MYK ve PM’yi toplayan HDP, seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmesini paylaştı. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla birlikte gerçekçi bir tahlil yapan HDP, barajı aşmayı başarı ama tek adam rejimini durduramamayı başarısızlık olarak değerlendirdi.
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, tek adam rejimini değiştirecek bir ittifak anlayışı ve güç dizilişinin, geleceğin demokratik gelişmelerinin adımlarını oluşturacağını belirterek, HDP olarak aktif ve cesur bir rol ve misyon üstlenmek konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi, seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere toplandı. Sabah saatlerinde başlayan toplantıya verilen aranın ardından Eşbaşkanlar Sezai Temelli ve Pervin Buldan genel merkez binası önünde basın açıklaması yaptı. İlk olarak konuşan Pervin Buldan, iki gündür süren toplantıları hatırlatarak, baskın seçim sonuçları üzerinden seçimin eksi ve artılarını tartıştıklarını kaydetti. Buldan, seçimlerin meşru ortamda gerçekleşmediğini ifade ederek, şöyle konuştu: “Bu seçimin kazananı HDP olmuştur. Her türlü olanaksızlıklara, engellemelere rağmen yüzde 10 barajını aşan HDP büyük bir başarı elde etmiştir. Bize oy veren vermeyen tüm Türkiye halklarına teşekkür ediyoruz. İnsanlar, ‘HDP’siz bir Meclis, HDP’siz bir Türkiye istemiyoruz’ demişlerdir. Seçim süreci başta olmak üzere bugüne kadar bizlere destek veren her insanımıza ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Bu dönemden sonra da önemli görev ve sorumlulukların bizi beklediğini belirtmek isterim. AKP-MHP koalisyonunun hakim olduğu, faşizm koşullarının ortadan kalkmadığı dönemde bizlere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Mücadelemiz devam edecektir.”
Buldan’ın açıklamalarının ardından Sezai Temelli, HDP kurullarında devam eden toplantılarda ortaklaşılan hususlara ilişkin hazırlanan metni okudu. Öne çıkan başlıkları şöyle:
Halkın mesajını aldık
Bizler, HDP’ye oy verenlerin mesajlarını aldık ve beklentilerini boşa çıkarmayacak bir siyasi hatla mücadelemize devam edeceğiz. Bu seçimlerde türlü nedenlerle bizlerden oylarını esirgeyenlerin veya tereddüt yaşayanların da mesajlarını aldık; eksik ve zaaflarımızı bir an önce gidererek onların gönüllerini ve desteklerini kazanmak doğrultusunda çabalardan geri durmayacağız. Çok özel bir teşekkür de bütün baskılara, zorluklara, ablukalara rağmen fedakarca çalışan ve çabalayan, zulme hayır diyen, boyun eğmeyen, dik duran başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarımızadır. Onlar demokratik siyaset konusundaki kararlı duruşları ve ısrarlı davranışlarıyla, büyük bir demokrasi sınavını başarıyla tamamladı.
'Çöktürme Planı’ boşa çıkarıldı
24 Haziran seçimleri OHAL gölgesinde, adil ve eşit olmayan koşullarda, demokratik meşruiyeti bulunmayan bir ortamda yapıldı. Seçime katılım oranı demokratikliğin veya meşruiyetin karinesi olamaz. Bu süreçte AKP Genel Başkanı Erdoğan ve partisinin bütün temsilcileri HDP’nin baraj altında bırakılması, demokratik siyasetten tasfiye edilmesi için parası, sivil ve asker bürokratı, kaymakamı ve valisiyle devletin bütün imkanlarını pervasızca kullandı. İktidarın sesi ve borazanı olan medyada ağır ambargo uygulandı, HDP’nin sözü topluma ulaşmasın diye elden gelen yapıldı. Tüm bunlara rağmen HDP barajı aştı. HDP, hem oy oranı hem de Parlamento içi dağılım açısından Türkiye’nin üçüncü partisi oldu. HDP’nin demokratik siyasetten tasfiye edilmesi, sandığa gömülmesi girişimleri ve bir bütün olarak 'Çöktürme Planı' durdurulup boşa çıkarıldı. HDP etrafında örülmeye çalışılan tecrit çemberi kırılmış, bir eşik aşıldı.
Demirtaş serbest bırakılmalı
Cumhurbaşkanı adayımız Selahattin Demirtaş, tamamen eşitsiz ve adil olmayan koşullarda, cezaevinden sürdürdüğü seçim kampanyasına, kendisine karşı yürütülen tüm kara propagandaya rağmen 3’üncü sıraya yerleşti; halkın sevgisine ve güvenine sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya siyaset tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı adayı kampanyasını bir hücreden ve siyasi rehine olarak sürdürdü. Keyfilik ve hukuksuzluk sona erdirilmeli, yaklaşık 4,5 milyon oy almış olan Demirtaş derhal serbest bırakılmalıdır.
Tabloya baksınlar
Sayısal verilere dair ilk değerlendirmelerimizin ortaya koyduğu tablo, önümüzdeki günlerde neler yapmamız gerektiğine dair bizlere ışık tutmaktadır. Kasım 2015 seçimleri ile karşılaştırıldığında, toplamda oy artışımız 725 bindir. İstanbul ve İzmir’de 7 Haziran 2015 seviyesinin üzerine çıkıldı ve HDP 3’üncü parti oldu. Keza diğer Batı metropollerinde ve illerinde de ya 7 Haziran’ın ya da 1 Kasım’ın üzerinde sonuçlar alındı. 1 Kasım’da vekil kaybettiğimiz Antalya ve Kocaeli’nde bu kayıp telafi edildi, ilk kez vekil çıkardığımız Hatay’da büyük bir başarıya imza atıldı. Hala HDP’nin bir Türkiye partisi olamadığı iddiasında bulunanlara bu tabloya bakmalarını salık veririz. Aynı şekilde oluşan parlamento bileşimine kadın temsiliyeti açısından da bakmalarını öneririz. Ortada apaçık erkek egemen bir tablo vardır. Bunun tek istisnası kendi grubu içinde eşit temsile tam ulaşamamış olsa da 26 kadının Meclis’e girmesini sağlayan HDP’dir. Bu konuda eşit temsil hedefine ulaşamamanın bir eksiklik olduğunun farkındayız ve önümüzdeki dönem bu konudaki çalışmalarımızı derinleştireceğiz.
Eleştiriler doğrultusunda düzeltme
Ancak üzülerek belirtelim ki, Kürt illerinde istenen düzeye erişilemedi ve 120 bin civarında bir oy kaybımız oldu. Bu sonuç ağır baskılardan, sandık taşımalardan, zorunlu göçlerden, yüksek orandaki geçersiz oylardan, parti çalışmalarının ve müşahitlerimizin engellenmesinden, il-ilçe yöneticilerimizin ve üyelerimizin sürekli tutuklanmalarından, devletin idari ve askeri bütün yapılanmasıyla ve derin kollarıyla Cumhur İttifakı ve özellikle MHP lehine seçimlere müdahale etmesinden kaynaklandı. Ancak bu apaçık olumsuzlukları bir mazerete dönüştürecek değiliz. Her şeye rağmen bu bölgede daha başarılı bir sonuç elde edememiş olmamızı kendi eksiğimiz olarak görmekteyiz. Buna dair değerlendirmelerimizi tamamlayıp, yanlışlarımızı ve eksiklerimizi aşma, halkımızın eleştirileri doğrultusunda kendimizi düzeltme konusunda kararlıyız.
HDP’siz demokrasi olmaz
Seçim sonuçları da göstermiştir ki; Türkiye halkları HDP’nin yer almayacağı bir Meclis’in olamayacağına, gerçek bir demokrasi ve adalet mücadelesinin HDP’siz yürütülemeyeceğine dair inançlarını oylarıyla teyit etti. HDP’siz barış olmaz, demokrasi olmaz, yeni yaşam olmaz, çoğulculuk olmaz denildi. Oyların sadece HDP’ye değil, HDP’nin değerlerine ve demokrasi mücadelesine verildiğinin bilincindeyiz. HDP’ye oy verenler aynı zamanda güçlü bir parlamenter rejime, güçlü bir yerel demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına, OHAL’siz bir ülke yaşamı mücadelesine de açık ve net bir destek verdi. HDP, bu desteğin hakkını vermek ve Türkiye’nin 150 yıllık demokrasi mücadelesinin birikimini omuzlamak için elden geleni yapmaya devam edecektir.
Demokratik ulus mücadelesi
HDP’nin bu seçimlerdeki bir hedefi de tek adam rejiminin kurumsallaşmasını engellemekti. Ne yazık ki bu hedefe ulaşılamadı. Bu sonuçta Millet İttifakı’nın demokratik muhalefetin gelişmesi konusundaki ürkek ve kaygılı tavrının rolü büyüktür. Ancak şu çok açık ki, Türkiye gayri meşru faşizmi ve tek adam rejimini kurumsallaştırarak değil, ancak demokrasi mücadelesinin birikimini daha ileriye taşıyarak yolunu açabilir. Sandık hiçbir şekilde faşizmi meşrulaştırmanın aracı haline getirilemez. Türkiye’de demokrasi, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesini önümüzdeki dönemde büyütmek, cumhuriyeti demokratikleştirmek, demokratik ulus mücadelesini geliştirmek bizlerin sorumluluğu ve görevidir.
Mart 2019’a kadar kampanya
Şu ana kadar eksikleri ve yetmezlikleri de olsa başarılı bir şekilde yürütülen seçim kampanyasını aslında kesintiye uğratmadan ve Mart 2019’daki yerel seçimlere bağlayarak başka biçimlerde sürdürmeyi önümüze koyuyoruz. En ufak bir hatanın bile çok büyük kaybettirdiği faşizan baskı koşullarında yaşadığımızı asla unutmadan hassas, duyarlı ve örgütlü davranmanın hayati olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Demokratik toplumsal muhalefet kendisine güvenmeli; karamsarlığa kapılmadan ve geri çekilmeden, kendi iç dayanışmasını pekiştirerek yeni hedeflere kilitlenmelidir.
Keyfi ve kuralsız rejim
HDP’ye oy verenler biliyor ki, bugüne kadar hep direnerek ve mücadele ederek var olduk, bundan sonra da varlığımızı direnerek sürdüreceğiz. Başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklar ve demokratik güçler yeni dönemin toplumsal muhalefetini ve tek adam rejimine karşı mücadeleyi sürdüreceklerdir. Yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayan, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıran, denge ve denetleme mekanizmalarını etkisiz kılan, yargıyı taraflı ve bağımlı hale getiren, tüm demokratik hak ve özgürlükleri iktidarın amaçları doğrultusunda çiğneyen keyfi ve kuralsız bir rejim kabul edilemez. AKP, kaybettiği 2 milyondan fazla oy nedeniyle Meclis çoğunluğunu yitirdi. AKP, artık bir azınlık yönetimine ve bir koalisyona mahkumdur. Öte yandan 16 yıllık AKP iktidarının bilançosu aslında derin bir toplumsal, kültürel, kentsel, ekolojik yıkım yarattı. Şimdi de bir iktisadi krizin eli kulağındadır. Halklarımıza yeni bir kemer sıkma paketinin dayatılması çok muhtemeldir. HDP, ağır faturanın işçilere ve emekçilere çıkarılması yeltenişlerine karşı mücadeleyi öncelikli gündemlerinden biri olarak görmektedir.
Demokrasi blokunun ön safları
Tek adam rejimini değiştirecek bir ittifak anlayışı ve güç dizilişi, geleceğin demokratik gelişmelerinin adımlarını oluşturacaktır. HDP olarak aktif ve cesur bir rol ve misyon üstlenmek konusunda kararlıyız. Nereden gelirse gelsin hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. Demokratikleşme ve toplumsal sorunların çözümü konusunda geliştireceğimiz politikalar ile bunu sağlayacağız. Bu bağlamda HDP, demokrasi blokunun ön saflarında yerini alacaktır. HDP, faaliyetleri ve mücadelesi ile AKP’nin yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğuna karşı cesareti ve umudu büyüttü. Demokrasi ve barış mücadelesinin inşa gücü ve lokomotifi oldu ve gelecekte de olacaktır. HDP, umudun ve demokratik geleceğin adresidir ve teminatıdır.”
ANKARA