal kutsallarla donatmakla yükümlüdür. Bu açıdan kurum ve sanatçı arasındaki ilişki, tekniki, maddi değil; ilkeli, örgütlü ve emeğe dayalıdır. Ancak daha çok sahne üzeri bir ilişkilenme mevcuttur. Buna bağlı olarak maddiyatçı bir zihniyet egemendir. Konferansımız sahne ve para üzerine inşa edilmiş bir ilişkinin doğru olmadığını vurgulamış ve bu tür ilişkilenmeleri mahkum etmiştir” denildi.
Örgütlenme genişleyecek
Bildirgenin sonunda konferansta sanatçılara yönelik eleştiriler de dile getirildi. Son zamanlarda şarkılarda ve kliplerde slogandan öteye gitmeyen, içeriği zayıf, son derece yüzeysel eserler ortaya çıktığına dikkat çekildi.
Sonuç bildirgesinde, örgütlenmenin, tiyatro çalışmalarını yaygınlaştırması ve geliştirmesi, sinema ve diğer sanat dallarını da kapsayacak şekilde genişlemesi yönünde kararlar alındığı da vurgulandı.
İki gün süren konferansta demokratik modernitenin komünal değerlerine bağlı bir çizginin inşasına dair bir kararlaşma ortaya çıktığını belirten TEV-ÇAND bildirgesi şöyle sonlandırıldı: “Bu kararlaşma doğrultusunda Avrupa’nın geneline yayılmış kültür-sanat meclisleri ve örgütlenmelerini temsilen 21 kişilik Avrupa TEV-ÇAND meclisi seçildi. Konferansımızda ulaşılan kararlaşma aynı zamanda demokratik kurtuluş, özgür yaşamı inşa hamlesine giriş anlamındadır. 40 yıldır nefes nefese mücadele yürüten halkımız, önderliğimizin başlattığı bu hamleye nasıl ki heyecan ve coşkuyla katılmışsa, kültür-sanat emekçilerinin de daha ileri bir kararlılık ve bilinçle katılmaları beklenmektedir. Konferansımız, özgür yaşamı inşa konusundaki görevleri bir kez daha hatırlatırken, tüm kültür sanat emekçilerini de Mizgin, Sefkan, Halil ve Delila’ların ruhuyla hamleye katılmaya çağırır.”
Y.ÖZGÜR POLİTİKA/DÜSSELDORF