Kürtlerin ve emekçi Türkiye halklarının 7 Haziran’da ortaya koydukları irade beyanını boşa çıkarmak için zorla yaptırılmakta olan erken seçime altı gün kaldı.
Kürtler ve emekçi Türkiye halkları, demokratik güçler başta AKP olmak üzere diğer muhalefet partileri ile aynı şartlarda seçim yarışına girmiyor.
Ankara’daki alçakça saldırı sonrasında yapılam MYK toplantısında HDP tüm seçim mitinglerini can güvenliği nedeni ile iptal etti. AKP ve diğer partler ise meydanlarda seçmenlerine hitap etme olanığına sahipler.
7 Haziran seçimlerinin aksine trol medyası dışındaki medya da HDP’ye kapılarını kapatmış bulunmakta. HDP sadece İMC TV ve Avrupa’dan yayın yapan Kürt televizyonları kanalı ile propaganda faaliyetini sürdürebiliyor. Avrupa’daki Kürt televizyonlarının Kürdistan’da izlenmesi ise ayrı bir sorun!
TC ve AKP Hükümeti HDP’ye karşı amansız, mütecaviz bir psikolojik savaş yürütüyor. Amaç Kürt halkının iradesi kırıp, onu iradesiz kılmak. Bu nedenledir ki bir taraftan psikolojik savaşını sürdürürken, diğer taraftan HDP’ye yoğun oy veren Kürdistan şehirlerinin ablukaya almış. Sivil Kürtleri öldürüyor, hapse atıyor, oyunu kullandırmamak için sandıkları başka mahallere taşıyor.
HDP ve bileşenleri tüm bu olumsuzluklara karşın yine de dimdik ayakta durmaya çalışıyor.
HDP’nin yöneticilerinin direnmesi yetmiyor. Başta Kürdistan halkları olmak üzere tüm emekçi Türkiye halklarının, inanç sahiplerinin HDP’nin bu direnişine sahip çıkması gerekir.
Bunun yolu ise sandığa gidip anasının ak sütü gibi helal olan oyunu HDP’ye vermekten geçer.
Avrupa’da sandıklar geçtiğimiz Pazar akşamı saat 21.00 kadar açıktı. Avrupa’daki Kürtler ve emekçi halklarımızın, inançlarımızın HDP’ye ne kadar oy verdikleri beş altı gün sonra belli olacak. Şimdi Avrupa’da yaşayan Kürtleri ve emekçi halklarımızı bekleyen ikinci bir görev var. Son beş gün içerisinde Türkiye’de ve Kürdistan’daki yakınlarını dostlarını arayıp HDP’ye oy vermeleri konusunda onları ikna etmek.
1 Kasım seçimleri her açıdan önemli bir seçimdir. Diktatörlüğe, tek adam olma sevdasına dur demek için, savaşı durdurup yeniden müzakkere masasına dönüşü sağlamak için AKP’nin tek başına iktidar olmaması gerekiyor. Bunun içinde HDP’nin oylarının ve milletvekili sayısının artırılması elzemdir. HDP’nin oylarının artması CHP’yi de gireceği koalisyon maceralarından geri döndürecek, demokratikleşmesini sağlayacaktır.
Son pişmanlığın fayda getirmeyeceğini hepimiz bilince çıkartmalıyız. Oturup yeniden vicdan muhasebesi yapıp ona göre son altı günde çalışmalarımıza hız vermeliyiz. Sandık, parlemento mücadelenin olmazsa olmazı değil, ancak bir parçası olduğunu da hiç unutmamalıyız. Gelecek hafta sizlere içinizi ferahlatacak bir yazı yazmak dileğiyle başarılar diliyorum.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 25 Ekim 1992 tarihinde Xakûrkê’de Güney savaşında KDP peşmergelerince teslim olmamak için Gülnaz Karataş, (Beritan) kendisini uçurumdan atarak şehit düştü.
* 26 Ekim 1995 tarihinde Ankara DGM tarafından DEP milletvekilleri H. Dicle, L. Zana, O. Doğan, S. Sadak, 15 yıl ve M. Alınak ile S. Sakık da 3.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
* 27 Ekim 1997 yılında KUM meclisi üyesi Meryem Çolak ve arkadaşları Haftanin’de şehit düştüler.
29 Ekim 1996 tarihinde Güler Ortaç , Sivas’ta yapılan eylemde şehit düştü.
* 29 Ekim 1998’de Öcalan’a yönelik komployu protesto etmek için uçak kaçıran Erdal Aksu, özel timlerce öldürüldü.
* 1 Kasım 1998’da Almanya’da Steinheim Cezaevinde Berzan Öztürk Öcalan’a yönelik komployu protesto etmek için kendisini yaktı. 04.01.1999 tarihinde şehit düştü.