- İnsanlığa karşı işlenen suçlara dair dosyalarda suç vasfı farklı gösterilerek zaman aşımı uygulanıyor. Avukat Kazım Bayraktar, bunu yapan savcıların yargılanması gerektiğini söyledi.
Kuzey Kürdistan'daki toplu katliam ve zorla kaybettirme gibi insanlığa karşı işlenen suçların failleri, bir bir zaman aşımı veya beraat kararlarıyla cezasız bırakılıyor. Hafıza Merkezi’nin çalışmaları sonucunda, 344 kişinin dosyasına ulaşıldı. 2020’deki son bilgilere göre; 218 kişinin kaybedilmesine ilişkin soruşturmalar sürüncemede bırakıldı, 24 soruşturma zaman aşımı gerekçesiyle sonlandırıldı, 18 soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi, 84 kişinin zorla kaybedilmesi nedeniyle toplam 15 dava açıldı. Son olarak Amed'in Kulp ilçesinde, 24 Kasım 1991'de 7 köylünün katledilmesiyle ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 33 askeri yetkili hakkında yürüttüğü soruşturma, "zaman aşımı" gerekçesiyle 1 Nisan’da kapatıldı. 12 Eylül darbesi döneminde de avukatlık yapan Kazım Bayraktar, konuyla ilgili MA'dan Zemo Ağgöz'e konuştu.
Kirli tarihi temizleme!
Zaman aşımıyla cezasızlığın birbiriyle ilişkili olduğunu vurgulayan Av. Bayraktar, yargıdaki ikili tutumu hatırlattı. Bayraktar, “Aradan 20-30 yıl geçmiş, ülkenin konjoktürü değişmiş, fail ile mağdur zamanla psikolojik değişime uğramış, böyle bir zaman geçtikten sonra cezalandırmak ya da yargılamak çok da hakkaniyetli olmaz düşüncesine dayanan bir kavram. Sosyal barış ortamı oluşmuş, ‘eski suç ortamları yok’ varsayımları üzerinden hukukta zaman aşımı kavramı var” dedi. Zaman aşımının tanımı dışında, iktidarlar tarafından ideolojik ve siyasal amaçlı yargılamalarda kötüye kullanıldığını dile getiren Bayraktar, “Özellikle siyasal muhaliflere yönelik işlenen suçlarda zaman aşımı kötüye kullanılıyor. Failleri genelde iktidarların organize ettiği militarist sivil çeteler olduğu gibi doğrudan devletin resmi organları da söz konusu. Türkiye örneğinde bunu tarih boyunca çok gördük. Yakın zamandan bahsedecek olursak özellikle 1990’lı yıllardaki ‘yargısız infaz’ dediğimiz binlerce insanın katledildiği süreçte zaman aşımına uğramasının önü açıldı. Zaten yakalanmayarak, soruşturulmayarak, deliller toplanmayarak ya da deliller karartılarak dosyalar açılmadan ya da açılmışsa rafa kaldırılarak 10-20 yıl bekletildi ve sonuçta bunların birçoğunun zaman aşımı gerekçesiyle raflardan indirilip arşive gönderilmesi düşünülüyor. Böylece hukuksal açıdan tarihi temize çıkaracaklarını düşünüyorlar” diye konuştu.
Kasıtlı olarak bırakılıyor
Söz konusu dosyalarda zaman aşımı uygulayarak tarihi temize çıkarma çabalarının hukuken mümkün olmadığını hatırlatan Bayraktar, hukukun da siyasal amaçlı çiğnendiğini söyledi. Bayraktar, şöyle devam etti: “Bu dosyalarda görev almış, delil toplamakla yükümlü kamu görevlileri, savcılar bu zaman aşımının failleri aynı zamanda. Kasıtlı olarak zaman aşımına bırakacak şekilde görev ihlalleri ve suistimalleri söz konusu. Onların yargılanması gerekir. Onları yargılayacak makamlar olmadığı için rahatlıkla bu dosyaları zaman aşımına bırakacak şekilde uzattılar ve bu günlere getirdiler. Şimdi de kendilerini temize çıkaracaklarını düşünüyorlar.”
Zaman aşımı uygulanamaz
Bayraktar, söz konusu dosyalarda suç vasfının farklı gösterilerek zaman aşımının uygulandığını ifade etti. İnsanlığa karşı suçlarda fail ya da azmettiriciler bulunmadıkça dosyanın kapatılamayacağını dile getiren Bayraktar, “Fail ölü olarak tespit edilirse bile azmettiren kesimler araştırılır. Örgütlü suçlar olduğu için sadece tetiği çeken değil, fail olanlardan en sonu bir gün ölü olarak tespit edilirse dosya o zaman düşer. Bunun dışında insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı uygulanmaz, dosya kapatılamaz” dedi.
Faillerin kamu görevlileri olduğu davalarda yargılayanlar ve soruşturanlar da kamu makamları olduğunda yargılamanın yine kamu tarafından engellendiği için zaman aşımına uğramaması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Çünkü yargılayacak olanlar da aynı kaynaktan geliyor. O zaman zaman aşımına uğratan bir güç var. Yargılayacak güç de aynı olduğu için zaman aşımının uygulanmaması gerekiyor” şeklinde konuştu.
AYM ve AİHM yolu açık
Zaman aşımına uğratılan dosyalar için Anayasa Mahkemesi (AYM) ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yolunun açık olduğunu da anımsatan Av. Kazım Bayraktar, şunları ekledi: “AYM’nin dosyalara şekli olarak bakacağını düşünüyorum. Ama AİHM’e taşındığında 90’lı yıllarda özellikle belli bir halka, kesime yönelik sistemli ve planlı olduğunu gösteren bir delil dosyasının hazırlanması gerekiyor. Örneğin 10 bin faili meçhul, yargısız infazın hepsinin dosyasının derlenip toparlanıp bu suçun insanlığa karşı suç olduğunun anlatılması ve zamanaşımının işlenmeyeceğini gerekçelendirmek lazım.” ANKARA
Yüzde 90'ı Kürtlere yönelik
Faili meçhul, işkence ve yargısız infaz suçlarından sadece “öldürme” ve “yaralama” üzerinden dosyalar açıldığı için zaman aşımına tabi tutulduklarını ifade eden Bayraktar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 77. maddesinde yer alan insanlığa karşı işlenen suçları anımsattı. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının uygulanmadığını belirten Bayraktar, şunları ifade etti: “Soruşturma dosyaları açılırken 77. maddeden değil de diğer zaman aşımı olan suçlardan yürütülmüş olması bu davaların hukuken zaman aşımına uğraması için yeterli değil. 1990’lı yıllarda işlenen suçların hedefleri dikkate alındığında o zaman suçun vasfı değişir, çünkü bu suçlar, belli bir etnik gruba, halka ve inanç kesimine yönelik plan dahilinde işlenmiş. 77. madde, insanlığa karşı suçlarda ‘siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi’ diyor. 90’lı yıllardaki yargısız infazlar, işkenceler, kayıplar vb. durumlar bu maddeye aynen uyuyor. Belli bir plan var, sistematik bir şekilde binlerce insana devletin aynı birimleri tarafından işlenmiş, suçların hedefi belli bir inanç ya da siyasi düşünce kesimi, yani çok açık Kürt halkına yönelik. Yüzde 90’ı Kürt siyasetçilere ve Kürt halkının aktivistlerine yönelik olarak işlenmiş. Bunu, tüm dosyalarda ortaya koyduğumuzda 77. maddenin unsurları gerçekleşiyor demektir. Bu suçlar insanlığa karşı işlenmiş suçlar. Bu suçlar hukuki açıdan da zaman aşımına tabi değil.”