Türk illerindeki kışlaların şehir dışına taşınmasını izah eden Türk Başbakan Binali Yıldırım, “Ne işi var tankın şehir içinde” diye sordu.

Kürt tarafı ile diyalogu bitirip yeniden savaş başlatan Türk devleti, bütün imkanlarını seferber etti. ‘Çöktürme Planı’ ardından Ekim 2014’teki MGK’de alınan karar doğrultusunda 7 Haziran seçi sonuçları askıya alınarak yeni bir süreç başlatıldı. Yıkım, imha ve katliamı sınırsız uygulayarak Rojava dahil bütün Kürt kazanımlarını bertaraf etmeyi öngörün AKP yönetimindeki Türk devleti, bütün savaş unsurlarını konvansiyonel silahlarla Kürt kentlerine saldı. Direniş karşısında zorlanınca bizzat Erdoğan’ın talimatıyla kentlerin tamamen yakılıp yıkılmaya başlandı. Toplar ve ağır silahlarla yetinilmeyerek tanklarla binalar tek tek yıkıldı, Cizre’deki olduğu gibi toplu katliamlara imza atıldı. 

Kürt kentlerine salınan savuş unsurlarının tüm komuta kademesi darbe girişiminin de vurucu unsuru oldu. Kürt kentlerinde hiçbir kural tanımadan cirit atan Türk Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Kürdistan ve Suriye operasyonları sorumlusu Semih Terzi, Silopi’den 15 Temmuz’da Ankara’ya giderek ana karargahta yönetimi almak isterken arkadaşları tarafından öldürüldü. Bütün Kuzey Kürdistan’da konuşlu 2. Ordu’nun komutanı Adem Huduti, darbecilikten tutuklandı. 

Amed’de konuşlu savaş uçakları gidip Ankara’yı bombaladı. Buradaki komuta kademesi darbecilikten tutuklandı. Yine 7. Kolordu Komutanı aynı ekibin içinde. Şırnak, Hakkari ve Mardin gibi merkezi savaş karargahlarının tüm komutası ile birlikte Kürdistan için yetiştirilen Bolu ve Kayseri gibi komando tugaylarının da komutanları içerde.

Bütün bunlara rağmen Türk devleti, Kuzey Kürdistan’daki askeri konuşlanmasında ve savaş pozisyonundan geri adım atmıyor. Tüm unsurlarıyla operasyonlar sürüyor, kentler yıkılmaya devam ediliyor. Zırhlı araçlarla birlikte tanklar kentlerdeki varlığını koruyor.


Türk illerinin ayrıcalığı

Türk hükümeti, şimdi Türk illerindeki zırhlı birlikleri, kışlaları taşıyor. Türk Başbakan Binalı Yıldırım, dünkü açıklamasında İstanbul’da Maltepe ve Hasdal kışlasının Çorlu ve Trakya’ya gideceğini, böylece şehir merkezinde tankın işinin olmayacağını söyledi. “Ne işi var tankın şehir içinde?” diyen Yıldırım, “Tehdit şehir içinde değil sınırlardadır. Bütün birikimimizi sınır bölgelerine taşıyacağız. Ülkemizin dış tehditlere karşı güvenliğini sağlayacağız” diye konuştu.

Türk Milli Savunma Bakanı Fikri Iışık da şehir içinde kalan  kışlaların şehir dışına çıkarılacağını belirterek, “Ankara/Etimesgut ve Mamak kışlaları derhal şehir dışına çıkacak. Etimesgut’ta tankın ne işi var?” diye sordu.


Kürt kentlerine tam kontrol

Türk hükümeti, yıkımın devam ettiği Kürt kentlerinin idari yapısıyla da oynayarak askeri stratejisine göre yeniden güç düzenlemesine gidiyor. Bunun için Şırnak ve Hakkari’yi ilçe; Cizre ve Gever’i de il yapıyor.

Türkiye Meclisi’nde AKP tarafından gönderilen tasarıyla Kuzey Kürdistan’daki yeniden idari yapılanmayla ilgili ilk adım atıldı. Buna göre Hakkari ili kaldırılıyor, Gever merkez olmak üzere ‘Yüksekova’ adıyla il kuruluyor. Hakkari de ‘Çölemerik’ adıyla ilçe oluyor. Yüksekova iline bağlı olarak Derecik beldesi merkez olarak ilçe ve belediye oluyor.

Yüksekova iline Çölemerik, Çukurca, Derecik ve Şemdinli ilçeleri bağlanıyor.

Şırnak ili kaldırılıyor. Cizre ilçesi merkez olmak üzere Cizre adıyla il kuruluyor. Şırnak’ın adı Nuh olarak değiştirilerek ilçe yapılıyor. Cizre iline Beytüşşebap, Güçlükonak, İdil, Nuh, Silopi ve Uludere ilçeleri bağlanıyor. İlçelere bağlı belediye ve köylerin bağlılık durumları ile ilçe sınırları korunuyor.


Şırnak 26 yıl önce yapıldı

Dönemin Başbakanı Turgut Özal, 1990’lı yıllarda eylemlerin tırmanması üzerine 16 Mayıs 1990 tarihinde ‘20522 tarihli’ Resmi Gazeted’e yayımlanan kararla o dönem Siirt’e bağlı ilçe olan Batman ve Şırnak’ı ‘İl’ statüsüne kavuşturdu. Bu gelişme ardından Şırnak’a vali atanırken, 172’inci Tugay Komutanlığı ‘Tümen’ düzeyine getirilerek daha etkin mücadele edilmesi hedeflendi.


Direnişi kırmanın parçası

HDP Şirnex Milletvekili Ferhat Encü, Kürdistan’a yönelik bir yıldır devam eden savaş konsepti ile birlikte Cizîr ve Gever’e yönelik girişilen yıkımla birlikte her iki merkezin il yapılması tartışmalarının gündeme getirildiğini hatırlatarak, hazırlanan yasa tasarısının tamamen güvenlik politikalarının bir adımı olduğunu kaydetti. Hedef alınanın ise Cizîr ve Şirnex’te verilen tarihi direnişlerin olduğunu vurgulayan Encü, “Botan’da halkın topraklarına nasıl el koyabilirim ve daha çok devlet dairelerini yerleştirme mantığı güdülüyor. Özellikle Botan halkının göç ettirilmesi hedefleniyor” dedi.

Botan halkının Cizîr’in il olması ve Şirnex’in isminin değiştirilmesi yönünde bir talebinin olmadığının altını çizen Encü, “Şirnex’in yüzde 80’i talan edildi ve kuşatma halen sürüyor. Alınan karar hiç kimsenin lehine değil. Burada asıl hedef alınan halkın saldırılara karşı direnişinidir. Botan’ın sosyal ve kültürel anlamdaki tarihi ortadan kaldırılmak isteniyor” diye konuştu.

Yine Şirnex ve Cizîr’i talan eden komutanların, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklandığını hatırlatan Encü, her iki kenti yok etme planı ile saldırıların başlatıldığını belirterek, şunları söyledi: “Amaç Şirnex’in taşınmasıydı. Saldırılar, Şirnex’i tümden yok etmek planı ile başladı. Artık halkın Şirnex’e dönmemesi amaçlanıyordu. Ancak bu politikalar amacına ulaşmayacaktır. Tarihine bakılınca Şirnex ve Cizîr’in direnişi ile sembol olduğu görülüyor.” 


 ANKARA