7 Haziran 2015 Genel Seçimleri için son viraja girildi. Tayyip Erdoğan ve AKP’nin iktidar atıkları siyaset ve medyada acayip bir çırpınış içerisine girdiler. Bütün dertleri HDP’yi barajın altında tutmak. HDP ise Türkiyeli halkların beğenisini kazanmış, bırakalım barajı Türkiye’nin gidişatını değiştirecek bir siyasal dinamik haline gelmiş durumda. Her yerde HDP rüzgarı esiyor. Avrupa’da yıllarca Türk konsoloslukları önüne protesto eylemlerine gidenler şimdi siyasal katılım biçimi olan oy verme işlemlerini örgütlüyor. Türkiye’nin her yerinden seçmenlerle sohbet ediyor ve onların oylarını HDP’ye vermesini istiyorlar. Büyük oranda da başarılı oldular. Avrupa’da oy verme işlemi bitti. Ancak Avrupa’daki seçmenler, HDP gönüllüleri şimdi de Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki akrabalarını, yakınlarını HDP için ikna edecekler. Birçoğu son bir hafta da olsa gidip Türkiye’deki seçim çalışmalarına katılacaklar.

Ama kiminle konuşsak “Biz oyumuzu verdik ama AKP’nin hile yapması durumunda!” diye cümle kurması dikkate alınması gereken bir durum. Herkes AKP’nin hile yapmasından haklı olarak endişeli. Ama AKP hile yaparsa, HDP’yi engellerse, oy çalarsa ne olur sorusuna seçmenlerin verdiği yanıt ise bence AKP’nin, Türk devletinin dikkatini iyi çekmeli...

Seçmenler diyor ki “Eğer AKP bizim oylarımızı çalar ve hile yaparsa, Türkiye 6-7 Ekim serhildanlarının kat be kat fazlasıyla gündem olur. Ve AKP’yi, Tayyip Erdoğan’ı kimse kurtaramaz!” Bu cümleler seçmenlerin dilinden dökülüyor. Gerçekten de bu kadar görkemli seçim kampanyası ve halkların HDP’ye ilgisinin seçimlerde oya dönüşmesi kesin. Bunu herkes itiraf ediyor. Dolayısıyla eğer HDP’nin oyları çalınır ve AKP-Tayyip Erdoğan ikilisi iktidar imkanları ile “oyun-hile” yapmaya kalkarlarsa dananın kuyruğu işte o zaman kopar. Ne mi olur?

Milyonlarca insan kendi iradesinin meclise yansımasını göremez ve AKP hile yaparsa işte o zaman Türkiye büyük bir kaosun, belirsizliğin içine koşar adım gider. Türkiye ile, Tayyip Erdoğan ve AKP ile hesabı olan herkes o aşamada hesabını görmeye başlar.

Yani kaos içinde halkların kendi iradelerine sahip çıkma araçları radikal eylemlere dönüşür. Zaten ikili ve çoklu bir parçalanma içinde olan Türk devletinde farklı klikler harekete geçer. Kaos daha da derinleşir. AKP ile hesabı olanlar, kendi içinde hesaplaşmayı bekleyen asker-polis-yargı-medya vb. alanlar da bu kaosun derinleşmesini sağlayacak yaklaşım içinde olurlar. Dış dinamikler Avrupa Birliği, ABD, İran ya da lobiler vb. güçler de bu kaotik hesabı kendi işlerine göre işlemesini sağlarlar.

Dolayısıyla AKP, Tayyip Erdoğan yanlış bir hesap yapmamalıdır. HDP’nin barajın altında kalması için çaba göstermek yerine halkların iradesinin zenginliğinin mecliste olmasını savunmalıdır. HDP meclise girerse Türkiye rahat bir nefes alır. Her şeyi siyaset zemini üzerinden konuşmak ve çözmek daha da kolaylaşır.

Bu nedenle AKP, Tayyip Erdoğan ve ekibi son hafta saçmalıklarına, provokasyonlarına son vermeli ve kendi deyimi ile “milletin iradesine, tercihine” saygı duymalıdır. Çünkü kazanacak olan HDP, kazanacak Türkiye halkları anlamını taşıyor. Aksi takdirde HDP’yi siyasetin dışına itmek, Türkiye’yi Suriye, Mısır ya da Iraklılaştırmak olacaktır.