
Savaş mağduru milyonlarca Suriyeli hem ülke içinde hem de sığındıkları komşu ülkelerde soğuk, açlık ve hastalıkla boğuşuyor. İnsani ve tıbbi yardımlar çok yetersiz. Suriyeli mültecilerin gıda, ilaç, temiz su ve barınma sorunu çözülmüyor.
Suriye'deki savaş tüm şiddetiyle sürerken, sivillerin durumu ise içler acısı. 200 binden fazla insan savaşta can verirken, geride kalan yaralı ve hasta 1 milyon Suriyeli ise sağlık yardımına muhtaç. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre sağlık sisteminin çöktüğü Suriye'de hastanelerin yarısı hizmet dışı kaldı ve yaralılar ile ağır hastalara müdahale edilemiyor. Yerle bir olan ülkede su yokluğu ve hijyen sorunu nedeniyle salgın hastalıklar da baş gösterdi. Suriye'de en çok görülen salgın hastalıklar tifo, kızamık, miyaz ve tüberküloz olarak sıralanıyor.
Sefalet, sağlık krizini büyütüyor!
WHO Suriye temsilcisi Elizabeth Hoff, su yokluğuyla birlikte Suriye'deki sefaletin sağlık krizini daha da kötüleştirdiğini belirterek, "İhtiyaç duyulan şeylere inanmak mümkün değil" ifadelerini kullandı. Dördüncü yılına giren savaşın yıllar sürmesinden endişeleniliyor.
4 milyonu komşu ülkelere sığındı!
Suriye içindeki 10,8 milyon kişi acilen insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Bu insanların arasında 6,45 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi bulunuyor. 4 milyon kadın, erkek ve çocuk, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Komşu ülkelere sığınan yaklaşık 4 milyon Suriyelinin büyük bölümü (yüzde 95'i) Irak, Güney Kürdistan, Mısır, Lübnan, Ürdün ve Türkiye'de bulunuyor. Ekim 2014 itibarıyla Lübnan'da 1,13 milyon kayıt edilmiş Suriyeli mülteci var. Ürdün 619 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.
Yaşam savaşı veriyorlar!
DAİŞ çetelerinin Musul işgali ve sonrasında Şengal ile Güney Kürdistan geneline yönelik saldırılardan dolayı da en az 1 milyon kişi ülkesinden göç etmek zorunda kaldı. Başta Êzîdî Kürtler ve Hıristiyanlar olmak üzere yüzbinlerce kişi ya Güney Kürdistan’a ya da Irak’ın diğer kentlerine göç etmiş durumda. Kış soğuklarıyla birlikte binlerce mülteci büyük bir insanlık faciası ile karşı karşıya kalabilir. Başta Şengal Dağı ve çevresi ile Güney Kürdistan’a sığınan 300 bini aşkın kişi aşırı soğuklar nedeniyle büyük tehlike altında. Güney Kürdistan’daki mülteciler için en az 26 mülteci kampı gerekirken, halen inşa aşamasında olan sadece 10 kamp bulunuyor. Kobanê ve Şengal gibi DAİŞ çetelerinin saldırıları altındaki birçok şehrin yanı sıra, Suriye ordusu ile diğer muhalif grupların çatıştığı bölgelerdede de kışın gelmesiyle birlikte endişeler artmış durumda. Kobanê, Şengal, Homs, İdlib, Halep, Musul ile Irak’ta DAİŞ ile çatışılan diğer kentlerde savaş koşulları hem yiyecek hem de barınma sorununu en üst düzeye çıkarmış durumda.
1,6 milyonu Türkiye'de!
Uluslararası Af Örgütü’nün Aralık ayındaki verilerine göre, Türkiye'de ise en az 1,6 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Bunlardan sadece 220 bini 22 kampta yaşıyor. Kamplar tam kapasite çalışıyor. Suriyeli mültecilerin yaklaşık yüzde 85'i yani 1,3 milyonu kampların dışında yaşıyor. Sadece İstanbul'da 300 bin mülteci olduğu tahmin ediliyor. Kamp dışındaki Suriyeli mültecilerin barınma ihtiyaçları genellikle karşılanmıyor ve birçoğu yetersiz veya insanlık dışı sayılacak koşullarda barınıyor.
AKP kaderlerine terk etti!
Birçok Suriyeli mülteci boş ve yıkık binalarda veya sokakta yaşıyor. Mültecilerin hukuki olarak çalışmalarına izin verilmiyor. Düzensiz işler, onları işverenlerin sömürüsüne karşı savunmasız bırakıyor. Aralıklarla çalışabildikleri işlerde Suriyeli mülteciler ya maaşlarını alamıyor ya da aldıkları maaş yeterli yaşam standartlarına ulaşabilmelerine olanak vermiyor. Kamp dışındaki Suriyeli çocukların büyük çoğunluğu eğitime erişemiyor. Bazıları ailelerini desteklemek için çalışmak zorunda kalıyor. Zira kampların dışındaki Suriyeli mültecilerin sadece yüzde 15'i insani yardım kuruluşlarından ya da ajanslarından yardım alıyor. Yani savaş mağdurları kaderlerine terk edilmiş durumda.
DAİŞ’ten kaçanlar sınırda vuruldu!
Ayrıca her ne kadar Türkiye, Suriye'den gelen mülteciler için resmi olarak "Açık kapı politikası" uygulasa da sınır geçişleri sadece pasaportu olan veya "Acil tıbbi ve insani ihtiyaçları olan" mültecilere açık. Bu durum birçok kişiyi düzensiz bir şekilde sınırı geçmeye zorluyor. Uluslararası Af Örgütü, Aralık 2013 ile Ağustos 2014 arasında DAİŞ vahşetinden kaçarak sınırı geçmek isteyen en az 17 kişinin devlet sınır güçleri tarafından gerçek mermi kullanılarak öldürüldüğünü belgeledi. Buna 2014'te katledilenler dahil değil. Pasaportsuz sınırı geçmek isteyenlerin çoğu ise ya dövüldü ya da kötü muameleye maruz kaldı ve Suriye'ye geri gönderildi.
Türk devleti haklarını tanımıyor
Esad rejimini yıkmak ve Rojava Devrimi'ni engellemek gayesiyle DAİŞ ve benzeri gruplara verdiği destekle, adeta ateşe benzin dökerek savaşı şiddetlendiren Türk/AKP Hükümeti evlerinin başına yıkılmasına sebep oldukları Suriyelilere mülteci hakkı da tanımıyor.
Zira Türkiye, Ekim ayında çıkarılan ve Suriyeli mülteciler için hukuki statüyü güvence altına alan Geçici Koruma Yönetmeliği’ni henüz uygulamaya koymadı.
Sağlık hizmeti verilmiyor
Bu nedenle "misafir" statüsünde görülen yaklaşık 1,6 milyon Suriyeli mülteci, sığınma hakları teslim edilmediği için sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerden yoksun bırakılıyor. Türk devleti en son Kürtlerin de dahil olduğu sığınmacıların sadece acil durumlarda tedavi edilmesini emreden bir talimat yayınladı. Böylece mülteciler ağır sağlık sorunlarıyla başbaşa bırakıldı.
AKP fonları Kürtlere harcamıyor
Türk devleti, Rojava'ya ve Kürtlere yönelik düşmanca tutumunu da sürdürüyor. AKP hükümeti, AB ile BM'den aldığı fonları DAİŞ'ten kaçan Kobanêliler için harcamıyor. Bir taraftan Kobanê'ye saldıran DAİŞ çetelerine her türlü desteği sağlarken, "kardeşim" dediği Kürtlere çamur içinde, su geçiren naylon çadırlarda yaşamı reva görüyor.
Kobanêliler de yardım bekliyor
Demokratik Bölgeler Partili (DBP) Suruç Belediyesi, Ankara'dan hiçbir şekilde destek alamıyor. Belediye, kısıtlı imkanlarıyla aylardır Kobanêliler için elinden geleni yapıyor. Avrupa'dakiler başta olmak üzere Kürt halkı da imece usulü, bölgeye yaşamsal yardımları göndermeye çalışıyor. Ancak bu çoğu çocuk ve kadın 50 bini aşkın sivil için yeterli olmuyor.
Kamplarda hastalıklar kapıda
Kobanêliler için kurulan kampın alt yapısı yok, kanalizasyonu yok, suyu yok, etrafı kir ve koku salmış, bu da soğuk havaların etkisiyle hastalıkların habercisi. Ve bu durumdan da en çok korunmasız, ayağı çıplak, paltosuz çocuklar etkileniyor. Hükümet destek sunmadığı için sağlık hizmeti de yeterli düzeyde verilemiyor.
On binlercesi göç yolunda öldü
Yaklaşık 140 bin Suriyeli ise Avrupa Birliği ülkelerine sığınmayı başarmış. Bu sayı, Eylül 2014'te sadece bir hafta içerisinde Kobanê'den Türkiye'ye ulaşan 144 bin kişiden daha az.
Çoğu derme çatma teknelerle Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmış. Onbinlerce Suriyeli’nin de yolculuk sırasında öldüğü tahmin ediliyor.
AB ve ABD mülteci istemiyor
AB üyeleri ile ABD ise ülkelerine Suriyelileri kabul etmeye yanaşmıyor, bunun yerine savaş mağdurlarına mali yardım sunmakla yetiniyor. Ancak bunu da tam anlamıyla yapmayarak, Suriye'de yürüttükleri velayet savaşıyla hayatlarını mahvettikleri insanları ikinci kez savaşın şiddetiyle yüzyüze bırakıyorlar.
Yardım fonu Ocak’ta tükeniyor
Suriye içindeki ve komşu ülkelere sığınan yaklaşık 18 milyon (neredeyse yarısı çocuk) mülteci için şimdiye kadar toplanan mali yardımlar ise Ocak ayında tükenmiş olacak. Birleşmiş Milletler (BM), geçen hafta Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılan toplantıda, önümüzdeki birkaç yılı da kapsayacak bir acil mali yardım planı sundu.
8.4 milyar Dolar'a ihtiyaç var
BM ve partner kuruluşların Berlin'de sunduğu plana göre mali kaynak ihtiyacı 8.4 milyar Dolar. Ancak bu fonun bulunup bulunamayacağı muamma. Zira BM üyesi ülkeler, Suriyeli mülteciler için 2014'te vadettikleri 1 milyar Dolar'ın sadece 484 milyon Doları'nı ödemişti. 2015 için verdikleri sözleri tutup tutmayacakları da belirsiz.
Kim ne yapacaksa şimdi yapmalı
DAİŞ zulmünden kaçan Kobanêliler başta olmak üzere savaş mağdurları; BM ile ABD ve Almanya gibi ekonomileri güçlü ülkeler başta olmak üzere dünyanın yardımına ve ilgisine ihtiyaç duyuyor. Bu konuda herkesin yapabileceği mutlaka bir şeyler var. Yeter ki yardımların düzenli akışını sağlayabilmek için gerekli diplomasi, yardımlaşma ve koordinasyon sağlanabilsin. Savaş ve DAİŞ zulmünden kaçanlar için kim ne yapacaksa şimdi yapmalı. Yarın çok geç olabilir!
HABER MERKEZİ