Bilgi kirliliği ve savaş dili, barış umutlarını tehdit etmeye devam ediyor. Medya da siyasiler gibi savaş tamtamları çalıyor.
Türkiye'de tekçi paradigma ve buna dayalı zihniyetin oluşmasında medyanın büyük etkisi olmuştur hep. Etik sahibi bir grup medya dışında Türkiye ana akım medyası barış gazeteciliği konusunda da kötü bir karneye sahiptir. Barış yerine savaş gazeteciliği anlayışıyla devletin sözcüsü gibi hareket etti hep ve giderek bir propaganda aygıtına dönüştü.
Bugün Türkiye'de medya algı yönetiminin bir aracı haline getirilmiştir. Medyanın mevcut habercilik anlayışı, savaşı, çatışmayı haberleştirmeyi seviyor da; iş barışla ilgili, barıştan yana, barışçı haber yapmaya geldiğinde onu yeterince heyecanlı, haber değeri taşıyan nitelikte görmüyor. Onun için barış sürecine katkı sağlayacak bir duruş göstermiyor.
***
Çarpıtılmış haberlerle nefret söylemi kullanmadan siyasi bir argüman oluşturmak ya da bir haber yapmak bu ülkede neredeyse mümkün olmadı... Dürüst ve vicdanlı bir dil kullanmak yerine çıkarcı ve saldırgan bir dille konuşmak daha kolay geldi onlara. Sosyal sorumluluk anlayışını rafa kaldırıp yurttaşların en doğal hakkı olan doğru ve eksiksiz bilgilendirilme hakkını kendi eliyle ihlal eden medyanın demokratikliğinden söz etmek zaten mümkün değildir.
Sadece bir tarafın acılarına ve üzüntülerine odaklandı bu medya. Böyle bir odaklanma da haliyle tarafları "caniler" ve "kurbanlar" şeklinde ayırır ve çözümün canileri cezalandırmaktan geçtiğini ima eder. Bunun yerine, tüm tarafların acılarının, korkularının ve üzüntülerinin eşit derecede haber değeri taşıdığı bir yaklaşımı benimseyemedi.
Her şeyden önce, çatışmacı ifadelerden sakınmak gerekir. Eğer haberinizde, bizimkiler "şehit oluyor", karşıdakiler "ölüyor", "öldürülüyor" veya "katlediliyor" diyorsanız siz farkında olarak veya olmayarak çatışmayı destekliyor hatta karşıdakilerin öldürülmelerini körüklüyorsunuz demektir. Konunun uzmanları bu tür gazeteciliğe "Savaş gazeteciliği" diyor.
Gazetecinin yazdıkları kadar yazmadıkları veya yazamadıkları da önemlidir Barış gazeteciliği tüm tarafların yalanlarını açığa vuran, haberde doğruluk odaklı bir gazetecilik anlayışıdır.
Savaş gazeteciliği şiddete odaklıdır. Barış gazeteciliği ise şiddetin önlenmesi için neler yapılması gerektiği üzerinde durur, fikir ayrılıklarına odaklanır ve tüm farklı fikirlerin kendilerini duyurmalarına aracılık eder.
***
Savaşın dili kolaydır, barışın dili, özveri ister, yürek ister, ciddiyet, birikim, kararlılık ve iyi niyet ister. Sorunun tüm taraflarına ilişkin doğru, nesnel bilgi ve haber üretmek medyanın ahlaki zorunluluğudur.
Taraflar yapıcı bir dili esas almalıdır. Sürece engel olabilecek her türlü önyargı ve koşullandırmanın karşısında bir kalkan görevi üslenmesi için gerekli bir söylem ve dili oluşturmak gerekiyor. Zihin haritamızdaki olumsuz imajları olumluya, saplantıları anlayışa ve anlaşmaya çevirecek bir akla ve üsluba ihtiyaç var.