7 Haziran seçimleri için partiler adaylarını belirleyip yüksek seçim kuruluna sundu. Kimlerin aday olacağı hem partilerin kendi içinde hem de kamuoyunda merak ediliyordu. İsimler açıklandı, bu safha artık geride kaldı denilebilir. Kuşkusuz adaylık beklentisi olan bir kısım insan kendisini adaylar arasında görmeyince şu veya bu şekilde etkilenecektir. Önemli olan bu tepki ve eleştirleri belli bir disiplin içinde ve tadında bırakarak yapmaktır.

HDP adayları bu defa daha fazla farklı kesimleri içerdi. Farklı parti ve çevrelerin ittifak durumu dikkate alınarak adaylar yerleştirilmeye çalışıldı. Aleviler, Êzîdîler, Asuriler, Ermeniler ve diğer toplum kesimlerini kapsamaya özen gösterildi. Sol, sosyalist ve dindar çevrelerin temsilcileri de listelerde yer aldılar. Bütün bu çevreleri dikkate alarak bir aday listesi oluşturmak doğal ki, hiç de kolay olmayacaktır. Listede yer alamayanlar ehil olmadıkları veya haketmedikleri için dışta kaldılar biçiminde ele almak son derece yanlış bir bakış olacaktır. Çok değerli, birikimi olan onlarca insan ne yazık ki, listelerde yer alamadı. Bunu dönemin özelliklerine bağlamak daha doğru olacaktır.

Hazırlanan liste çok mükemmel, bundan daha iyisi olamazdı, demek de doğru değildir. Birçok insan arasında tercih yapmak hiç de kolay olmamıştır. Listeye giremeyenler gördükleri bazı hata ve yanlışlıkları biraz da dönemin özelliklerine, ittifaklara vb. yormalılar. Moral düşüşü yaşamamalı, mücadeleye uzun vadeli bakmalıdırlar. Varsa eleştiri ve görüşlerini sunmalıdırlar. Ama bundan sonra tüm aday adayları olan arkadaşlar da dahil herkes önüne bakmalı, topyekün bir seferberlik ruhuyla çalışmalara katılmalıdırlar.

Bu seçimlerin çok önemli olduğunu, tarihi sonuçlara yol açacağını daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Barış sürecinin kaderi, başkanlık sistemi, HDP’nin barajın altında bırakılması gibi önemli konular bu seçimlerin sonuçlarıyla direkt ilgilidir. Bu açıdan Türkiye’nin yeniden yapılanmasına müdahil olmak ve politikada irade olusturmak için seçimlere yüklenmek acil bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

AKP ve yandaşı medya özellikle HDP’nin barajı aşıp aşamayacağı üzerinden tartışmaları yürütmek istemektedirler. Böylece HDP tabanında ve halkta bir kararsızlık ve moralsizlik yaratmaya çalışmaktadırlar. HDP’nin baraji aşamama ihtimali var, öyleyse oyunu HDP’ye verip çöpe atacağına, bize ver, boşa gitmesin algısı yaratma operasyonu yürütülmektedir. HDP’nin yüzde 10’un çok üzerinde bir potansiyeli vardır. AKP’nin tartışmaları bu konuya çekmelerine izin vermemek gerek. HDP ve ittifak bileşenleri etkili ve örgütlü çalışırsa baraj diye bir sorun kalmaz. 

Açıktan HDP’yle ortak hareket eden, ittifak yapan veya yapmayan bütün sol ve demokrasi güçleri sorunun tarihselliğine ve önemine denk bir duruş ve tutum içinde olmalıdırlar. Eski tartışmaların, bakışların bu kritik kavşakta fazla bir hayrı ve getirisi olmayacaktır. Çelişkileri öne çıkarmak yerine Türkiye’nin otoriter ve tekçi bir sisteme gitmesine dur demek için HDP etrafında birleşerek barajları yıkmak gerekiyor. Onlarca yıldır ayrı duruldu ancak bu, Türkiye’de demokrasi güçlerinin alternatif olmasını sağlamadı. Bu kadar denenmiş ve sonuçları ortada olan bir durumu tekrar etmenin bir anlamı olmayacaktır.

Bu seçimde başta HDP olmak üzere ittifaka katılan bütün kadro ve çalışanların birlikte çalışma ortamını yaratmaya dikkat etmeleri gerekiyor. Bu konuda bir uyarıya ve önemle üzerinde durmaya ihtiyaç vardır. HDP kadro ve çalışanları ayni partide olmanin getirdiği bir tanışma, alışkanlık ve disipline sahiptirler. Harekete geçmeleri ve birlikte çalışmaları nispeten daha kolaydır. Görüşleri nasıl olursa olsun, sonuçta parti böyle istiyor, dendi mi tartışmalar biter ve herkes o yönlü harekete geçer. Bu durum diğer örgüt ve çevreler için geçerli değildir. Örgütsel ve politik şekillenmeleri ve alışkanlıkları farklıdırlar. Bazen insanı bezdirecek tartışmaları ve ortak çalışmada zorlayıcı özellikleri olacaktır. Bu farkları ve özellikleri bilerek ortak çalışma zeminini yaratmak gerekiyor. Olabildiği kadar esnek, kapsayıcı ve kollektivize olabilmeliyiz. Hep tartışma ve birbirlerini eleştirme yerine birlikte işleri nasıl daha iyi yapabiliriz konusunda kafa yormalıdırlar. 

HDP ve ortak hareket ettikleri güçlerin binlerce kadrosu, çalışanı ve sempatizanı vardır. Önemli bir kesimi de deneyimli ve birikimlidir. Bunların tümünü katarak, binlerce genç erkek ve kadını da harekete geçirerek bütün Türkiye’yi ayağa kaldırmak mümkündür. Gençlerin önünü açmaktan korkmamak gerekiyor. Değişim ve devrimsel çalışmalar, çıkışlar gençliğin işidir. Gençlik kendini devrimin, değişimin öncüsü ve dinamosu olarak görmelidir. Sıradan bir katılımcı ve destekçi pozisyonunda kalmamalıdırlar. Kendisine güvenen ve ayağa kalkmış bir toplumsal, devrimsel gücü kimse durduramaz!