Fransa Gündemi


Seçim sonrası Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından başbakan olarak atanan Manuel Valls, Salı günü Ulusal Meclis'te yapılan güven oylamasında 239'a karşı 306 milletvekilinin ‘Evet’ oyunu aldı. Valls Başbakan olarak 47 dakikalık ilk konuşmasını gerçekleştirdi. "Şu andan itibaren yeni bir sayfa açtık. Bizim önceliklerimiz var. Halkın yeniden geleceğe umutla bakmasını sağlayacağız" diyen Valls, bir önceki hükümet çizgisinden farklı bir şey dillendirmedi. Bu konuşmadan önce Valls, Yeşiller, Radikal Sol ve Komünist Parti temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Bütün bu kulisler, güven oyu almak adınaydı!
47 dakikalık Valls'in konuşmasının en başında yeni kemer sıkma politikası yer alıyordu. Valls, ekonomik reform paketininde 2017'ye kadar 50 milyar Euro’luk tasarruf yapacaklarını açıkladı. Bunu açıklarken de halkın gelecekle ilgili kaygılarını anladığını, vergilerin çok ağır olduğunu, adalet beklentilerinin ortaya konduğunu belirten Valls, "Seslerini ve sessizliklerini duydum" ifadesini kullandı. Valls'ın "Seslerini ve sessizliklerini duydum" dediği milyonlar, işte tam da bu kemer sıkma politikasının sonucu "umutlarını" hükümete karşı yitirmişti. Şuana kadar yapılan tasarrufların tamamı eğitim, sağlık yani kamu hizmetlerinden elde edilmişti. Kadro alımı azaltılmış, harcamalar kısıtlanmıştı. Özellikle iş ve işçi bulma alanlarında tasarruf kapsamında eğitim giderleri, personel vb son iki yılda büyük bir kırıma uğratılmıştı. Durum anlaşılıyor; aynı uygulamalar vites büyüterek sürecek!
Valls'in altını çizdiği bir diğer önemli konu ise işsizlik sorunuydu. Valls, "geçen yıla göre daha az işsiz genç var" dedi. Acaba resmi rakamlar gerçeği ifade ediyor muydu! Bunun bir yeterlilik olmadığını vurgulayan Valls, gençlere değil işverenlere dönük projesini açıkladı: "Güçlü bir büyüme olmadan biz hiç bir şey yapamayız. Bizim işyerlerine ihtiyacımız var." Bu cümleleri Valls'in "işçilik maliyetlerinin azaltacağız" sözü takip ediyor. Konuşmasının başında "sessizlerin sesini duydum" derken Valls'in hangi sessizlerden bahsettiği anlaşıldı; "Patronlar..."
Böylelikle yüksek işçi şarjlarından şikayetçi olan patronların "sesi" duyulmuş oldu. Asgari ücretlinin cebine yılda 500 Euro daha fazla ücret gireceğini söyleyen Valls bu kaynağın nasıl sağlanacağını ve hangi periyodlarda bu paranın verileceğini açıklamadı. İki yıllık hükümetin daha önce asgari ücret üzerinde yapmış olduğu artış ise yıllık olarak 21 Euroya karşılık geliyordu. Manuel Valls, işveren katkılarının kaldırılması ve 2020 yılında kurumsal vergilerin azaltılması vb projeleri olduğunu aktarırken kendi hükümetininde MEDEF, projesi olduğu konusunda daha net konuşmuş oldu. MEDEF mi? Fransa İşverenler Birliği!
Göreve gelir gelmez Ruanda kriziyle karşı karşıya kalan Valls; ırkçılıkla, Yahudi, Müslüman, Hıristiyan düşmanlığı ve homofobi ile aynı kararlılıkla mücadele edeceklerini ifade ederken Sarkozy'nin 2012 seçim konuşmaları akla geliyor. Bu cümleler Sarkozy'nin seçim döneminde kullandığı cümlelerle neredeyse aynıydı. Valls daha önce göçmen karşıtı söylemiyle ve sert "laiklik" yorumuyla birçok kesimin tepkisini çekmişti.
Fransa’nın Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'deki askerlerini selamlamayı unutmayan Valls, Ruanda Soykırımı’nda Fransa’nın da rol oynadığı yönündeki eleştirilerin ‘haksız ve değersiz’ olduğunu savundu. Valls, Ruanda'da Soykırımı’nın mimarı olan Fransa'yı savunurken "Yurtdışında doğan bir vatandaş olarak Fransa’da hükümete başbakanlık edebilmem benim için onur" cümlelerini kullandı. "Onun için ben Fransa’yı seviyorum. Fransa’nın değerleri bizi birleştirmelidir" diyen Valls, İspanya'da Franko rejiminden ailesiyle birlikte kaçıp Fransa'ya gelmiş biri!
Manuel Valls'in konuşmasının tamamına bakıldığında mevcut hükümetinde bir önceki hükümetten farklı bir profil çizmeyeceği daha net anlaşılıyor. Bu hükümet oluşturulurken Hollande "Bu hükümet mücadele ve savaş hükümeti olacak" demişti.  47 dakikalık konuşmanın özeti: Hollande'ın bahsettiği savaş; sermaye dolaşımının önünün açılması ve yoksulluğun derinleştirilmesi anlamını taşıyor!