Dünyanın tüm halklarının olduğu kadar Suriye’de yaşayan halkların da kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Rojava’da da Kürtlerin statü talep etme ve kurma hakkı vardır. Kendin için istediğini başka halklar için de talep etmez ve buna saygı göstermezsen; bunun adı düpedüz faşizmdir, ırkçılıktır! Son yıllarda Ortadoğu’da sadece kendisi için değil, tüm halkların demokratik hakları için cansiparane mücadele eden; bunun için binlerce evladını toprağa veren bir halktan söz ediyoruz. YPG, adına DAİŞ denen barbarlar çetesine karşı insanlık değerini koruyor; büyük bedeller ödeyerek hem de.
Şimdi de, Girê Sipî’yi DAİŞ’ten temizlediler diye, bu direnişi sahipleneceklerine kalkmış YPG’nin orada "etnik temizlik" uyguladığını söyleyeceksin! Oradaki halklardan tek bir kişinin burnu kanamadan DAİŞ’ten temizlendi diye sevineceğine, müfterilik yapacaksın!
Buna kargalar bile güler.
AKP’nin ayakkabı kutularına istiflediği paralarla beslediği medyanın koro halinde yazdığına bakın; "YPG, Til Abyad’da etnik temizlik yapıyor!"
Bu söylemin altını neyle döşediğine bir bakın. Önceki gün, Celal Başlangıç bunun tüm detaylarını yazdı. İşin aslı, Cumhuriyet sonrası Kürtlerin asimilasyonu ve kültürel kırımı için, Türkleştirilmesi için çıkartılan Şark Islahat Planı ve İskan Kanununa dayanmakta. Kürtlerin zorunlu göçe maruz bırakılmasından tutalım da kadınların tek kelime Kürtçe konuşmasını engellemeye, Kürt çocuklarının zorunlu eğitime tabi tutulup Türkleştirilmesine kadar bir dizi kararlar içeren bu uygulamaların ruhu halen ayakta. Tek kelimesini değiştirmeden "Kürt" sözcüklerinin yerine "Türk" sözcüklerini koyarak sözümona YPG’nin Til Abyad’daki Türkmenlere ve Araplara karşı vardıkları bir dizi kararı yazıyorlar.
Ya; ayıptır, zulümdür, iftiradır!
Üstelik de Türkiye’deki Kürtlere yönelik etnik temizlik için çıkartılan 80-90 yıllık kararların tek bir cümlesini dahi değiştirmiyorsun!
Ama gerçekler asla karanlıkta kalmaz!
Bütün dünya biliyor ki, Rojava’da PYD’nin kurduğu kantonlarda Kürtler olduğu kadar, Türkmenler, Araplar, Süryaniler ve Ermeniler de var. Bu kantonların eşbaşkanlıklarını da bu halklar ortak yürütmekte.
Suriye Baas rejiminin onyıllarca eziyet ettiği bu halklar, kardeşçe bir araya gelerek kendi özerk ve özgür yönetimlerini kurmuşlar.
Ama görüldüğü gibi AKP bundan son derece rahatsız!
Başbakan kalkıp "değil bir yıl, bir ay; bir saniye bile buna izin vermeyiz" diyor.
Ortada acilen yanıtlanması gereken tonla soru var. Son Kobanê katliamına giden süreç, Girê Sipî özgürleştikten sonra sırıta sırıta Akçakale’ye geçen DAİŞ’liler, ölülerinin üzerinden çıkan AFAD misafirhanesi kimlikleri, vs bunların hepsi acilen açığa çıkması gereken şeylerdir. Acilen bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu bunun için de kurulmalıdır.
Meclis’in bugünkü birleşimi bunun için bir şanstır. Resmen TBMM bünyesinde bir komisyon kurularak hem Girê Sipî’ye ve hem de Kobanê’ye gönderilmelidir.
Kobanê’de yüzlerce kadın ve çocuk katledildikten hemen sonra kalkıp "bizim için YPG DAİŞ’ten daha tehlikelidir" dersen, bu halkın sınırın bu taraftaki halkının yüzüne nasıl bakacaksın?
Sen asıl, şu dakikalarda basına geçen ve çok sayıda tank, hava savunma sistemleri, zırhlı muharebe araçları, kobralar ve askeri personelin 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı tarafından neden Suriye sınırına konuşlandırıldığına yanıt ver. Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü'nden her gün savaş uçaklarının Irak ve Suriye sınırlarında aralıksız keşif uçuşları yaptığına dair haberlere bir cevap ver!
Görünen o ki, AKP, 7 Haziran sonuçlarını hiç mi hiç okuyamamış. Türkiye’de yaşayan milyonlar; yüzyıllık inkar ve imha politikalarına karşı, tüm halkların eşit ve ortak birlikteliğinden yanadır. Barış masasını deviren, imzacısı olduğu Dolmabahçe Protokolünü dahi inkar eden devlet aklına karşıdır ve gün geçtikçe de daha örgütlü biçimde karşı olmaya devam edecektir.
Ölümüne yol açacağınız her gencin annesinin yüzüne bakacak yüzünüz olsun istiyorsanız; bir an önce bu yeniden yükselişe geçen milliyetçilik duygularınızı törpüleyip halkların demokratik ortak yaşam çağrısına kulak verirsiniz!