Zeki AKIL

Türkiye çok kritik bir süreçten geçiyor. Erdoğan ve Bahçeli baskın seçim kararı aldılar. Bu karar normal koşullarda alınan bir erken seçim kararı değildi. AKP-MHP zaten iktidardaydılar. Ülkeyi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Buna rağmen seçim kararının alınması Türkiye’yi daha karanlık bir faşist diktatörlüğe götürmek amaçlıydı. Zaten faşist bir yönetim var, ülke OHAL’le yönetiliyor, ülke savaşa sürülmüş vb. denebilir. Doğru. Ancak AKP bu koşullarda da normal zamanda yapılacak bir seçimde iktidarda kalamazdı. Halk Erdoğan ve AKP’nin ceberut yönetiminden bıkmış, maskeleri düşmüş, Kürt düşmanlığını sınırların dışına taşırmışlar.

AKP’nin iktidarda kalıp savaşı yürütmesi gerekiyor. Kürtlerle savaş dışında ona iktidarı vermezler. Erdoğan’ın Kürtlere söyleyeceği bir yalanı da kalmamış. Maskesi düşmüş ve açık düşmanlık dışında hareket kabiliyeti ortadan kalkmıştır. Kürtlerin milyonlarca oyu var. İktidar hesabı yapanların bunu görmemesi akıl karı değildir. Ancak Erdoğan yıllarca bu olanağı çok kötü kullandı ve sonuna kadar suistimal etti. Artık oyalama şansı kalmadı. Çünkü her gün Efrîn’i nasıl işgal ettiğini övünerek anlatıyor. Kaç bin Kürt öldürdüğünü açıklayarak başarı ilan ediyor. Kürtlerin topraklarını işgal edip devşirdiği çetelere talan ettiriyor. Her türlü insanlık suçu işleyerek Kürtleri ezmeye, iradelerini kırmaya çalışıyor.

Türkiye’nin yasalarına göre seçilmiş yüze yakın belediyeye el koydular. Halkın iradesini sıfırladılar, tanımadılar. Özcesi Kürtleri tümüyle gözden çıkarmış durumdalar. Öyle ki, oluşturdukları seçim ittifaklarında Kürtlere yer verilmesin diye muhalefete de büyük bir baskı uyguladılar. Kürtler Türkiye’nin en dinamik demokratik gücü durumunda. Muhalefetin de Kürtler olmadan seçimi kazanma şansı yok. Nereden bakılırsa bakılsın yüzde onun üzerinde hazır oyları var. Bunun yanında CHP ve diğer partiler HDP’yi de yanlarına aldıklarında ortaya çıkacak sinerjiyle kesinlikle Erdoğan’ı sahneden silerlerdi. İktidardan olma pahasına HDP’den uzak durma normal siyasi akıl olmasa gerek. Muhalefet de Türkiye’nin başına bela olmuş bu karanlık faşist kumpası boşa çıkarmak için HDP’yi öncelikle tercih etmeliydi.

Bütün bunlara rağmen HDP durdurulamıyor. Erdoğan’ın psikolojisi bozulmuş. Öyle ki, ülkenin cumhurbaşkanı olduğunu unutmuş. Suruç’ta çıkan bir tartışma kanlı bitti. Devletin başı olarak vatandaşları teskin etmesi gerekirdi. Ama nasıl gözü dönmüş bir provokatör olduğunu ortaya koymuştur. Erdoğan resmen kışkırttı ve AKP’liler hemşerilerini hastane basarak vahşice katlettiler. Oy uğruna, Kürtleri birbirine düşürmek için kan dökmekten geri durmadı.

Erdoğan başkanlık sistemini koalisyonlara karşı bir model olarak meydanlarda savundu. Şimdi seçim öncesi koalisyon kurmak zorunda kaldı. Hem de MHP ve BBP ile. Aynı şeyi muhalefet partileri de yaptı. CHP, SP, İYİ Parti seçime ortak giriyorlar. Erdoğan’ın iktidar hırsı Türkiye’de normal koşullarda seçim yapma ihtimalini de ortadan kaldırdı. Erdoğan HDP’ye, Selahattin Demirtaş’a yasaları da hiçe sayarak saldırıp duruyor. CHP de kendisine karşı kullanılır diye HDP’yi ittifaka almadı. Ancak kaderin cilvesine bakın ki hem seçimin hem de Türkiye’nin kaderi HDP’nin elinde. HDP barajı aşarsa büyük ihtimal Erdoğan mecliste çoğunluğu kaybeder. Hatta cumhurbaşkanlığını da koruyamaz. Bu da Türkiye’nin önünü açar. Bu durumda HDP’nin baraj sorunu yok. Ancak Erdoğan’ın geleceği de HDP’ye bağlanmış. Bu açıdan ne yapıp edip HDP’yi barajın altında tutma veya göstermeye çalışacaktır. Erdoğan iktidar için her şeyi yapar. Bunun için bütün HDP’lilerin seferber olması gerekiyor. Kürtleri ve Türkiye demokrasi güçlerini etkisizleştirmek için her yola başvurdular. Şiddet, kara propaganda, binlerce tutuklama, korkutma, terörizme etme tam gaz yürüyor. Yine de HDP’yi sindirip durduramadılar. Sonuçta seçimin ve Türkiye’nin geleceğinde HDP anahtar parti oldu. CHP ve muhalefetin de kaderi HDP’ye bağlı. Muhalefet de mutlaka HDP’ye sahip çıkmalı ve oy hırsızlıklarına karşı sağlam durmalıdır. Zorbalığı aşmak ve oyunları bozmak için demokrasi güçleri elindeki altın fırsatı doğru değerlendirmelidir.