
Amed mitingi, Suruç ve Ankara Barış Mitingi katliamları ve Kürdistan kentlerinin savaş ve katliam kuşatmasına alınmasından sonra haklı ama yanlış duygu ve fikir gelişmeye başladı.
Duygu şu: Erdoğan cuntasının kitle katliamları karşısısında seçim kazanımları ne değiştirir? Bu duygu, Erdoğan cuntasının saldırılarının daha militan ve devrimci şiddetle yanıtlanırsa, durdurulabileceği açısından haklı bir duygu. Ama haklı olmak doğru taktikler uygulamaya yetmediği gibi, bir doğrudan hareketle yanlış sonuca varmak da mücadeleyi geliştirmez. Tersine zarar verir.
Bu duygu, deneyimsizlikle birleşerek yaratacağı “seçimde kendiliğindencilik”, AKP başta gelmek üzere düzenin partilerine yarayacak.
Fikir de şu; diktatör Erdoğan’ı yenecek esas mücadele sokaktakidir, bu nedenle seçim önemli değil! Bu, deneyimsiz devrimcilerce de başkalarınca da tekrarlanıyor. Erdoğan’ın gladyosuna taş atmaktan korkan ve 500 bin oy için olmadık büyük laflar etmiş “K”P tarafından bile dile getirilerek seçimde pasiflik üretmesi, HDP’nin başarısız olması hedefleniyor.
Militan mücadele seçimde mücadeleden yeni güçler kazanır
Bütün militan ve dirençli mücadeleler, hedeflenen başarı olasılığı yüksek ayaklanmalar, yeni yeni halk ve emekçi kesimleri kazanmakla ve seferber etmekle, bu yolla güç biriktirmekle birleştiği oranda hazırlanabilir, sürekliliği olan mücadelelere dönüştürülebilirler.
Çok geniş kitleler, ki bunlar on milyonlar düzeyindedir hala, parlamenter seçimlere ilgi duymaya devam ettiği sürece seçimler alanında da halkların ve işçi sınıfının kitlelere alternatif göstermesi gerekir. Dahası bu alanı değerlendirerek yeni güçleri en dıştaki halka olarak çekirdekteki sürükleyici militan uzlaşmaz mücadelelere eklemesi gerekir. Hatta Lenin’in ünlü deyimiyle, parlamentonun kurtuluş yolu olmadığını bu kitlelere seçimi ve parlamentoyu değerlendirerek de anlatması gerekir.
Bunu mücadeleyi zafere ulaştırma zorunluluğu ve sorumluluğu taşıyanlar daha deneyimli olarak önemsiyor: Örnek Kandil’de Kürt Özgürlük Hareketi (KÖH) liderleri. Fakat çok deneyimsiz devrimciler ile sırtında yumurta küfesi olmayan bazı reformistler anlayamıyor veya anlamak istemiyor.
Yaklaşık 30 yıldır gerilla mücadelesi yürüten Kürt Özgürlük Hareketi liderlerinin seçim alanında da mücadele yürütmeyi küçümsemeyip önem verdiklerini dikkate alırsak, seçim mücadelesiyle yeni güçleri, halklarımızın özgürlük mücadelesinin etrafına doğru çekmek bugün de önemlidir. Birleşik devrimin güç biriktirmesine hizmet edecektir.
Kaldı ki, HDP içinde ve onunla ittifak içinde olan partiler ve güçler, Haziran ayaklanmasının da ağır bedeller ödeyen başlıca mücadelelerin de öncü güçleridir. Bu nedenle, Cizre’de, Ankara’da, Suruç’ta, Amed’de, Erdoğan gladyosunun kanlı katliamlarına maruz kalıyorlar.
Devlet Terörüne ve AKP
Çetesinin Hilesine Rağmen
Erdoğan cuntası, buna yasak ve zindanı da ekledi. HDP seçim broşürü dağıtmayı yasakladı, gözaltı ve tutuklamayla aktivistlerimizi etkisizleştirmeye, taraftarlarımızı yıldırarak istediği sonucu almaya çalışıyor. Dahası sandık yerlerini değiştirerek, hatta hilelerle sonuç almak istiyor.
Ama elbette, Erdoğan cuntası, bize en şiddetli ve kirli saldırılarını, bombalarla kitlesel katliamlarla, kentleri kuşatarak katletmekle yapıyor. Amed, Suruç, Ankara, Cizre, Gever, Silvan saldırıları vahşi ve akıl almaz devlet terörüdür.
Erdoğan’ın faşist diktatörlüğüne ve kirli savaş katliamlarına karşı direnişi yükselteceğiz. Saraylara savaş, kulübelere barış şiarıyla direneceğiz.
Bu direnişimize, seçimlerde de mücadele ederek taze güçleri yakınlaştıracağız ve gücümüze ekleyeceğiz. Halkların demokratik güçlerinin ve ona yakınlaştırılabilecek yeni güçlerin, seçim mücadelesi alanında etrafında toplanacakları odak HDP ve müttefikleridir. Bu odağı, Erdoğan cuntası ve kirli savaş ortaklarının karşısında koruyup devam ettireceğiz. Ki özellikle Türk halkı parlamentarizmi aşacak mücadele düzeyine gelinceye değin devam ettirmek kendiliğindenciliğin apolitikliğini reddetmektir. Bizler, devrimciler ve bütün antifaşist güçler bu apolitikliği reddediyoruz.
Ayrıca olası hileyle sonuçları değiştirmeye karşı mücadeleyi de ancak seçim mücadelesinin içinden daha güçlü yürütebiliriz. Buna şimdiden hazır olmak da mücadele duyarlılığıdır.
Erdoğan cuntası ve müttefikleri generaller ve Ergenekoncular (Perinçek dahil), HDP’nin başarıının militan mücadeleye taze güç katacağını daha duyarlıca anladılar. Bizim anlamama lüksümüz yok.
Demokratik barış mücadelesi de kitleselleşme eğilimine girince Erdoğan gladyosu Ankara Katliamı’yla bize saldırdı. 7 Haziran seçim zaferini alarm zili olarak algıladı ve topyekün saldırıyı başlattı.
Yeni güçleri antifaşist mücadeleye katan her çabamız yalnızca güçlerimizi büyütecek, diktatörü yenmemiz için elimizi güçlendirecektir.
Ne zaman işçi ve emekçi milyonlar güncelde de seçim mücadelesi alanını aşar, o zaman devrimci perspektifin yanı sıra ancak birikmiş ve örgütlü gücü olanlar devrime geçişin öncü çıkışında başarı sağlayabilir.
Ona hazır olmak için, Erdoğan cuntasına karşı militan mücadeleyle seçimde ısrarlı ve başarılı kitle çalışmasını birleştiriyoruz. 1 Kasım’da yeni başarıyla güç ve moral alacağımızı biliyoruz.
Bir not da göçmen işçi kitlemizin olduğu Avrupa alanında seçim mücadelesine. Son iki günü kızıl karınca çalışkanlığıyla değerlendirelim!