Türkiye’nin kültür ve düşünce gündemini kitaplar üzerinden tartışmayı hedefleyen bir söyleşi platformu olan ve internet ortamında yayınlanan okuryazar.tv, 100 yazarla yaptığı söyleşiyi derleyerek yayın çıkardı. Okuryazar.tv’nin birinci yaş kutlaması olarak geleneksel kitap formatında Destek Yayınları’ndan çıkan “100 Kitap 100 Yazar 100 Söyleşi” birbirinden güzel okumalar sunuyor. Kitapta, Özgür Gündem gazetesi Genel Yayın Yönetmenlerinden Hüseyin Aykol’dan Hamza Aktan’a, İnci Aral’dan Ayşe Kulin’e, Behçet Çelik’ten Yekta Kopan’a çok sayıda yazarın söyleşileri yer alıyor. Okuryazar.tv’de sunuş yazan aynı zamanda proje koordinatörlüğünü yapan Murat Hocaoğlu, “Okuryazar. tv platformu yazara yapıtını ve dünyasını paylaşabileceği bir zemin sunmayı hedefliyor. Platform, yayın dünyasının prizmasından yansıyan tüm renklere açık olmak, ustadan çırağa, hocadan öğrenciye, uzmandan meraklıya kurulu tüm köprülerde konaklamak istiyor” diye amaçlarını açıklıyor.


Düşünce platformu çabasındayız
Okurların bir kitapevini dolaşıyormuş gibi sayfalarında dolaştığı bir platform olmayı hedeflediklerini belirten Hocaoğlu, Türkiye’nin kitap yayımcılığında geldiği yerin oldukça heyecan verici olduğuna dikkat çekiyor. Artık çok sayıda ve çok renkli kitaplar yayınlandığına işaret eden Hocaoğlu, “Kendi meşrebimizce kitaplar seçtik, yazarlarına derdimizi anlattık ve söyleşiler yoluyla bir düşünce platformu olmaya çalıştık. Seçtiğimiz kitaplar ve konuşmak istediğimiz yazarlarla ilgili tek ve biricik kıstas heyecan verici olup olmadıklarıydı. Edebiyata dair yarattıkları güzelliklerin, emeklerinin, savundukları tezlerin ufuk açıcılığının ve bizzat kitaplarının yarattığı heyecan, içerdikleri umut...” diye tarif ediyor. Kitapta yer verecekleri kitapları seçerken bürokratik ve kibirli olmamayı esas edindiklerini ifade eden Hocaoğlu, iyi edebiyat kadar hevesin de önemli ve kültürel olduğuna inandıklarını belirtiyor.

Kadınlardan özür dileme girişimi

Aykırı Kadınlar kitabıyla okuryazar.tv’de yer alan Hüseyin Aykol, “Bu kitabı biz erkeklerin kadınlardan bir özür dileme girişimi sayabiliriz” diyor. Aykol, Türkiye’deki toplumsal mücadele tarihinin aslında kadınlarla dolu olduğunu, fakat erkek tarihin onları yazmadığını, önemsizleştirdiğini keşfettiğinde bu kitabı yazmaya karar verdiğini aktararak söyleşiye başlıyor. Maksim Gorki’nin Ana romanı ile Mina Urgan’ın Bir Dinazorun Anıları kitaplarından çok etkilendiğini ifade eden Aykol, portrelerin önemli bir çoğunluğunun anı kitaplarından süzülüp geldiğini, güncel portreleri ise gazeteci belleğiyle seçtiğini ifade ediyor.

Kadınların mücadelesi belirleyici

Kürt hareketinin bugüne ulaşmasında kadınlarla birlikte verilen mücadelenin belirleyici olduğunu dile getiren Aykol, solun bu konuda başarılı olmadığını ifade ediyor. Sol örgütlerle ilgili araştırmaları boyunca kadınların azlığının canını acıttığını belirten Aykol, “Sol örgütlerdeki kadınları daha görünür hale getirmek için başladığım bu yoğunlaşma böylesi bir kitabın ortaya çıkmasına vesile oldu” diyor. Kitabı hazırlarken Dev-Sol liderlerinden Sabahat Karataş’ın Nisêbînli bir Kürt olduğunu öğrendiğini ifade eden Aykol, “Kitabımın kadın hareketinin bir analizi olmadığını daha ilk satırında söyledim” diyor.



NAGİHAN AKARSEL/DİHA/ANKARA