Uzun zamandır Kürdistan coğrafyasında foto muhabirliği yapan İhsan Kaçar ve sosyolog Fulya Yüksel ‘Savaşın Kadınları’ adlı bir projeyle, savaşın kadına yönelik etkilerini irdeliyor.

İhsan Kaçar, 2 yıldan bu yana yaptıkları çalışmanın 3 aşamalı bir proje olduğunu söylüyor.
Kaçar ile 24 Nisan Ermeni Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle Almanya’nın Bielefeld kentindeki Uluslararası Barış Evi’nde (IBZ) açtığı resim sergisinde görüştük.  

‘Yaşananlar belgelenmeli’

Ermeni, Asuri ve Süryani halkına yönelik 1915’te gerçekleştirilen ‘Soykırım’ı kınadığını belirterek sözlerine başlayan Kaçar, Kürdistan’da kadının durumunu belgelemenin önemini belirtirken “Ben Kürdistanlıyım. Uzaklara gitmeden kendi annemin yaşadıklarını gördüm. Tanık oldum. Kadının bir trajedi yaşadığını ve bunun belgelenmesi gerektiğı düşüncesiyle yola çıktık. 30-40 yıldır süren savaş ortamında en fazla mağdur olanlar kadın ve onların çocuklarıdır. Kadınlar hikayelerini anlatırken çocuklarını anlatıyordu. Kimisinin çocuğu şehit olmuş, kimisinin zindanda, kimisinin kayıp, kimisinin çocuğu gerilla, kimisinin çocuğu işkencelerden geçmiş ve kimi kadınlar cezaevi kapılarında hırpalanmışlar. Yani ciddi bir trajedi var. Bunun bir şekilde belgelenmesi gerekiyordu” şeklinde konuştu.
Kaçar, projenin amacına ilişkin devamla şunları dile getirdi: “ Projenin amacı Kürdistan’ın dört parçası, Türkiye, Bosna-Hersek, Afganistan, Filistin gibi ülkelerdeki savaşın ortasında kalmış kadınların durumunu belgelemektir. Diğer taraftan erkeklerle savaşın acılarını çekmiş kadınların yüzleşmesi olacak. Bu belgeleme çalışması üç aşamalı olacak. İlk olarak bir belgesel yapılacak. İkinci aşama, fotoğraf sergileriyle yüzleştirme yapılacak. Özelikle Mezopotamya ve Kürdistan’da son 30 yılda  kadınların yaşadığı trajedi diğer halkların gündemine getirilecek.
Üçüncü aşması ise kadınlarla yapılan birebir görüşme ve onların anlatımlarından oluşan görsel bir çalışmadır. Biz ilk olarak Kürdistan coğrafyasından başladık. Diğer ülkelere bu yıl içinde gitmeyi hedefliyoruz.”

Her kadının birden fazla hikayesi var...

Resimleri çekilen her kadının birden fazla hikayesinin olduğunu söyleyen Kaçar, “Mağdur kadınların hikayesi bitmez” diyor.
Kaçar’ın ifadeleri devamla şöyle: “Savaşın içerisinde savaşın tüm zorluklarını çekmiş ve mağdur olmuş kadınların hikayesi bitmez. İran, Irak, Suriye (Rojava) Türkiye gibi ülkelerde Kürt, Arap, Çerkez, Asuri-Süryani, Alevi, Êzîdî vd. hemen hemen hepsinin hikayelerini dinledik. Sonuç bize şunu gösteriyor: Ortadoğu’da yaşayan kadın üzerinde büyük bir tahribatın yapıldığıdır. Kadın, geçmişten günümüze değin süregelmiş savaşın tüm acılarını içine atarak yaşamını sürdürmektedir. Mesela bir anne vardı bir oğlu asker bir oğlu gerillaydı. Bu anne, resmi çekilirken yüzünü kapatarak Başbakan Erdoğan’a lanet okuyordu. Yine Rojava’da bir kadının çeteler tarafından kocası öldürülmüş, çete mensupları tarafından on defa nikahı farklı erkeklerle kıyılmıştı. Yani on defa evlendirilip boşandırılmıştı.”

Kürt kadınları politize

İhsan Kaçar, savaştan dolayı mağdur olmuş ve acı çekmiş kadınlarla yapılan görüşmelerde, onların yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen politik bir duruşun ortaya çıktığını gözlemleyebilmiş. Kaçar, savaşın tüm kötülüğüne rağmen Kürt kadınının büyük bir barış umuduyla yüklü olduğunu dile getiriyor:” Yaptığım birebir görüşmelerde ortaya şu çıktı. Yaşadıklarını unutmayan bir kadın gerçeği var. Mesela kadınlar toplumsal düşünüyorlar. Rojava’da, Irak’da, İran’da ve Türkiye’de gördüğümüz aynı şeydi. Hepsi toplumsal düşünüyor. Böyle düşündükleri zaman sonuç üzerinden beklentileri doğuyor. Bir umut var. Yaşadıklarını bir kenara bırakıyorlar. Başka bir gerçekliği daha gördük. Kadınların hepsi çok politik. Değerlendirmeleri, umutları o politik ifade üzerinden kuruluyor. Bu durumda klasik kadın olmaktan çıkıyorlar.”

Ortak noktaları ‘acı’

Farklı ülkelerde, farklı kadınlarla, farklı mekanlarda yapılan görüşmeler sonrası kadınların resmini çektiğini belirten Kaçar kadınların ortak duygu olan ‘acı’da buluştuğunu vurguluyor.
Kaçar “Ortak nokta, ortak acıdır. Bütün kadınlarla yapılan görüşmelerde görülen ve ortaya çıkan ortak duygu ‘acı’larının ortak oluşuydu. Çocuklarını farklı coğrafyada yitirenler, çocukları farklı zindanda tutulanların, farklı mekanlarda kaybolanların ortak buluştuğu nokta ‘acı’ idi.”

Proje için destek istedi

Projeyi, ilk etapta akademik ortamlarda tanıtmaya başladıklarını belirten Kaçar, ilk defa Avrupa’ya çıktıklarını belirtti. Projenin yürütülmesine ilişkin yaptıkları ve yapacakları çalışmalar konusunda bilgi veren Kaçar, destek çağrısında bulundu.
Kaçar son olarak “Mesela Türkiye’de Boğaziçi, Trakya, Bilgi ve İstanbul Üniversitesi gibi üniversitelerde açtığımız resim sergileri ile bir bilgilendirme süreci yarattık. Avrupa’ya ilk kez çıkıyoruz. Bu tür sergilerimiz büyütülerek başta Mezopotamya olmak üzere Ortadoğu diğer Avrupa ülkelerinde de açılacaktır. Bu projemize özellikle sivil toplum örgütlerinden destek bekliyoruz. Projemizi devletlerden uzak tutmaya çalıştık. “Neden” diye sorarsanız, projenin özgünlüğünün bozulmasının ve devlet tahakkümünün oluşmasının önüne geçmek için böyle yaptık. Mesela Türkiye’de Kültür Bakanlığı destek sunacağını söyledi fakat projenin içindeki imgelerin çıkarılmasını istedi. Biz buna kesinlikle karşı çıktık. Bu nedenle projemizin biraz da ekonomik desteğe ihtiyacı var. Biz bu desteğin sivil toplum kuruluşlarımız tarafından destekleneceğine inanıyoruz. Bu proje bitince herkesin işine yarayacaktır. Çünkü belgesel bir çalışmadır. Her kadının hikayesi araştırma-inceleme konusu yapılabilecektir.”

Sergi 30 Nisan’a kadar

İhsan Kaçar’ın ‘Savaşın Kadınları’ fotoğraf sergisi, 30 Nisan’a kadar Bielefeld Uluslararası Barış Evi’n de (IBZ) devam edecek. sonrasında sırasıyla, 2- 5 Mayıs tarihlerinde Berlin-Poesie Sonnenallee 28 adresinde, 8 -10 Mayıs tarihlerinde Dortmund’da Amalienstr. 33 adresinde bulunan Kulturhaus Tarantababu’da sergilenecek.

İhsan Kaçar kimdir?

Bedlîs’e bağlı Elcewaz ilçesinde doğmuş. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden siyasi nedenlerle atılmış.
14 yıldır profesyonel fotoğrafçılık yapıyor. Uluslararası gazete, dergi ve ajanslarda çalışan Kaçar, savaş muhabirliği de yapmış.



MURAT MANG/BIELEFELD