
Belçika'da kamuoyunda 'PKK' davası olarak bilinen 33 Kürt siyasetçinin yargılandığı dava hakkında konuşan KNK Yürütme Komitesi üyesi Zübeyir Aydar, Belçika savcısının bir Türk emsilci gibi çalıştığını belirtti.
3 Kasım 2016'da Brüksel Adalet Sarayı'nda görülen davada Mahkeme "PKK'nin yürüttüğü mücadelenin terörizm değil, silahlı çatışmadır. Bu nedenle Belçika'daki anti terör yasaları çerçevesinde yargılanamaz" şeklindeki kararına Federal Başsavcılık itiraz etmiş, söz konusu itiraz üzerinde dava bu hafta içinde 9 Mayıs’ta, yeniden görülmeye başlanmıştı. Dava, bir karara bağlanmadan 26-27 Haziran'a ertelendi.
KNK Yürütme Komitesi üyesi Zübeyir Aydar da 26-27 Haziran ertenlenen davanın geçmişini, PKK'nin şahsında Kürtlere yönelik 'terör' ithamlarını, NATO'nun pozisyonunu, kendilerinin bakış açısını ve savcının davadaki duruşunu ANF'ye değerlendirdi. Davaya tepki gösteren KNK Yürütme Komitesi üyesi Zübeyir Aydar, "Bu dava Türkiye ve müttefiklerinin Kürt hareketine karşı hazırladığı bir davadır" dedi.
Aydar, Belçikalı savcının Türk temsilcisi gibi hareket ettiğini söyleyerek, davanın sonlandırmasını istedi.
'Bu bir NATO operasyonu'
Davanın Türkiye isteği üzerinde açıldığını hatırlatan Aydar devamla şu ifadeleri kullandı: "Dava açıldığı dönemde Türkiye, Amerika'dan Güney Kürdistan'a yönelik operasyon yapmaları istiyordu. Özellikle Türk general Edip Başer, o dönemde NATO'da görevli ABD'li generallerle sürekli baskı yapıyor. Ama ABD öyle bir operasyona yanaşmıyor. Buna karşılık bize yönelik böylesi bir dava başlatıldı. Onun için bu bir NATO operasyonudur. Zaten bu gerçeklik, Fethullah Gülen operasyonları çerçevesinde gözaltına alınan bazı polis müdürlerinin ifadelerinde de ortaya çıktı. Bu Wikileaks belgelerinde de yazıldı."
Kürt Özgürlük Hareketi'ne yönelik bu tür komplolarının geçmişe dayandığını hatırlatan Aydar, "İlk olarak 1986'da İsveç'te, daha sonra Almanya, Fransa'da da yapıldı. Yine Anders Fogh Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği'ne karşılık Roj TV, kapatıldı. Bizim bu dava da sipariş üzerine yapıldı. Ancak bugün koşullar değişti. Zaten en son mahkeme de 'PKK silahlı mücadele yürütüyor, faaliyetleri terör suçu değil' yönünde karar verdi. Ancak savcı, Türkiye temsilcisi gibi davranarak, buna itiraz etti" dedi.
'İddialar temelsiz ve boş'
Davanın savcısının Türkiye'nin temsilcisi gibi davrandığını belirten Aydar’ın vurgusu devamla şöyle: "3 Kasım 2016 tarihinde mahkeme heyeti, 'PKK silahlı mücadele yürütüyor, faaliyetleri terör suçu değil' yönünde karar vermesine rağmen savcı itirazda bulundu. Bunun üzerinde 9 Mayıs'ta tekrar bir duruşma oldu. Maalesef Belçikalı savcı, Ankara Cumhuriyet başsavcısı gibi temelsiz ve kendini boşa çıkartacak şekilde iddialarda bulunuyor. Bu duruşma da aynı şekilde görüldü. Dosyada soyut suçlamalar var. Kişilere yönelik her hangi bir suç yok, hiç bir detay yok. Mahkeme de, sordu ama savcı sıkıştı, onun için süre istedi. 2 Haziran'a kadar kendisine süre verildi. Suçlamalar gülünç. Tamamıyla Türkiye'nin tezleri üzerine yürütülüyor."
Kürt’e temel hakları çok görüyor
Savcının mütalaasında kendisine göre bir Kürdistan tespiti yaptığını dile getiren Aydar, "Kürdistan'ın dört parçaya bölündüğünü, yüzölçümü olarak tahmini rakamlar vererek geniş bir coğrafyaya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Kürt nüfusundan bahsederken 35 milyon civarında Kürt olduğunu, bunların 14,5 milyonunun Türkiye sınırları içinde yaşadığını söylüyor. Gerek Kürdistan'ın yüzölçümü gerek Kürt nüfus sayısı konusunda savcının söyledikleri gerçekleri yansıtmasa da kabul etmesi önemli. Ancak sorun da bundan sonra başlıyor. Bu gerçekliğe rağmen savcı, Kürtlerin diğer halklar gibi hak sahibi olabileceklerini kabul etmiyor ve kendi kaderlerini tayin etme haklarını inkar ediyor. Kısacası savcıya göre 'Kürdistan var ama bir statüye (sömürge, otonom, federal, bağımsız) sahip olamaz, Kürtler var ama kendi kendilerini yönetemezler, kendi kaderlerini tayin etme hakları yoktur, olamaz' diyor.
PKK'nin 5-6 bin militanın olduğunu söylüyor. Bu bütün Kürtleri temsil etmediğini belirtiyor. 6 milyon oyu görmüyor, milyonlarca insanın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 'Benim Önderim' diye imza verdiğini görmezlikten geliyor" diye tepki gösterdi.
Aydar, bu bir siyasi dava olduğunu vurgu yaparak, "Bu davanın hukuk ile alakası yok. Beklentimiz bu mahkeme diğer mahkemenin kararını onaylaması ve Türk tarafı ve savcının itirazları dikkate almayıp, davayı kapatmasıdır" dedi.
ANF/BRÜKSEL