200’e yakın yazar ve sanatçı seçimlerin güvenliği için çağrıda bulundu. Seçimlere müdahale edileceği kaygısı sadece açıklama yapanlarda değil, toplumun tüm kesimlerinde var. Herkes AKP’nin HDP’nin barajı aşmaması ve tek parti iktidarının devamı için bir şekilde sonuçlara bir yerlerden müdahale edeceği kaygısı içerisinde. Başbakan ile Cumhurbaşkanının birlikte seçim alanlarına çıkması, her yerde HDP’yi hedef almaları da dikkat çekici. Son olarak HDP’nin Amed ve İstanbul mitinglerine yönelik iptal ve yasak kararları seçimin güvenliğini tartışmalı hale getirdi.

İktidarda kendi açısından bunu sorgulatarak, sandıklara nasıl baskı oluşturacağının hesaplarını yapıyor. Geçmişte, iktidar Kürdistan’da halka baskı yapılarak o dönem bağımsız adaylara zorla oy verildiği yaygarası koparmış ardından ise 2011 seçimlerinde Amed başta olmak üzere tüm bölge illerinde sandıklar kuşatma altına alınmış, polislere sandıkların başında ya da bulunduğu koridorların başlarında nöbet tutturulmuş, ama seçim sonucunda değişen bir şey olmadığı da herkes tarafından görülmüştü.

Şimdi de benzer açıklamalar hükümet kanadından ve yandaş medyadan gelmeye devam ediyor. Son günlerde bazı kentlere güvenlik görevlilerinin gönderileceği açıklamaları, sandık başlarında 2011 benzeri görüntülere tanıklık edeceğimizi ortaya koyuyor. Aslında bu girişim seçim güvenliğinden öte, sandığa yansıyan oyların seçim sonuçlarına yansımasını önlemeyi hedefliyor. Kırsal seçmenlere baskı yapıldığı yalanları ise TÜİK’in ve YSK’nın internet adresinde bulunan kırsal köylerin oylarına bakıldığında yüzde yüz oy kullanılan sandıklarda oyların AKP’ye verildiği de çok bariz görülmektedir. Buna rağmen bölgeye yönelik sıkı güvenlik konsepti adım adım uygulamaya konuluyor. 

10 yıl sonra da olsa mahkemelerin ve YSK’nın verdiği kararlarla 29 Mart 2004 yerel seçimlerinde Iğdır’da seçimi o dönem DEHAP’ın kazandığı ve seçim hileleriyle başka bir partiye verildiği de belgelendi.

Bir yandan sınırlarda askerler teyakkuza geçirilirken, diğer yandan bölge illeri emniyet müdürleriyle Urfa’da seçim güvenliği toplantısı düzenleniyor, bazı kentlere batıdan güvenlik görevlisi gönderilmesinin hesapları yapılıyor. Bu seçimin diğer seçimlerden farkı ise HDP 2011 seçimlerinde 50 civarında ilde seçimlere bağımsız girermesi, bu dönemde ise 81 il ve 85 seçim bölgesinde seçimlere katılıyor olması. Ve Aydın, Muğla, Antalya, Denizli mitingleri gösteriyor ki, HDP her yerde. 

13 yıl önce iktidara geldiklerinde tam demokrasi, ileri demokrasi vaadi veren hükümetin son dönemdeki uygulamaları, kendisine methiyeler dizenlere de demokrasi vaat etmediğini ortaya çıkardı. Artık iktidar eleştirilemez bir noktaya geldi. Yıllardır iktidar savunuculuğu yapanların dahi yanlışları eleştirme hakkı olmadığı seçim sathı mahallinde bir kez daha görüldü. Akif Beki’nin AKP’ye oy veren seçmenin bir kısmındaki kararsızlığı sorgulaması, A. Kadir Selvi’nin “iktidara methiyeler dizenlerin gemiyi ilk terk edecekler” olacağı yönündeki yazısı bile hükümeti ve hükümetin kalemşörlerini küplere bindirdi. 

BDDK’nın el koyduğu gazeteler ve televizyonların yanı sıra havuzlar oluşturularak kurulan gazete ve televizyonlar her gün HDP’ye yönelik karalama kampanyalarının merkezi olmaya devam ediyor. Demokraside kül bırakmayan! gazeteciler her gün Kürtlere ve Kürt halkına hakareti gelenek haline getirdiler. YSK, RTÜK gibi kurumlar ise iktidar tarafından çoğunluğu oluşturan bu kurumlar olduğu için AKP’nin yan kuruluşlarından farklı değil. YSK ve RTÜK’e yapılan tüm başvurulara verilen yanıtlar da ortada.

Bunlar yetmedi; artık belediye başkanları da müdahil olmaya başladı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, uçak biletlerini kestirdiği Amedli gazetecileri Ankara’da bir televizyon kanalında ağırlayarak sadece HDP’ye değil, HDP’li yerel seçilmişler de dahil HDP’ye oy veren herkese hakaretlerini sürdürdü.

Son olarak, bugün sadece HDP’li yöneticilere, adaylara değil, oy veren seçmene kadar hakaret edenlerin, birkaç yıl sonra değil, birkaç ay sonra bu kentte, gazeteci ya da siyasetçi olarak çeşitli etkinliklere davet edilmelerine ya da gazeteci olarak geldiklerinde baş köşelerde yeniden ağırlanmalarına da hiç şaşmamak gerekir.