• HDP Sözcüsü Ebru Günay, Türk hükümeti için savaşa, ölüme ve işgale asker göndermenin, halkın sağlığından önce geldiğini belirterek, savaş değil, sağlığa bütçe ayırmak gerektiğini söyledi.

Türk hükümetinin Mexmûr saldırısına tepki gösteren HDP Sözcüsü Ebru Günay, Kürtlere saldırarak, bombalayarak, katlederek kendi çöküşünü durduramayacağını vurguladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, gündemdeki konulara ilişkin partisinin Amed İl Örgütü'nde basın toplantısı düzenledi. Gelinen aşamada AKP-MHP iktidarının salgınla mücadele stratejisinin olmadığını artık net anlaşıldığını belirten Günay, “Halkları bu salgına karşı korumak gibi bir dertleri olmadığını en son sokağa çıkma yasağının yaşandığı gece ve sonrasındaki olaylarla bir kez daha ortaya çıktı. Her geçen gün hasta ve hayatını kaybedenlerin sayısı artıyor” dedi.

Milyonlarca insanın işsizlik, yoksulluk ve yoksunlukla yüz yüze bırakıldığına dikkat çeken Günay, AKP iktidarının bu zor zamanlarda bile Hazine’den halka vereceği bir kuruş bırakmadığını savundu. İktidar için savaşa, ölüme ve sınır ötesine asker göndermenin, halkın sağlığından önce geldiğini söyleyen Günay, şöyle devam etti: “Aslında yapılması gereken, esas olan savaş sanayine, sınır ötesine asker göndermeye, savunma sanayine değil halkın sağlığına bütçe ayırmak. İktidar şimdiye kadar açıkladığı paketlerde halkın gerçek durumuyla uzaktan yakından ilgili değildi. Gerçeklikten yoksundu. Algı oluşturmaya, durumu kurtarmaya çalışan paketlerdi bunlar. Bu nedenle doğru dürüst bir karantina uygulamasına gitmekten bile aciz bir hükümet pratiği var.”

Öncelik iktidar ve istikballeri

AKP iktidarı ve ortakları bırakın siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve toplumun farklı kesimleri ile ortaklaşmayı, dayanışma ağları örmeyi; tüm çabaları kolluk güçleri marifetiyle engellediğini kaydeden Günay, şunları söyledi: “Dayanışmayı engelliyor ve soruşturma konusu yapıyor. AKP ve onun genel başkanı için temel öncelik halk değil kendi iktidarı ve istikbalidir. Salgınla mücadele stratejisini de bunun üzerine kurdular. İktidarlarını ayakta tutmak tek öncelikleri. Daha salgının ne olduğu, nereye gideceği, nasıl bir tahribat yaratacağı belli değilken iktidarın felaketten nemalanan demagojisi, gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunun açık göstergesidir. Salgın felaketine karşı mücadele etmekten ziyade bu salgından yararlanmanın fırsatçılığının bir diğer sonucu da ceza infaz yasası oldu. Gazeteciler, öğrenciler, siyasetçiler ve AKP-MHP tekçi iktidarına sadece muhalefet ettikleri için onbinlerce siyasi tutsak, salgına ve ölüme mahkum edildiler bu infaz yasasıyla. Cezaevleri hala ciddi risk altında. Altını çizerek söylüyorum, cezaevinde yaşanacak her ölümün sebebi koronavirüsü kesinlikle değildir. Yaşanacak her ölümün sebebi AKP ve MHP iktidarıdır.

Çöküntüyü gizlemeye çalışıyor

AKP iktidarı ve ortakları, bu süreci asgari uzlaşmayla aşmak yerine Kürtler başta olmak üzere sol, sosyalist ve demokratik kesimlere saldırarak aşmaya çalışıyorlar. Düşmanlaştırma politikaları, bunun üzerinden yaratılan ırkçılık ve hamaset söylemleri ve bunun propagandasıyla yaşadıkları çöküntüyü gizlemeye çalışıyorlar. Halkın gündemini yeni saldırılar ve suni gündemlerle meşgul etmeye çalışıp, kendi gerçek durumlarını gizlemeye çalışıyorlar.

 

Çöküşü erteleyemezler

AKP iktidarı son yıllarda sürekli yaptığı gibi çözümsüzlük politikasının ve çaresizliğin bir sonucu olarak Mexmûr Mülteci Kampı’na saldırdı. Kürtlerin yaşam alanlarını bombalayarak, Kürtlere saldırarak, katlederek çöküşü erteleyeceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. Mexmûr başta olmak üzere Kürt yerleşim yerlerine yönelik hava saldırıları bir an önce durdurulmalıdır.

Salgınla mücadele kapsamında kaynakların her zamankinden daha çok israfa değil, adil paylaşıma, öldürmeye değil, yaşatmaya, savaşa değil barışa, askerliğe değil sağlığa tashih edilmeli.” AMED