
Ayın otuzunda yerel seçimler var. Çok az bir zaman kaldı. Geçen hafta ise Newroz kutlamalarıyla geçti. Newroz ve seçimler çakıştı denilebilir. Ve görüldü ki, devlet saldırıp provokasyonlar yaratmadıkça, Kürt halkı oldukça olgun bir siyasi duruşa ve milyonları sorunsuz meydanlara taşıyabilecek bir örgütlenmeye sahiptir. Dünyada benzeri az görülür bir kitlesellik ve canlılık, açık siyasi talepleri ve kimliğiyle meydanları doldurdular. Herhangi bir olay çıkmadı, kimseye birşey olmadı.
Devlet baskı ve terör uygulamadıkça halk kitleleri daha da rahatlayacak ve kimliğine daha açık biçimde sahip çıkabilecektir. Değişik nedenlerle çekinen veya hareketi tanımayanlar, uzak duranlar, kara propagandaların etkisi de kalanlar giderek önünü görmeye ve demokratik birliğe akmaya başladılar. Bu birleşme ve demokratik ulus projesi giderek ete kemiğe bürünecektir.
Kürdistan’da Newroz gerçek anlamda bayrama dönüşürken ve halk ayağa kalkarken Urfa gibi bir bölgenin hala egemenlerin ve onların uzantılarının elinde olması kabul edilir bir durum değildir. Ülkedeki gelişmeler ve Reber Apo’nun öncülüğünde Urfa’ya yeniden rolünü oynatma çabaları, olabilecek en iyi belediye başkan adayı seçimi bu defa artık sonuç verebilmelidir.
Urfa tarihi oldukça eski, dinlere ve halklara beşiklik yapmış bir bölgedir. Ancak bugün yoksulluğun, eşitsizliğin ve adaletsizliğin en etkili olduğu bir bölge durumunda. Bu zengin toprakların çocukları yüzbinlercesi batıya tarım işçisi olarak, mevsimlik çalışmaya gidiyor. Keşif bir yoksulluk var. Geniş yığınlar çocuklarını rahat okutma olanaklarından mahrum. Kadınlar geleneksel baskıların ve yoksulluğun altında iki büklüm olmuş durumda. Geniş yığınlar için çekilmez ve boğucu bir yaşam sözkonusu.
Onlarca yıldır Urfa’da Ankara’da kurulan sömürgeci güçlerin partileri cirit atıyor. Kürtlerin işbirlikçilerini de içlerine alarak siyaseti rant ve güç devşirme alanına çevirdiler. Siyaset alanı belli ailelerin ve şahısların pazarlık alanı, kumpaslar ve tehditlerle örülmüş durumda. Halkın tercihlerine göre özgürce oy kullanması ve siyasi kimlik edinmesine elden geldikçe ket vurmaya çalıştılar.
Uzun yıllar Necmettin Cevheri, Siverek’te Gülpınar ailesi ve Bucaklar siyaseti adeta rehin aldılar. Hala da bundan vazgeçmiş değiller. Zülfikar İzol bölgenin en büyük aşiretinin adını kullanarak ne aşireti için ne de Kürt halkı için bir gün bir girişimde bulunamadı. Siyaseti deyim yerinde ise mafialaştırmaya ve çıkar alanı, isim yapma ve egosunu tatmın etme yeri olarak gördüler.
M. Halit Gülpinar şeyhliği kullanarak o yoksul köylü kitlesini hep parlamentoda bulunması için basamak olarak kullandı. O gidince yerine oğlu Cenap geldi, o da gidince yerine yine oğlu Kasım geldi. Onlarca yıldır babadan oğula tam bir saltanat anlayışıyla parlamentodalar ve hala Siverek gibi önemli bir bölgede halkı AKP’nin, Ankara kökenli partilerin kuyruğuna takma peşindeler. Bucaklar keza öyle. Onlar da onlarca yıldır milletvekili oldular, dört devredir belediye ellerinde ama terk etmeyi, halka devretmeyi bir türlü düşünemediler.
Partilere ve siyasete çöreklenmiş bu aileler Kürdistan’da bu kadar olay olurken, kiyamet koparken ne yaptılar? Ya devletin yanında yer aldılar ya da görmedik, duymadık kurnazlığına yattılar. Bugün Kürt halkı dört parçada ayağa kalkmış ve ulusal birliğe doğru akarken bu aileler hala ailesel ve kişisel çıkarları peşinde Kürt halkının bütünleşmesini ve ortak bir irade etrafında birleşmesini engellemeye çalışmaktadırlar.
Sömürgeci partiler Urfa’da bu işbirlikçi ruhtan güç alarak çok rahat davranıyor. Öyle ki AKP belediye başkanlığına demokratik bir zihniyeti olmayan bir valiyi, bürakratı aday olarak belirleyebiliyor. Kendisine güveniyor Erdoğan, nasıl olsa işbirlikçiler çok kimi götürsem seçtiririm diyor.
Siverek, Zeki Akıl ve Mehmet Ağaç, Cuma Karacali, Hilvan ise Halil Çavgun, Salih Kandal, Sultan Yavuz, Hanım Yaverkayaları şehit vermiş topraklar. Bu halk o bölgeden Serok Apo gibi bir lider ve yaşamını feda etmiş yüzlerce kahraman çıkarmıştır. Urfa artık ayağa kalkmalıdır. Tüm gerici engelleri yerle bir etmelidir. İşbirlikçiliği ve uşaklığı özellikle gençliğin ve kadınların özgürlük arayışı ile silip atmalıdır. Urfa’nın tarihine yakışır bir çıkışın sahibi olacağına inanıyoruz.