
Paris’te iki arkadaşıyla birlikte katledilen PKK’nin önder kadrolarından Sakine Cansız’ın (Sara), otobiyografisini kaleme aldığı 3 ciltlik “Hep Kavgaydı Yaşamım” adlı kitabın üçüncü cildi de Türkiye’de okuyucuyla buluştu. Sakine Cansız, PKK’nin kuruluş kongresine katılan iki kadından biri olması dolayısıyla o döneme bir kadının gözüyle ışık tutuyor. Öfkelerini, sevinçlerini, yanlışlıklarını, kavgalarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Onun kişisel tarihi aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi’nin, kadın mücadelesinin tarihidir. Dokunduğu her bireyde iz bırakan kızıl saçlı Sakine Cansız, herkesin “Sara Heval’i” oldu.
Devrimciliğe atılan ilk adım
“Hep Kavgaydı Yaşamım” adlı kitabın ilk cildinde; kendi yaşamını, arayışını aile ve çevresine karşı kavgasını anlatmış Sara. Yetişme koşullarını, toplumun geriliklerine karşı verdiği mücadeleyi, Kürt Özgürlük Mücadelesi ile tanışmasını, devrimciliğe ilk adımını, yürüttüğü çalışmaları, o dönem yaşanan gelişmeleri ve Elazığ’da tutuklamasına kadar ki süreci yazmıştı.
Kitabın ikinci cildi ise Elazığ’dan tutuklamasıyla başlayan Malatya, Amed 5 Nolu zindanı, Amasya, Bursa ve Çanakkale cezaevlerinde geçen süreci işlemiş. 12 Eylül faşizmin ülkeyi kavurduğu dönemde Amed zindanında karşılayan Sara, direnişiyle PKK tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Kitapta o dönemi anlatırken daha çok kendini geride tutmuştur. Kitabın önsözünü yazan Fuat Kav bu durumu şöyle ifade ediyor: “Sara, ikinci kitapta zindanı anlatmıştır. Aynayı kendine tutarken mütevazi davranmıştır. Halbuki Diyarbakır zindan direnişinde büyük rol oynamıştır. Direniş sürecindeki kararlılığı, teslimiyete karşı keskin duruşu, cuntanın birinci derece sorumlusu Esat Oktay Yıldıran’a taviz vermeyen tutumu, direnişi sürükleyen esas öncü kuvvet olmuştur.”
‘Hem zorladım, hem de zorlandım’
Kitabın üçüncü cildi ise Çanakkale Cezaevinden çıkışıyla başlayıp İstanbul, Avrupa ve çok özlemini kurduğu Ülke’ye dönüşünü anlatıyor. Cansız kitaba yazdığı son sözünde “son kitapta kavga tarzımın beni kendi varlık nedenlerimle karşı karşıya getirdiğini anlattım. Herkesle kavga halindeyim. Tam bir isyan hali! Mevcut gerçekliği hesaba katmadan uzun yıllar kazandığım reflekslerle ve kendine göre ölçülerle gösterdiğim her davranış, sarf ettiğim her sözle hem zorladım, hem de zorlandım”…
Cansız, Avrupa’dan Suriye’ye geçişini ve o dönemde parti içinde yaşanan Şener olayını geniş olarak ele almış. Mahsum Korkmaz Akademisinde ki yaşantısını, yaşadığı sıkıntıları, yaptığı tartışmaları sade bir dille kaleme almış. Yaşadıklarını, düşündüklerini hiçbir şekilde inkar etmeden düpedüz ifade eden Cansız için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan o dönemde yaptığı bir değerlendirmesinde “Sen aha böyle göğsünü açıyorsun, beni vurun diyorsun. Herkes oklarını sana vuruyor, kan revan içinde kalıyorsun. Sonra da elini gözlerine götürüp ovuşturarak, ‘Bu yoldaşlarım bana neden böyle yaptı?’ deyip ağlıyorsun. Olmaz. Bende zorlandım ama duygularımı kendimde tuttum. Siyaset duygu muygu dinlemiyor, akıllı olacaksın. Her şeyi ortaya dökme, sonra da ‘neden böyle oldu, neden falan şunu dedi?’ deme. Bu akıllı bir siyasetçinin tarzı değildir”. İşte, Sara yoldaş bu kadar açık, sade bir yaşamı vardı.
Kavga güzelliğine göz dikmek
Sakine Cansız, “Hep Kavgaydı Yaşamım” adlı biyografisi aynı zamanda PKK tarihidir de denilebilinir. Cansız, bu biyografinin nasıl yazıldığının, yazma koşullarını ve içinde geçildiği dönemi ele alıyor. Onun Kürt Özgürlük Mücadelesine verdiği önem her hareketine tavrına yansımaktadır. O yaşamını devrime adamıştır. Son kitabında ki “Devrimde pazarlıklı yürünmez. Devrim büyük bir zevkle, büyük inançla ve büyük kavga aşkıyla kucaklanırsa kişi yürür. Bireysel özlemler, arzular, hırslar, intikam duyguları en aşağılık yerlere kadar götürür. Kavga güzelliğine göz dikmeyenler, benliklerini ihanete pazarlamaktan kurtulamazlar” sözleri onun devrime olan bakışına güzel bir örnek olarak ele alabiliriz.
Sara Heval bu kitabı 1996 yılında Zapta yazıp bitirmiştir. 3. Cilde yazdığı son sözde “Apocu gerçeklik, bütün bunlarla birlikte ve aynı zamanda hepsiyle yoğun savaş halinde bu muazzam gelişmeyi yarattı. Apocu kavganın özelliği, özgünlüğü burada anlam kazanıyor. Çünkü hiçbir savaş kendi içinde bu kadar zenginliği barındırmamıştır. Hiçbir devrim, kendi içinde tek tek insanda bu kadar uzun süreli, sancılı ama başarılı devrimler gerçekleştirmemiştir. İşte zaferin garantisi buradadır. Sosyalizmin insanlaştırılması, her canlı hücrede somutlaştırılması çabası, emeği ve sabrı bu yüce kavgada billurlaşmaktadır. Bu nedenle kavgamız yaman, çekici ve birleştiricidir. Ben bu kavgaya aşığım. Duygularımın, sevgilerimin, özlemlerimin, hayallerimin hep buna aktığını sanarak yürüdüm…” demektedir. Sara heval kendini ve mücadelesini o kadar yalın anlatmış ki bize söz söylemek düşmez.
Yazmak ve anlatmak kolay değil
Kitabın 3’üncü cildinin önsözünü de Sara Yoldaşı çok iyi tanıyan Fuat Kav yazmış. Kav, Cansız için: “Anılar dizisinin adını ‘Hep kavgaydı yaşamım’ koymuştu. Gerçekten de hep kavgaydı hayatı. Düşmanla da kavgalıydı, arkadaşlarıyla da. Elbette ki düşmanla kavgası farklı, arkadaşlarıyla kavgası daha farklıydı” demektedir.
Son cilde Sakine Cansız’ın yazıları dışında 1998 tarihinde yılında Avrupa’ya gitmeden önce Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile arasında geçen diyalog da yer almaktadır. Yine İtalyancaya çevrilen “Hep kavgaydı Yaşamım” kitabına yazılan önsöz de yer alıyor. Sara Yoldaşla birlikte kalan Medya Doz ve Canda Su’nun yazıları ve çeşitli dönemlerde çekilmiş resimleri de kitapta yer almıştır.
Elbette, Sakine Cansız’ı yazmak ve anlatmak kolay değil. Onun yaşamı hep kavgayla geçti. Dêrsim’in kızıl saçlı tanrıçasıydı. Paris’te Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’la katledildi. Cenazesini Paris’ten İstanbul’a, İstanbul’dan Amed’e oradan da Dêrsim’e yüzbinler uğurladı. Bugün Kürt Özgürlük Mücadelesi ve özellikle Kürt kadın mücadelesinin geldiği noktada ciddi emeği olan Sara Heval, hala milyonlar tarafından Amed zindanında Esat Oktay Yıldıran’a karşı direngen tavrı almış bir devrimci kadın olarak görülüyor.