Bundan bir yıl önce üç devrimci Paris’te büyük bir düşmanlıkla katledilmiştir. Türk devletinin kültürel soykırımcı şovenist ve Kürt düşmanı yüzünü bu cinayetlerle de açıkça gördük. Bu vesileyle bu üç devrimciyi saygı ve minnetle anıyor, Türk devletinin kültürel soykırımcı şovenist karakterini de şiddetle kınıyorum. Bu katliamda katledilen Sakine Cansız (Sara) tarihin en büyük kadın devrimcilerindendi; hatta en büyüğüydü. Fidan Doğan (Rojbîn) Kürtlerin dünyaya açılan yüzüydü. Leyla Şaylemez (Ronahî) ise Kürt gençliğinin nerede olursa olsun mücadele eden militanıydı.

Sara, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin nasıl bir karaktere sahip olduğunu ortaya koyan büyük bir devrimciydi. Zaten PKK’nin kurucularındandı. Rojbîn ve Ronahî ile bir arada düşünüldüğünde Kürt Özgürlük Hareketi’nin nasıl bir mücadele gücü olduğu anlaşılacağı gibi, PKK’nin kadın özgürlük mücadelesinde çarpıcı ve öncü bir hareket olduğu da görülecektir. Zaten dünyada ilk kadın partisi olan tek hareket Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Bu gerçekliğiyle bugün dünyada kadın özgürlük mücadelesinin öncüsü ve motoru da Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt kadınlarıdır.
Kürt Halk Önderi PKK’yi bir kadın partisi olarak tanımlamıştı. Bu, şimdi bir Kadın Özgürlük Partisi (PAJK) olarak somutlaşmıştır. Tüm bu gerçekliklerde Sara yoldaşın emeği çoktur. Kadını en iyi biçimde temsil ederek kadının hem örgüt hem de Kürt halkı içindeki etkisini ve itibarını yükseltmiştir. Kürt kadınının kendine güven duymasında Sara’nın rolü tarihsel önemdedir. Bu nedenle Kürt kadınları Sara’ya sahip çıkmakta, Sara’nın izinde yürümeye çalışmaktadır. Bugün Kürt siyaseti içinde kadının etkin rol oynamasında, binlerce genç kızın Kürdistan dağlarında gerillacılık yapmaya koşmasında Sara her zaman güçlü bir çekim gücü olmuştur.
Sara ile birlikte sadece Kürt kadınının kaderi ve tarihi değil, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya kadınlarının tarihi ve kaderi değişmiştir. Belki bugün dünyada PKK üzerinde kurulan ambargo nedeniyle bu gerçek yeterince ortaya konulmasa da, yakın gelecekte Kürt Halk Önderinin, PKK’nin ve Sara’nın kadın tarihi ve kaderinin değişmesinde belirleyici role sahip olduğu yazılacak, çizilecek ve hakkı verilecektir. Kuşkusuz bu gerçek şimdiden kabul edilmektedir. Ancak yakın bir tarihte bunun hakkının tam verileceği kesindir. Çünkü her şeyi reddedilebilir, ama Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu gerçekliği reddedilemez.
Sara kadının vicdanıydı. Kadın şahsında insanlığın vicdanıydı. Sara, Dêrsim soykırımı ortamında çıkan ve bu soykırıma öfke duyarak devrimciliğini şekillendiren bir kişiliktir. Dêrsim soykırımına öfke duyan, Dêrsim’de uygulanan katliamın ve soykırımın amacını hisseden ve bilince çıkartan; bu nedenle de devrimciliğini keskinleştirip bir direniş abidesi haline getiren bir Dêrsim kızı ve kadınıdır. Bu açıdan başta Dêrsimli kadınlar olmak üzere tüm Dêrsimlilerin anlamaya çalışmaları, öğrenmeleri gereken bir devrimcidir. Sara’yı anlamak, Dêrsim soykırımını anlamaktır. Sara’yı anlamak, Dêrsim toplumunu ve kadınını anlamaktır. Sara’yı anlamak, Dêrsim soykırımına nasıl cevap verilmesi gerektiğini anlamaktır.
Sara, 1970’li yıllarda herkesin Avrupa’ya koştuğu bir zamanda ailesinin yanından ayrılıp Dêrsim’e dönerek devrimci mücadeleye atılan bir öfke volkanıdır. Yurtdışında yaşama yerine, Dêrsim’e dönüp, toplumuna sahiplenip soykırım yapan Türk devletine karşı mücadele etmeyi kendisinin halkına karşı sorumluluğu olarak görmüştür. Dêrsim’de Kürt halkına, dünyada kadına yapılan zulmün intikamını almak için kendini mücadelenin tam da merkezine atmıştır. Bu mücadeleyi en şiddetli biçimde verecek bir hareket içinde yer almayı tercih etmiştir. Dêrsim soykırımından hesap soracak; toplumu ayağa kaldıracak hareketin Apocular olduğuna inanmıştır. Kürdistan devrimcilerine (Apoculara) katılır katılmaz da en önde bu mücadelenin önder kadrosu olarak yer almıştır. Bunu da duruşuyla, emeğiyle ve mücadelesiyle yapmıştır. PKK’nin kurucu üyesi olmaya layık olduğu Sara’nın mücadele tarihiyle de kanıtlanmıştır.
Sara’nın özgürlük mücadelesinde emeği çoktur. Diyarbakır zindanının moral gücü ve direnç abidesi olması Kürt toplumunu da derinden etkilemiştir. Kürt halkının direnen halk gerçeği haline gelmesi, özgürlüğü için zorluklar ne olursa olsun direnmesinde zindan direnişçiliği ve Sara’nın rolü belirleyici karaktere sahiptir. Amed halkının direniş odağı olması, Kürt kadınlarının serhıldanlarda ve gerillada en önde yer alması, Sara’nın bu büyük devrimci kişiliğiyle bağlantılıdır. Bugün tüm kadın gerillalar fedaidir; halkı için, insanlık için, kadın özgürlüğü için yaşamaktadırlar. “Bu yaşam bize değil, bu halka, bu insanlığa ve tüm kadınlara aittir; en başta da şehitlere aittir” diyerek mücadelenin yenilmez mayası olmaktadırlar. İşte bu gerçekliği yaratanların başında gelen Sara’ya çok şey borçluyuz.
Sara’ya borcumuzu ödemek için bu yıl güçlü biçimde meydanları dolduralım ve katillerden hesap soracağımızı tüm dünyaya haykıralım.
Sara’sız bir yıl yaşadık, ancak Sara’lı binlerce yıl yaşayacağız.