Londra’da haftalık olarak yayınlanan Telgraf gazetesinin 18 Şubat 2015 tarihli sayısının, birinci sayfasında "Londra Başkonsolosu Irkçılık, Bayrak Cümbüşü, Özgecan ve Cemevi..." başlıklı ve bizi şoke eden bir haber yayınladı.
Haberde gözümüze ilk çarpan: Londra Türkiye Başkonsolosu, İngiltere Cemevin başkanına bir plaket veriyordu. Haberde, Konsolusluk Londra’daki Türk kurum ve derneklerini toplamış, onlara bir bayrak partisi düzenlemiş. Haberin devamında bol bol bayraklı resimlere yer verlmiş. Sakın bayrağa allerjimizin olduğunu sanmayın. Bayraklar, o ülkenin halklarını temsil eder ve her devletin bayrağına saygılıyız. Konsolosluk böyle bir faaliyeti organize edebilir. Yalnız bir bayrağın politik amaçlar için kullanılması, farklı bir halkın ve toplumun iradesine dayatılması kabul edilemez.
Biz Alevileri ilgilendiren; üyesi olduğumuz İngiltere Cemevi’nin kurum olarak bu bayrak cümbüşüne katılmasıdır. Cemevi başkanı Yaşar Demiralay, bu cümbüşe kendi adına ve başkanlıktan istifa ederek katılsaydı, bize söz söylemek düşmezdi. Ama başkan olarak, bir Alevi kurumunu temsilen katılıp, elleri Alevilerin kanlarına bulaşmış bir devletin temsilcisinden, bizzat konsolosun elinden bayrak alırsa, biz Alevileri ilgilendirir. Bizleri derinden yaralar ve yaralamıştır.
Elbetteki kurum başkanlarımız çağrılara cevap verir ve toplantılara katılır. Orda sorunlarımızı dile getirir.
Bir kurumla diyalog içinde olmak, himayesi altına girmeyi, ''milli'' politikalarına alet olmak da değildir. O nedenle bu yaklaşımların sonucu olarak konsolusluk bayrağı verdiğinde, uygun biçimde tutum alması, kabul etmemesı gerekirdi. Bu da demokratik bir tavır olurdu. Başkanımızdan bunu beklerdik.
Geçmişi saymasak bile, cumhuriyet döneminde yapılan, Maraş, Sivas, Gazi, Çorum ve Dersim ve diğer Alevi soykırımları biliniyor. Bu katliamlarda yüzlerce binlerce Alevi katledldi ayrıca Alevilere yönelik çok sayıda cinayet de işlendi. Peki öldürülen Alevilerin hangisinin failleri cezalandırıldı? Hangi devlet yetkilisi bu yapılanlar için özür diledi ve hangi Alevi cinayeti ve katliamı için gereği yapıldı? İdam edilenlerin mezarları bile halen gösterilmiş değil.
Dört bin köyümüz haritadan silindi. Kalan köylerimizin kaçında kaç baca tütüyor? Bizler neden darı misali yad ellere dağıtıldık? Bu göç yolunda, kimi soğuktan ve kimi de tırlarda havasızlıktan ölmedi mi? Bunların sorumlusu kim? Konsolosun temsil ettiği Türk devleti değil mi?
AİHM’sinin verdiği "Alevi çocuklarına zorunlu din dersleri dayatılamaz" kararını kimler uygulamıyor? Aleviliğin bir inanç olduğunu ve ibadet yerlerinin de Cemevleri olduğunu kabullenmeyen kimlerdir?
Bunlar bir bir bilinmesine rağmen, bizleri temsil eden bir Cemevi başkanın, konsolosluğun çağrısına koşmasını ve onun elinden hediye mahiyetinde bayrak almasını içimize sindiremiyoruz.
Yoksa bu seçim arifesinde Aleviler yeniden pazarlanmak mı isteniliyor? Buna asla meydan vermeyeceğiz.
Gazetede yayınlanan haber ve görüntüleri ihbar kabul ederek, Britanya Alevi Federasyonu’nu göreve davet ediyoruz.