SARA Tolhildan
Her çiçekten bir renk aldı gönlüne, her fırtınada tohumlarını başka rüzgarlara verdi gerilla Sara. Çok gençti Sara ve güzel. Nice bahar yağmurlarında yürüyecekti sevdalı olduğu dağlarında, bütün patikalarla tanışacaktı…
ZAGROS MED
Adı Sara’ydı onun. Özgürlük mücadelesi veren bir halkın en ön saflarında, dostları yoldaşları Sara diye seslenirdi. Faşizme karşı mücadelede nice bedel ile tarihe yazılan bu onurlu isim çok yakışmıştı O’na da. Adı gibi güzel, temiz ruhluydu Sara.
1994 yılında Maraş’ın Elbistan Marikân Köyü’nde Kürt-Alevi bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi ve öyle de büyüdü.
Büyüdükçe coğrafyasının tarihsel, kültürel, etnik kimliği ile çelişik düzenle tanıştı. Daha erken yaşlarda, içinde yaşadığı sistemin yarattığı, sosyal ve toplumsal çelişkilerin farkına vardı. Hayata karşı oldukça pozitif; gülümsemesi ve yaşamı dönüştürme arzusundan hiçbir şey kaybetmeden sorgulayarak yolunu aydınlatmayı bildi.
Maraş, asimilasyon politikaları ile sivil faşist baskıların çok yoğun olduğu bir coğrafya. Hem inancının hem de dilinin yok sayıldığı dahası bir yok etme ve linç sebebi olarak görüldüğü, yakın tarihe katliamlarla yansıyan bir yer aynı zamanda.
Böylesine ağır ve çekilmez baskı cenderesine rağmen O, yaşama büyük bir coşku ve aşkla sardı. Oldukça kıvrak bir zekası vardı. Yaşam dolu, bilmeye, öğrenmeye olan merakıyla tam bir özgürlük sevdalısıydı. Tarihin yazageldiği destansı kadın gerillalara bir yürek daha eklenecekti O büyüdükçe…
Avrupa’dan dağlara…
O’nu tanıyanlar dağlara sevdalı olduğunu bilir. Zamanın en olmadık bir yerinde Elbistan’dan yola çıkıp, Avrupa’ya vardı. Ama kısa sürede orada yaşayamayacağına kanaat etti. 2013 yılında yönünü, düşlediği ve özlem duyduğu ülkesine çevirdi. Ve ülkesinin yolunu tuttu. Özgür dağlara, yoldaşlara ulaştı. Özgürlüğün baharındaydı. Sara, düşlerin en güzelini özgürlük savaşçılarıyla birlikte dağ rüzgarlarında yaşamak istedi. Öyle de yaptı. O bir gerillaydı artık!
Sihre benzeyen ateşin ilk yakıldığı, etrafında ilk türkülerin söylendiği, nice adsız kahramanın konakladığı bu dağlardan feyz almaya, yüreğini daha da büyütmeye çalışıyordu artık. Her çiçekten bir renk aldı gönlüne, her fırtınada tohumlarını başka rüzgarlara verdi gerilla Sara.
Dağların sevdalısı olmak kolay değildi. Bunu attığı her adımda daha da iyi anlıyordu. Dağların gizeminde yürürken, kendi rengine kavuşurken tökezleyip kanıyordu dizleri bazen. Ama her seferinde biraz daha büyüyerek biraz daha yüreğinin içine özgürlüğün gizemli büyüsünü alarak yürüdü. Nasıl da güzelleşti!
Yılların birikimini artık aktarma zamanıydı. Keşfedilmesi gereken yeni yollar, yeni yoldaşlıklar vardı. Ülkesinin tüm rüzgarlarını içine çekmek, bütün yağmurları saçlarına yağdırmak istiyordu. Coşkunluğu bulunduğu ortamların rengini belirliyordu.
İşte tam böyle bir zamanda zulmün demir kanatlarının yağdırdığı alevlerin hedefi oldu. Medya Savunma Alanları’nda yeni başlangıçlar yeni yolların düşlerini yaparken 6 Nisan günü işgalci Türk ordusuna ait uçakların bombardımanında şehit oldu.
Çok gençti Sara ve güzel. Nice bahar yağmurlarında yürüyecekti sevdalı olduğu dağlarında, bütün patikalarla tanışacaktı… Ve maalesef zamansız bir gidiş daha eklendi ömürlerimize!
Şimdi dağların, ülkemin yağmur zamanı. Artık Tüm Nisan’lar SARA’ların filizlenip yeşerdiği mevsimdir. Toprak kokusuyla coşan rüzgarlar O’nların hikayesiyle coşup uçurumları selamlıyor. O’nların seslerini-nefeslerini taşıyor rüzgarlar, geride kalanların şarkılarının gizemi O’nlar!
Dağ suları Sara’mızın alın teri, gözyaşı ve kanıyla kutsandı… Kuşlar baskın yapmış adeta dağlara binbir dalda binbir kuş! Her biri bir destan okuyor dağlara…
Şehitlerimiz; sizler ki kuşun kelebeğin, çiçeğin, karıncanın, toprağın, suyun ve hayat soframızın yarınları için bedenlerinizden ışık yarattınız. Aydınlanıyorsa eğer yüzümüz, kaynağı bu ışıktır.
Minnetle, özlemin yolumuzdur…
Sara Tolhildan (Sakine TAŞ)
6 Nisan 2017
Medya Savunma Alanları