Halka neyi vaad etmeyi düşünüyorsunuz? Ben belediye başkanı olursam, yol yapıcam mı diyeceksiniz? Adam onun kralını yapmış, duble duble. Bin kepçesiyle çocuklar gibi şen girdiği ODTÜ’de ‘ağaç, ev ve hatta cami filan tanımam, yıkarım, olmazsa yeniden yaparım’ diyor. Coşmuş adam. Ağzından inşaat iskeleleri tükürüyor etrafa. Önemli olan müteahhit işi olsun, ne olursa olsun. Orman mı? Çıkartırım ihaleye; ‘2750 çam fidanını kaça dikersin? Tanesi 150’ye versek, 170 verelim ve siz de? Yok yok 130 olsun. Herkes gene kazanır ama ağaçlar yeşil olsun.’ -Yolsuzluktan bahsetmiyorum, o kısır muhalefet dilidir. Ben sistemden söz ediyorum.- Tam giderken geri döner, uzun olsunlar ha. Ağaçla odunu karıştırırsanız, ormanı da mobilya takımı zannedersiniz. Müteahhit güler, başbakan güler, herkes mutlu. 70’li yılların Türk filmleri gibi.
Demek ki o zaman yol yapıcam diyemezsiniz. Ben daha iyi yol yapıcam, daha çok ağaç yıkıcam diyebilirsiniz tabii ama bunu ‘söyleyenler bizden değildirler’ ve zaten sevgili pragmatik başkan adayı, kimse bunu yemez. Öte tarafta kesilmişi var. Yok biz kente duyarlıyız mı diyeceksiniz? Bayılıyorum bu orta sınıf duyarlılığına ve ah bu gecekondulular anlamıyorlar cahil diye mi ekleyeceksiniz seçimden hemen sonra? Bakalım pragmatizm sevenler, sürekli bunu diyen dilber, CHP ne zaman en fazla %33 ü aşmış? Sadece 1974 ve 77’lerdeki o da biraz yazının ilerisinde anlatacağım biçimde. Eh zaten bu ülkede bu ‘duyarlı’ oyun da sahibi vardır. Duyarlı oylar CHP ye verilir ya da oylar bölünmesin diye CHP’ye verilir.
Sakın bunları anlatmamın sebebinin, ‘Yol’a yani otomotiv sanayinin besinine, olan gıcıklığımdan sanmayın. ‘Yol’un insana getirdiğinin, sadece daha fazla vergi memuru, hapishane, asker ve polis yani daha çok devlet olduğunu, burada hatırlatmak da istemiyorum. Her gün işe giderken, eh tabiki işiniz varsa, o kadar yollara rağmen, kaç saat yola harcadığınızı siz biliyorsunuz. Dayanamadım söylemeliyim; Eğer 80 yaşınıza kadar yaşarsanız, 16 yılınızı, bu ağaç yıkıcı, yollara feda ediyorsunuz. Yüce mevla soracak anlat bakayım hayatını; ne anlatabilirim rabbim direksiyon başındaydım. Yol tıkanıktı yaşayamadım...
Sevgili pragmatik, makul adaylar; demek ki ‘Yol yapıcam’ diyemeyeceksiniz. O zaman size bir yöntem; ‘Kent topraklarını halka dağıtacağım’ diyeceksiniz. Siz pragmatik ve makul olduğunuzdan, size bunun aslında; Kentin demokratize edilmesi olduğunu, kent topraklarını ya müteahhitlere ya da halka vermek zorunda olduğunuzu, Yeni Gecekondu Hareketi ile toprağı dağıtıp çekip gitmeyeceğinizi, bunun kolektif bir inşa biçimi ve sadece ev inşası değil, birlikte karar ve sorumluluk alma yani demokrasi biçimi inşa etme olduğunu, muhtemel solcu olduğunuzu ‘Hangi solcu, toprağın halka dağıtılmasına karşı çıkabilir? -Şaşarım!- Siz hiç Toprak Reformuna karşı olan solcu gördünüz mü? Kent Reformu onun kentcesidir.’ Filan demiyorum. ‘Abi toprağı dağıtacağını vaat edersen kazanırsın’ diyorum.
Yoksullar ihtiyaç üzerinden örgütlenir. İhtiyaç evdir, barınma hakkıdır. Hem öyle kira öder filan gibi de değil, senin toprağın olmasıdır. Sana oy verenlerin saiklerinin, ‘Toprağımız olursa köşeye döneriz.’ düşüncesinde olması birşeyi değiştirmez. Bu durum kolektif bir örgütlenme zemini yaratır. Ayrıca Kent reformunun devrimci yönünü kavrayamayanlar, neoliberal ekonominin sadece inşaat yaptığının farkında değildir. Kolektif inşa panzehirdir. Kent Reformu, kent topraklarının halka dağıtılması, sokak kooperatifleri devrim değil reformdur ama devrimcidir.
Ben de biliyorum; Zalimin zulmü varsa, sevenin gerillası var ama nereye kadar...
Seçim kazanma el kılavuzu
Madem herkesin amacı kazanmak ve bunun için sadece makul adaylar üzerine konuşmaya devam ediliyor, ben de o zaman derdimi anlatabilmek için biçim değiştiriyorum. Önemli olan programı konuşalım, demeyi bir kenara koyup, eğer bu programı uygularsanız seçimi kazanırsınız, diyorum ya da başka bir deyişle seçim kazanmanın el kılavuzu.