“İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye erişemez.”

Einstein

Son gelişmelere bakılırsa toplumsal dinamizmi yönlendirenler kana hala doymamış görünüyor. Ne acı… Öyle ki; kimin ne olduğu, ne düşündüğü net bir kavram olarak daha da iyi şekilleniyor. İnsanlıktan çıkmış olmanın izahı politikacılar ve medyasının söylemlerinde ifadesini buluyor. Barışı hangi toplum bu kadar dışlayabilir ki? Savaşı barışa tercih etmek hangi aklın karı olabilir? Ne yazık ki son yaşananlar zorunlu tercihler yapmaya tahrik eden unsurları içinde barındırıyor. Peki ne olacak?
* * *
Türkiye’de barışın egemen olması şu koşullarda zor görünüyor. Toplumsal dinamikler üzerinde güç sahibi olanlar, değişime kapalı, art niyetli unsurlar olarak karşımızda duruyorlar. Durum böyleyken ve savaş çığırtkanlığı yapılırken ‘…açılım’lardan basetmek ne kadar anlamlı bilemiyorum. Zira açmak değil sürekli kapatmanın hesapları, zaman kavramıyla kafa bulanıklığı yaratıyor.  
Kürt sorununu çözecek derinlik dikkate alınması gereken önemli bir irade olmalıdır. Kiminle, nasıl, hangi araçlarla soruna el atılacak soruları bile doğru değerlendirilmezken, umut bazen başa bela olmanın kederi olarak ters etki yaratabilir. Bu kimsenin yararına değildir. Sabır, tarihin hiçbir evresinde bu kadar suistimal edilmemiştir. Ve sabır taştığında, bugün ‘şehitlerimiz’ diye bağır bağır bağıranlar çok daha fazla ağlayacaklardır. İşte o zaman “pes etmeyeceğiz, yanınızdayız…” diyenler, savaş kışkırtkanlığı yapanlar, ırkçılar, şovenler, kafa tasçılar çok başka yerlerde olabilirler. Bunu algılamak çok zor olmasa gerek…
* * *
Türkiye’deki siyaset derinliği bu çok önemli soruna ne kadar duyarlı sorusu iyi tahlil edilmeden, soruna doğru yaklaşmak pek mantıklı değildir. Kaba-saba politikacı ve destekçileriyle bu sorunu çözüme sürüklemek iyi bir yaklaşım olarak görünmüyor. (En azından şu aşamada) Barışta ısrar, insanlıkta ısrar olarak alıgılanmalı elbet. Fakat her ısrar onurun direnen yüzüne destek bekler. Ve bir gün onu egemen kılar. Bunu algılayacak mekanizma toplumsal duyarlılığın aynı anlayışta buluşmasıdır. Zamanıdır…
* * *
Sorun çok zor… Ve zor, cesur insanların çabalarının sonucu olarak çözüme yakınlaşabilir. Bunun için iyi niyet çok önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkar. Ama bazen iyi niyetler sorunun çözümüne katkı sunmaz… Burada ‘… açılım’ı başlatanların iyi niyetli olduğunu söylemek istemiyorum. Tam tersi niyetsizliğin yanı sıra sorunu çözebilecek niteliklerinin olmadığının da altını çiziyorum. Durum böyleken, ‘sürecin doğru işlemesi’ pek sağlanamaz. ‘Beklemek’ yanıltmanın hesabını pekiştirmekten başka bir şey değildir. İşte “Şark Kurnazlığı” budur.   
* * *
Sorunu halklar çözer. Halkların irade bütünlüğü, birlikteliği… Kalıcı olanın halk gerçeği olduğu ve halkın duyarlı iradesininin bu kışkırtan çevreleri anlamanın zamanı gelmiştir… Anlamak “Artık Yeter” diyebilmek ise acıların da ortak olduğu gerçeği bir halk gerçeği olarak yerine oturmalıdır. Burada barışta buluşmak ve barışı toplumsallaştırmak, militarizme en büyük darbedir. Bunu ancak birlikteliğin gücünü sağlayarak aşabiliriz. Bu vatana ‘…evladım feda olsun’ diyerek değil! Aslında, bu söylemler karşısında savunma kuşanan politikacı ve medyacıları pis pis gülüyordur. Nerede ve nasıl olduklarına ve nerede ve nasıl olduğumuza bakarsak çok daha kolay anlayacağız meseleyi…
* * *
Olgunun sınıfsal boyutu, alışagelmiş çürümüşlüğün sonucu olarak yeni nesilleri de çürütmeye aday görünüyor. Buna izin vermemek, ‘Vatan’ dediğiniz şeyi kurtarmaktır. ‘Vatan’ı sevmek savaşa hayır demekten geçiyor. Hal böyleken, acıların artak olduğuna inanarak başlayabiliriz. Gerçek acıdır ve baktığımız ve okuduğumuz o çok renkli ekranlar ve sayfalar o acının pek uzağındadır. Gerçeğin ta kendisi hislerimiz ise empati kurarak karşıdakini anlamamız insani bir erdemdir. Kardeşilik, eşitlik de böyle bir şey işte!
Güzel olan ortak olduğumuz değer ise, sahiplenmek de o değerin bir parçası olarak anlaşılması gereken emektir… Önce ve şimdi “Her şey güzel olacak”, “İyi şeyler olacak” sözlerini dillendirenler emekten uzaktır. İradesizdir… Umutsuzdur… Çözümsüzdür… Bilmemiz gereken en güzel şey, halkın kendi öz iradesidir.

degirmenci.y@gmail.com