Bu topraklar savaşın da, zulmün de, sürgünün de, acının da envayi çeşidini gördü. Devlet adına hareket eden herkes önce gerçekleri öldürdü. Kürt tarafının son 2 yıldır barışçıl çözümdeki tüm ısrarına ve duruşuna rağmen sırf Saray sahipleri istedi diye başlatılan savaş, büyük tahribatlar ve yıkımlarla devam ediyor. AKP, ilk iktidara geldiği 2002 yılından bu yana geçirdiği tüm seçim dönemlerini çatışmasızlık ortamı sayesinde artı puanlarla geçirdi. 7 Haziran'da ise bu ülke halkları büyük bir ezberi bozdu. Çatışmaya, ayrımcılığa, ötekileştirmeye inat; "birlikte eşitçe yaşamamız her zamankinden daha fazla mümkün" dedi. Barışı oyladı. Eşitlik taleplerini, insanca yaşamayı oyladı. 6 milyon insan tek yürek olup "bize rağmen savaşı başlatamayacaksınız" dedi. 

Dedi de ne oldu?

Her fırsatta Osmanlı padişahlarına refere edip "ecdadımız şöyle yapmış, ecdadımız böyle yapmış" diye övünüp 2023’ü hedef seçenler, aynı ecdatlarının hemen hepsinin evlat veya kardeş katili olduğunu nedense unutuyorlar. Geçmişte, kirli iktidarları ve tahtları için kendi kanından canından insanları gözünü kırpmadan katleden bir devlet geleneğidir bu. Aynı devlet geleneğinden beslenenler ve feyz alanlar, bugün de gencecik insanların ölümüne sebep oluyor. Savaş, sadece insanları değil; gerçekleri de öldürüyor maalesef. 

Egemen basın yayın sözcüleri, savaş çığırtkanlığı yapmakla kalmıyor; büyük bir vicdan kaybı yaşıyorlar. Önceki gün, Şemdinli’de yaşamını kaybeden yüzbaşının, kendisi gibi asker olan ağabeyi yarbayın söyledikleri, bu savaşın da özeti gibi. "Saraylarda 30 korumayla gezip, zırhlı araçlara binenler şehit olmak istediklerinden bahsediyorlar… Öyleyse siz gidin oraya, kardeşlerimizi neden gönderiyorsunuz" diyerek aslında milyonlarca insanın yüreğinden geçenleri telaffuz etti. Buna karşın Şems’in ya da Saray damatlarının sahibi gazete manşetlerine ya da maaşlı dalkavuklarının söylediklerine bakın bir: neymiş Yarbay bir Aleviymiş!!

Bu nasıl bir insanlık, nasıl aymazlık, nasıl bir korkunçluktur!

Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda yaptığı "affedersiniz bize Ermeni dediler" söylemiyle ne kadar da ikiz bir söylem bu. Aleviler sizin düşmanınız mı? Bu nasıl bir fobidir?

Anneler, sağ yollayıp tabutlar içinde gelen evlatları için "benim oğlumdur Vatan. Batsın sizin vatanınız" dediğinde de aynı gazeteler bu isyanı görmezden geldi.

Aynı ajanslar, Erdoğan’ın "halkımız yaptığı yanlışı anlayana kadar gerekirse her gün seçim olacak" açıklamasını son anda fark edip geri çekti. Geri çekseler de ne yazar? Herkes bu savaşın, 400 vekili elde etme savaşı olduğunu bilmiyor mu? 7 Haziran'dan önce "400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün" diyenler değil midir savaşı başlatanlar?

Kendi evlatlarını bedelli askerliklerle sıvıştırıp gemiciklerine gemicikler katanlar, bir türlü paraları sıfırlayamayanlar, yoksul halk evlatları için "ne mutlu şehit ailelerine!" diyebilecek kadar vicdan tutulması içindeler. Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir küstahlıktır! Evladım öldü diye ben neden mutlu olayım?? Öyleyse eğer sen neden mutlu olmuyorsun evladını savaşa göndererek? 

Peki sormazlar mı adama: 7 Haziran öncesi binlerce afiş bastırıp "AKP çözüm sürecini başlattı, artık analar ağlamıyor. Onlar konuşur, AK Parti yapar" diyordunuz da şimdi neden analar ağlıyor? "Çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık, arttık evlatlarınız ölmeye devam edecek" diyerek nasıl 400 vekil almayı planlıyorsunuz?

Türkiye tarihinde bir ilk yaşandı; göstermelik koalisyon görüşmeleri fiyaskoyla sonuçlandı ve sonuç zaten baştan belliydi; erken seçim kararı almak!

Koltuk sayınız artsın diye, Saraya sultan lazım diye gencecik fidanlar toprağa düşüyor. İşkence edilmiş çıplak bedenini sokak ortasına attığınız Ekin Wan’ın da bir anne babası olduğunu hiç düşündünüz mü? Bugün Diyarbakır’da polis kurşunuyla vurulan çocukların, Mardin’de, Sur’da katlettiğiniz çocukların da anne babaları var. Neden gazeteleriniz bunlardan hiç bahsetmez?

2009’da "KCK operasyonları" adı altında binlerce siyasetçiyi, hukukçuyu, belediye başkanını senelerce zındanda tuttunuz. Sonra da "paralelin işi" deyip işin içinden çıkıverdiniz. Peki günlerdir 3’erli, 5’erli tutuklanan belediye başkanları, meclis üyeleri için ne diyeceksiniz yarın bir gün? Bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamı seçimle geldi de; Kürt seçilmişleri neyle geldi?

Tablo son derece açık ve net.

Gerçekler artık asla ve asla karalıkta kalmayacak. Nasıl mı? 1 Kasım'da, milyonlarca insan, 7 Haziran’daki 6 milyona eklenip "size savaş yaptırmayacağız" diyecek de ondan!