Her ne kadar köşe yazılarımın temel konusu sağlık olsa da siyasetin sağlığın en belirgin noktalarından bir tanesi olduğuna inanarak seçim sonuçlarına ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
1 Kasım, Kürdistan halkı / halkları için tarihi bir gün. Dünya Kobanê ile Dayanışma günü. 40’ı aşkın ülkede onbinlerin kutladığı ve dünyada direniş kalesi sembolü haline gelen Kobanê’nin yeniden inşası için kolları sıvadığı gün.
1 Kasım Türkiye’de ise sultanın saltanatı uğruna yapılan seçimler günü idi. 1970 ve 80’li yılların sıkıyönetim dönemini aşan olağanüstü koşullarda bir seçimi geride bıraktık.
Seçim sonuçları Kara An’ların bir devamı, yani kanlı sürecin bir devamı. Daha Amed, Suruç ve en son Ankara’da patlayan bombaların acısı taze iken, Cumhurbaşkanı seçime bir gün kala yeni bombalardan bahsediyordu. Daha önce Başbakan da ‘bombacıların isimleri elimizde’ demişti ve bomba sinyalini vermişti. Seçim günü Ankara, Suruç ve Amed’de olduğu gibi bomba patlamadıysa da aslında nice bombalar değerinde patlamalar yaşandı. Özellikle Kürdistan kentlerinde insanlar tehditler, tanklar ve tüfekler altında seçimlere katıldı. Avrupa Parlamentosu Miletvekili Michaelis’in ‘demokrasi yok’ söylemi bence seçimlerin en kısa ve tanımlayıcı özeti. Demokrasinin olmadığı yerde adil seçimlerden bahsetmek mümkün değil. Doğal olarak böylesi seçimlerin sonuçları da esas itibarıyla şüpheli.
Ferda Çetin’in ‘alenen ve cebren gerçekleşen hırsızlık’ yazısında kaydettiği gibi anketlerin sonucu – ki bunlar 7 Haziran sonuçlarına benzer bir tablo ön görüyordu – bu kadar yanlış mıydı sorusunun cevabı aslında içinden geçtiğimiz süreç ile kolayca cevaplanacak bir soru. Aynı yazıda bahsı geçen HDP’yi baraj altında bırakmak için kurulan 3500 kişilik ekip de seçim sonuçlarının habercisiydi.
Kaybettiğimiz oylar için mutlaka kendimizi de gözden geçirmeliyiz. Zaten HDP ve bileşenleri bunu yapıyorlar. Ancak hiçbir zaman seçimlerin yapıldığı ortamı unutmamalıyız, karamsarlığa kapılmamalıyız. BİZ’leri baraj altında bırakma uğraşıları aslında gücümüzün büyüklüğünü göstermektedir.
İnsanlarımız seçimlerde inadına HDP, yani inadına barış ve özgürlük dedi. İnadına özyönetimleri savundu, şehitlerine ve onların istem ve özlemlerine sahip çıkt. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’ne yaraşır bir şekilde direniş destanı yazdı halkımız / halklarımız.