Avrupa çapında yaşanan bu hareketlilikten birleşik bir eylem dalgasının yükselmesini beklemek elbette koşullar itibariyle şimdilik yanıltıcı olur. Çünkü bütün bu eylem dalgasını birleştirecek, ileriye taşıyacak siyasal bir hareket mevcut değil.
Öncüsüz, toplumsal koşullara yönelik yaygın muhalefet tırmanıyor. Sarı yelekleriyle ‘Zenginlerin başkanına hayır’ yazan dövizler taşıyan eylemciler, ‘Macron istifa’ sloganlarının ortasında, ‘onlarca yıldır’ birikmiş öfkelerini haykırıyor. Fransa’da son yıllarda yaşanan zamlar düşünüldüğünde akaryakıt zammı bunların yanında hiç kalır. Ama bu akaryakıt zammı bardağı taşıran son damla niteliğindeydi.
Siyasi iktidara güvensizlik, mevcut sendikaların düzen içi tutumları, alternatif bir muhalefetin olmayışı, geleceğe dair umut konusunda karamsarlık yaratsa da Fransa geneline yayılan eylemler, hükümeti tedirgin etti.
‘Eylemler sağın yönlendirmesi mi?’
Bütün bu tablo içerisinde en acı olan ise sendikal bürokrasinin eylemlere karşı aldığı tavırdı. Eylemleri sağın yönlendirmesi olarak değerlendiren sendikaların bazıları ise açıktan eylemlere karşı tavır aldı. Örneğin Genel İşçi Konfederasyonu (CGT), işyerlerinde, işçileri yol kapama eylemlerine katılmamaya çağıran bildiriler dağıttı. CGT Genel Sekreteri Philippe Martinez, aşırı sağın önderlik ettiğini iddia ettiği protestolara katılmayacağını şu sözlerle dile getirdi: “CGT, bu tür partiler ve bireyler ile yan yana yürüyemez. Bunlar bize uygun değil, onlarla yan yana yürümeyeceğiz.”
Sağ örgütlenmelerin mevcut eylemi, hükümete karşı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabası içerisinde olduğu açık. Ama mevcut solun ise söz konusu eylemlerle bulaşamadığı, bu eylemlere öncülük edemediğini ve daha ağır bir döneme girildiğini gösteriyor.
Son yıllarda ilk olarak sendikal muhalefetin dışında kendi kanalını yaratan bir toplumsal hareketlenme yaşanıyor. Hem hükümet hem de verili siyasal hareketler Fransa’da toplumsal muhalefetin kendi kontrollerinden çıkmasından korkularını açık bir şekilde dillendirdi.
‘Anarşiyi andıran görüntüler’
Pazar akşamı France2 TV’deki röportajında protestolar hakkında konuşan Başbakan Édouard Philippe, akaryakıt vergisi artışını sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi: “Belirlediğimiz rotayı izlemeye devam edeceğiz. Rüzgar başlayınca rotayı değiştirmezsiniz.”
Philippe, “anarşiyi andıran görüntüler” sahnelediklerini söylediği Sarı Yelekliler’i suçladı.
Sosyal medyadaki protesto çağrılarına başlangıçta kayıtsızlık ve düşmanlık ile tepki vermiş olan sendikalar, siyasi partiler ve sol hareketler, toplumdan gelen tepkilerin ardından şimdi bu mücadeleyi destekleme yönünde çağrılar yapıyor. Hangi siyasi odak ne yönde çağrı yaparsa yapsın, Fransa’da artık böyle bir muhalefet ortaya çıkmıştır. Bu aşamada önemli olan söz konusu muhalefeti sistem karşıtı bir güç haline getirip getirememekte! Sarı Yelekliler sarstı
Geçtiğimiz Cumartesi başlayan ve ülke gündemine damgasını vuran Sarı Yelekliler’in eylemlerine bütün toplumsal kesimlerden destek var. Eylemler, biriken öfkenin de bir dışa vurumu.
SELMA AKKAYA
PARİS
Akaryakıt vergisi ve zammına karşı Fransa’da toplumun biriken öfkesi, sokağa taştı. Son iki yılda artan vergiler, zamlar, her gün bir yenisi eklenen reform paketlerine duyulan tepki, aslında akaryakıt zammına karşı eyleme dönüştü.
Son bir haftadır gelişen eylemler, Fransa genelinde 2 bin yol kapama ve iş yavaşlatma eylemi, bir önceki süreçlerden farklı olarak toplumun bütün kesimlerini içine alırken, bu kez mevcut sol ve sendikal yapıdan bağımsız gelişti.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee’nin kapısına kadar dayanan eylemlere hükümetin tavrı ise her zaman olduğu gibi sert olurken, geri adım atmayacakları yönünde net tutum sergilendi.
Biriken öfke haykırılıyor
Fransa’da ‘Sarı Yelekliler’ sokakları doldururken, aynı şekilde Bulgaristan’da ve Sırbistan’da da akaryakıt vergisi zammı protestoları patlak verdi. Diğer taraftan Avrupa’nın diğer ülkelerinden destek eylemleri yükselti. Örneğin, Belçika’da, protestocular, Fransa’daki protestolarla dayanışma göstermek için petrol rafinerilerine giden yolları kapattı. Yunanistan’daki kemer sıkma yanlısı Syriza Hükümeti’ne karşı feribot grevleri ve kamu sektörü grevi; Bükreş’te metro grevi; Almanya’da ve kıta genelinde Amazon ve Ryanair grevlerlerine katılan işçiler, Sarı Yeleklileri selamladı.
Avrupa çapında yaşanan bu hareketlilikten birleşik bir eylem dalgasının yükselmesini beklemek elbette koşullar itibariyle şimdilik yanıltıcı olur. Çünkü bütün bu eylem dalgasını birleştirecek, ileriye taşıyacak siyasal bir hareket mevcut değil.
Öncüsüz, toplumsal koşullara yönelik yaygın muhalefet tırmanıyor. Sarı yelekleriyle ‘Zenginlerin başkanına hayır’ yazan dövizler taşıyan eylemciler, ‘Macron istifa’ sloganlarının ortasında, ‘onlarca yıldır’ birikmiş öfkelerini haykırıyor. Fransa’da son yıllarda yaşanan zamlar düşünüldüğünde akaryakıt zammı bunların yanında hiç kalır. Ama bu akaryakıt zammı bardağı taşıran son damla niteliğindeydi.
Siyasi iktidara güvensizlik, mevcut sendikaların düzen içi tutumları, alternatif bir muhalefetin olmayışı, geleceğe dair umut konusunda karamsarlık yaratsa da Fransa geneline yayılan eylemler, hükümeti tedirgin etti.
‘Eylemler sağın yönlendirmesi mi?’
Bütün bu tablo içerisinde en acı olan ise sendikal bürokrasinin eylemlere karşı aldığı tavırdı. Eylemleri sağın yönlendirmesi olarak değerlendiren sendikaların bazıları ise açıktan eylemlere karşı tavır aldı. Örneğin Genel İşçi Konfederasyonu (CGT), işyerlerinde, işçileri yol kapama eylemlerine katılmamaya çağıran bildiriler dağıttı. CGT Genel Sekreteri Philippe Martinez, aşırı sağın önderlik ettiğini iddia ettiği protestolara katılmayacağını şu sözlerle dile getirdi: “CGT, bu tür partiler ve bireyler ile yan yana yürüyemez. Bunlar bize uygun değil, onlarla yan yana yürümeyeceğiz.”
Sağ örgütlenmelerin mevcut eylemi, hükümete karşı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabası içerisinde olduğu açık. Ama mevcut solun ise söz konusu eylemlerle bulaşamadığı, bu eylemlere öncülük edemediğini ve daha ağır bir döneme girildiğini gösteriyor.
Son yıllarda ilk olarak sendikal muhalefetin dışında kendi kanalını yaratan bir toplumsal hareketlenme yaşanıyor. Hem hükümet hem de verili siyasal hareketler Fransa’da toplumsal muhalefetin kendi kontrollerinden çıkmasından korkularını açık bir şekilde dillendirdi.
‘Anarşiyi andıran görüntüler’
Pazar akşamı France2 TV’deki röportajında protestolar hakkında konuşan Başbakan Édouard Philippe, akaryakıt vergisi artışını sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi: “Belirlediğimiz rotayı izlemeye devam edeceğiz. Rüzgar başlayınca rotayı değiştirmezsiniz.”
Philippe, “anarşiyi andıran görüntüler” sahnelediklerini söylediği Sarı Yelekliler’i suçladı.
Sosyal medyadaki protesto çağrılarına başlangıçta kayıtsızlık ve düşmanlık ile tepki vermiş olan sendikalar, siyasi partiler ve sol hareketler, toplumdan gelen tepkilerin ardından şimdi bu mücadeleyi destekleme yönünde çağrılar yapıyor. Hangi siyasi odak ne yönde çağrı yaparsa yapsın, Fransa’da artık böyle bir muhalefet ortaya çıkmıştır. Bu aşamada önemli olan söz konusu muhalefeti sistem karşıtı bir güç haline getirip getirememekte!
Avrupa çapında yaşanan bu hareketlilikten birleşik bir eylem dalgasının yükselmesini beklemek elbette koşullar itibariyle şimdilik yanıltıcı olur. Çünkü bütün bu eylem dalgasını birleştirecek, ileriye taşıyacak siyasal bir hareket mevcut değil.
Öncüsüz, toplumsal koşullara yönelik yaygın muhalefet tırmanıyor. Sarı yelekleriyle ‘Zenginlerin başkanına hayır’ yazan dövizler taşıyan eylemciler, ‘Macron istifa’ sloganlarının ortasında, ‘onlarca yıldır’ birikmiş öfkelerini haykırıyor. Fransa’da son yıllarda yaşanan zamlar düşünüldüğünde akaryakıt zammı bunların yanında hiç kalır. Ama bu akaryakıt zammı bardağı taşıran son damla niteliğindeydi.
Siyasi iktidara güvensizlik, mevcut sendikaların düzen içi tutumları, alternatif bir muhalefetin olmayışı, geleceğe dair umut konusunda karamsarlık yaratsa da Fransa geneline yayılan eylemler, hükümeti tedirgin etti.
‘Eylemler sağın yönlendirmesi mi?’
Bütün bu tablo içerisinde en acı olan ise sendikal bürokrasinin eylemlere karşı aldığı tavırdı. Eylemleri sağın yönlendirmesi olarak değerlendiren sendikaların bazıları ise açıktan eylemlere karşı tavır aldı. Örneğin Genel İşçi Konfederasyonu (CGT), işyerlerinde, işçileri yol kapama eylemlerine katılmamaya çağıran bildiriler dağıttı. CGT Genel Sekreteri Philippe Martinez, aşırı sağın önderlik ettiğini iddia ettiği protestolara katılmayacağını şu sözlerle dile getirdi: “CGT, bu tür partiler ve bireyler ile yan yana yürüyemez. Bunlar bize uygun değil, onlarla yan yana yürümeyeceğiz.”
Sağ örgütlenmelerin mevcut eylemi, hükümete karşı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabası içerisinde olduğu açık. Ama mevcut solun ise söz konusu eylemlerle bulaşamadığı, bu eylemlere öncülük edemediğini ve daha ağır bir döneme girildiğini gösteriyor.
Son yıllarda ilk olarak sendikal muhalefetin dışında kendi kanalını yaratan bir toplumsal hareketlenme yaşanıyor. Hem hükümet hem de verili siyasal hareketler Fransa’da toplumsal muhalefetin kendi kontrollerinden çıkmasından korkularını açık bir şekilde dillendirdi.
‘Anarşiyi andıran görüntüler’
Pazar akşamı France2 TV’deki röportajında protestolar hakkında konuşan Başbakan Édouard Philippe, akaryakıt vergisi artışını sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi: “Belirlediğimiz rotayı izlemeye devam edeceğiz. Rüzgar başlayınca rotayı değiştirmezsiniz.”
Philippe, “anarşiyi andıran görüntüler” sahnelediklerini söylediği Sarı Yelekliler’i suçladı.
Sosyal medyadaki protesto çağrılarına başlangıçta kayıtsızlık ve düşmanlık ile tepki vermiş olan sendikalar, siyasi partiler ve sol hareketler, toplumdan gelen tepkilerin ardından şimdi bu mücadeleyi destekleme yönünde çağrılar yapıyor. Hangi siyasi odak ne yönde çağrı yaparsa yapsın, Fransa’da artık böyle bir muhalefet ortaya çıkmıştır. Bu aşamada önemli olan söz konusu muhalefeti sistem karşıtı bir güç haline getirip getirememekte!