"Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür" diye yazmış Ece Ayhan, o meşhur "Meçhul Öğrenci Anıtı" şiirinde.
Temmuz ayında devletin Kürtlere yönelik başlatığı operasyonlardan beri "devlet dersinde öldürülen" Kürt çocuklarının görüntüsü düşüyor bir bir, bedenleri gibi, aileleri gibi, evleri gibi, mahalleleri gibi, abiler ve ablaları gibi, öykündükleri kahramanlar gibi.
Bu düşmeler, bu gitmeler pek kimsenin umuru değil. Görüyoruz.
İsimleri ve yaşları ile birlikte öldürülen çocukların listesi dolaşıyor.
120 gün içinde tam 60 çocuk, neredeyse her 2 günde 1 Kürt çocuğu katledilmiş.
Aralarında 7 aylık Miray bebek de var.
Henüz anne karnındayken öldürülen çocuklar dahil değil.
Savaşın dehşetiyle annelerinin karnında ‘tutunamayan’ bebekler de.
Peki cansız bedeni karaya vuran Alan Kurdî dahil edilmeli mi bu listeye?
Birbirlerini hiç görmeyen, ama aynı kaderi paylaşan kardeşleri?
Onlar da Türkiye’nin Ortadoğu’da kışkırttığı, beslediği, manipüle ettiği savaşın kurbanları ne de olsa.
Devletin ağır silahları ile taradığı mahallelerde katledilen sadece insanlar değil, sadece çocuklar değil.
Öldürülen eşekleri hatırlayalım, sokak ortasında cansız yatan.
"Biz Kürdüz tamam, sen bize bu işkenceyi yapıyorsun, hayvanlara niye yapıyorsun? Hayvanlar Kürt mü, hayvanlar Kürtçe konuşuyor mu?" diyen gencin çaresiz sözleri çınlasın kulaklarımızda, şok olmuş yüzünü unutmayalım
Roboskî’de katledilen insanlarımız
Katledilen insanların babasız kalan çocukları
Katledilen katırlar
Cansız bedenleri taşıyan katırlar
Kediler bir de
Kediler mekanlarına bağlıdır. Yok edilen mekanlarda öldürülen, top atışlarından yıkılan duvarların altında kalan kedileri düşünelim.
Köpekler de insanlara bağlıdır. Katledilen köpekleri ve onları besleyen, onlarla oynayan çocukları hayal edelim. Tıpkı çocuklara yapıldığı gibi, askerler kafasına postallarıyla basıp işkence ettiği için acı içinde ağlayan ve günlerce aç, haftalarca yaralı, aylarca zincirli, yıllarca mahzun köpeği asla unutmayalım.
Güvercinler barış için uçurulur. Özgürlükle özdeşleştirilir.
Özel harekat polislerinin tek tek vurduğu, kiminin kanatlarına kiminin minicik kalbine sıktıkları güvercinleri hatırlayalım. Bir daha hiç uçmayacak o güvercinlerin bir daha hiç gülmeyecek sahiplerini
Sahi, o güvercinlerin sahibi nerede şimdi? Yaşıyor mu? Hendeklerin, barikatların arkasında mahallesini mi savunuyor yoksa? Kim bilir.. belki güvercinleriyle birliktedir şimdi.
Çocuklar sadece öldürülmüyor bu savaşta.
yetim de kalıyor.
kardeşleri de öldürülüyor
yakınları da
komşuları da
arkadaşları da
evleri yakılıyor
sokakları yıkılıyor
mahalleleri tarumar ediliyor
terörize ediliyor
eğitimden mahrum bırakılıyor
oyun alanları yok ediliyor
oyuncakları da
oynama istekleri sonsuza kadar gömülüyor
göç ediyor ya da arkadaşları göç ediyor
yoksullaşıyor
gıdasız kalıyor
sakat kalıyor
mahrum kalıyor.
Geriye bir tek öfkeyle kalıyor.
Dermanı olmayan, hep harlanan bir öfke.