
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile İmralı'da 7 Aralık'ta 13'üncü toplantıyı gerçekleştiren heyet içerisinde yer alan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, görüşmenin ayrıntılarını DİHA'ya anlattı. Öcalan görüşmede barış süreci, seçimler, Gever'de yaşanan infaz, yeni anayasa gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Kürt Halk Önderi Öcalan ile bir ayın ardından gerçekleştirdikleri toplantının 2 saat 15 dakika sürdüğünü belirten BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, görüşmeye geçmiş toplantılarda yer alan devlet görevlilerinin de katıldığını söyledi. Buldan, toplantıda hem heyet olarak kendi aktarımlarının olduğunu hem de geçen ziyaretin ardından gittikleri Kandil'de KCK yetkilileri ile ayrıca hükümetle yaptıkları görüşmeleri Öcalan'a aktardıklarını söyledi. Öcalan'ın kaleme aldığı mektuplar olduğunu ve bunları henüz devlet heyetine teslim etmediğini aktardığını belirten Buldan, Öcalan'ın KCK yetkililerine gönderilmek üzere hazırladığı mektupları heyete teslim edeceğini belirttiğini söyledi. Buldan, "Kandil'e gönderilmesi gereken bir mektup var Sayın Öcalan'ın elinde. Sanırım bu mektup iki üç gün içerisinde bize ulaştırılacak. Biz de bu mektupları yerine ulaştıracağız" dedi.
Yaptıkları toplantının ana çerçevesinin çözüm süreci olduğunu ifade eden Buldan, görüşmenin başında Öcalan’ın Gever’deki cinayetlere ilişkin değerlendirmede bulunduğunu söyledi. Öcalan’ın katliamı “provokasyon” olarak tanımladığını belirten Buldan, daha önce hakkında uyarılarda bulunduğu paralel devlete dikkat çektiğini söyledi. Buldan şunları aktardı: “Özelikle bu süreçte, barış sürecinde bu tür provokasyonların gelişebileceğini daha öncede yapmış olduğu bu uyarılar ile birlikte aslında ifade etmeye çalıştı. Bu tür provokasyonlara karşı özelikle Kürt halkının çok duyarlı ve dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi. Bu süreci bozmak isteyen güçlerin yani paralel devletin her zaman olduğu gibi yine iş başında olduğunu ve Yüksekova’da gelişen olayın da tam anlamıyla paralel devletin bir oyunu olduğunu ifade etmeye çalıştı.”
Öcalan’ın paralel devletin bu tür provokasyonlarına karşı dikkatli ve uyanık olunması gerektiği uyarısında bulunduğunu ifade eden Buldan, “Yüksekova’da yaşamını yitiren iki insanımızın ailesine de başsağlığı dileklerini ve üzüntülerini ifade etti” dedi.
Metropollerde de gelişebilir!
Öcalan’ın paralel devletin sadece Kürt coğrafyasında değil metropollerde de çok büyük suikastlar ve eylemler yapabileceği uyarısında bulunduğunu kaydeden Buldan, Öcalan’ın şu sözlerini nakletti: “Bundan sonra da sadece Yüksekova’da değil Türkiye’nin her yerinde bu tür provokasyonların gelişebileceğini herkes dikkate almalıdır. Bunun içerisinde dış güçlerin, yine paralel devletin parmağı vardır. Ve gelişecek olan süreci bozmaya yönelik provokasyonlardır. Ama yapabileceğimiz en önemli şey duyarlı olmak ve dikkatli olmak. Herkes önlemini alacak. Herkes dikkat edecek ve kendisini savunma moduna girecek. Herkes kendini savunabilmelidir. Çünkü bu paralel devletin nerede ne zaman ve nasıl hareket edeceğini hiç kimse bilemez. O yüzden hepimizin buna dikkat etmesi gerekir.”
Polis de ateşkese uymalı
Gever’i değerlendirirken Öcalan’ın idam edilen eski Başbakan Adnan Menderes örneğini verdiğini belirten Buldan, “Menderes’in idam edilmesinden önce ekibinin gelip kendisini uyardığını ve iki gün sonra da kendisinin idam edildiğini ifade etti” dedi. Buldan, devlet güçlerini de ateşkese uymaya çağıran Öcalan’ın, şunları söylediğini kaydetti: “Biz barış görüşmelerini yaptığımız esnada bunun bir başka örneğini yaşandı. Mesela Hakkâri’de 13 köylünün öldürülmesi olayı. Ben burada devlet heyeti ile görüşme yaptığım esnada Hakkari’de 13 köylü katledilmişti. İşte bu gün burada bu tür müzakereler görüşülüyor. Bu tür bir çalışma var. Bir barış sürecinden bahsediyoruz. Ama Hakkari’de Yükesekova’da elinde silah olan insanlar gidip sivil olan halkın üzerine ateş ediyorlar. Tabi çatışmasızlık süreci var. Kırsalda gerilla ateşkes yaptı. Poliste ateşkese uymak zorundadır. Şehirlerdeki ekiplerin de bu zihniyeti oturtmaları gerekir. Yoksa barışın çok fazla gelişebileceğini söyleyemeyiz. Bu yüzden bu konuda herkes dikkatli olmalı ve herkes duyarlı olmalıdır. Devletin de askerin de polisin de buna dikkat etmesi gerekir.”
Hükümete paralel devlet uyarısı
Öcalan’ın paralel devlet noktasında hükümete de uyarılar da bulunduğunu kaydeden Buldan, “Hükümetin bu konuda kendisine çeki düzen vermesi; paralel devletin yapabileceği suikast ve katliam girişimlerine engel olması gerektiğini” belirttiğini söyledi. Buldan Öcalan’ın, “Yaptığınız görüşmelerde bunun altını mutlaka çizin. Hükümet ile yaptığınız görüşmelerde bakanlar ile yaptığınız görüşmelerde bunun önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizin. Yoksa Kürt halkının sabrının da bir yere kadar gideceğini iletin” dediğini aktardı.
Devlet heyetini de uyardı
Gever ile ilgili değerlendirmeler ardından toplantının ana çerçevesini oluşturan çözüm sürecine geçildiğini ifade eden Buldan, Öcalan’ın süreçten umudunu kesmediğini; kendileri ile görüşmesinden bir gün önce de devlet heyeti ile bir görüşme daha gerçekleştirdiklerini kaydetti. Buldan, “Sayın Öcalan, bu görüşmenin önemli olduğunu ve mutlaka bir adım atılması gerektiğini ifade etti. Bunun ile ilgili devlet yetkililerini uyardığını ve artık sürecin gelişmesi gerektiğini söylediğini belirtti. Bize de hem devlet yetkilileri ile yaptığı görüşmeyi aktardı hem de sürece ilişkin değerlendirmeleri oldu” diye konuştu.
Yasal zemin şart
Öcalan’ın çözüm sürecinin ilerlemesi için üç başlıkta önerilerini sunduğunu belirten Buldan, bu başlıklardan birisinin yasal zemin ve hukuki çerçeve yaratılması olduğunu söyledi. Daha önceki görüşmelerinde de Öcalan’ın bu başlık üzerinde vurgu yaptığını hatırlatan Buldan, Öcalan’ın “Mutlaka bir yasal zeminin hazırlanması gerekir. Çünkü bizim burada yaptığımız toplantı bile aslında korsan bir toplantıdır. Yani yasal bir zemini, yasal bir dayanağı olmayan bir toplantıdır. Biz burada aslında bir suç işliyoruz. Siz de suç işliyorsunuz, devlet yetkilileri de suç işliyor. O yüzden bu tür toplantıların bir belgesi olmalı, bir kadrosu olmalı ve bir yöntemi olmalı. Bu da ancak bir yasal zemine oturtabilirsek oluşabilir. Dolayısıyla yasal zemin ve temel bir altyapının olması gerekir” dediğini söyledi.
8 başlık anayasaya yedirilmeli
Buldan, Öcalan’ın ikinci öneri olarak da 8 komisyondan bahsettiğini ve bu komisyonların da mutlaka oluşturulması gerektiğini vurguladığını söyledi. Buldan, “Aslında temel yasa dediğimiz temel başlıklar dediğimiz konu bu. Eğer bunlar hayata geçerse sanırım yasal zeminin de bir hazırlığı olmuş olacak. Dolayısı ile bu 8 komisyonun altını bir kez daha çizdi. Ve bunu bir şekilde anayasaya da yedirmemiz gerektiğini ifade etti” dedi.
Buldan Öcalan’ın Anayasa’ya da işaret ederek, “Şu anda bir anayasa hazırlığı var ama bu komisyonunun dağılmış olduğunu görüyoruz. Zaten buradan bir şey çıkmaz, çıkmayacağı da belliydi. Dolayısıyla bu 8 ana başlık eğer yeni anayasaya yedirilirse hem yeni bir anayasa yapılmış olur hem de bizim şu anda yapmış olduğumuz bu korsan buluşmalar, görüşmeler en azından boşa çıkmış olur ve yasal zeminde bir hazırlığı olur” dediğini aktardı.
Öcalan’ın BDP’ye de 8 komisyonun oluşturulması için AKP ile görüşerek bir “projelendirme” yapma önerisinde bulunduğunu aktaran Buldan, “Bizim de bu konuda bir hazırlık yapmamız gerektiğini ifade etti” diye konuştu.
Üç ayaklı sac örneği
Öcalan’ın üçüncü önerisinin ise izleme kurulu olduğunu belirten Buldan, şunları aktardı: “Daha önce de zaten bu tür konularda önerileri olmuştu. Bir hakikatleri araştırma komisyonu olabilir demişti. Bir izleme kurulu olabilir demişti. Bunu bu sefer de açtı. İzleme kurulunun ya da bir hakem kurulunun mutlaka olması gerektiğini söyledi. Her iki tarafı da uyaracak bir ekip, bir komisyon, bir kurul olacak. Bunun altını çizdi.”
Öcalan’ın bu kurulun önemini anlatmak için üç ayaklı sac örneği verdiğini aktaran Buldan şöyle devam etti: “Üç ayağı olan bir sac üzerinde nasıl ekmek pişirebiliyorsak, yemek pişirebiliyorsak, üçüncü gözlemci heyeti de bu kadar önemlidir. Mesela iki sac ayağı üzerinde yemek, ekmek pişmez. Dolayısıyla üç ayaklı bir saca ihtiyaç var. Bu da üçüncü bir gözlemcidir. Bu izleme komisyonu eğer oluşursa sürecin sağlıklı işleyebilmesi ve gitmesi açısından da önemli olacaktır”
8’i yerli 1’i yabancı
Öcalan bu izleme komisyonunda ise barışa gerçekten inanan insanların, aydınların, yazarların bulunabileceğini, barışı içselleştiren bir ekibin olması gerektiğini vurguladı. Öcalan, “Komisyonlar kuruldu. Akil İnsanlar Komisyonu kuruldu, mecliste komisyon kuruldu. Belki bunların sözcüleri olabilir. Yine kadınlar olabilir, gençler olabilir, sivil toplum örgütleri olabilir. İzleme komisyonunun içerisine bir tane dışarıdan bir gözlemci gelebilir. Dışardan bir gözlemcinin bu ekibe dahil olması önemli. Mesela diyelim ki 9 kişiden oluşan bir ekip kuracağız ve bu dokuz kişiden 8’i yerli biri de yabancı olabilir” dedi.
Gazeteciler de görüşmeli
Öcalan’ın başından beri kendi düşüncelerini ve görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak istediğine vurgu yapan Buldan, bir gazeteci heyetinin kendisini ziyaret etmesi gerektiğini ve görüşlerini bu heyet aracılığıyla kamuoyuna iletmesinin daha doğru olacağını vurguladığını söyledi. Öcalan’ın bunun müzakere sürecinin olmazsa olmazı olarak ifade ettiğini kaydeden Buldan, “Bütün dünyada bunun örnekleri vardır. Aslında her müzakere sürecinde mutlaka diğer tarafa bazı ekipler, gazeteciler, yazarlar yine siyasi heyetler demokratik kitle örgütleri gider. Müzakere tarafının bir tarafı tutukludur, dolayısı ile o tutuklu olan tarafla daha sağlıklı bir iletişimin mutlaka olması gerekir. Bu iletişim sürecin ilerleyebilmesi açısından daha sağlıklı olabilir” dediğini aktardı.
Yerel seçim referandumdur
Buldan, Öcalan’ın yerel seçimlerin önemine de vurgu yaparak Kürtler için bir referandum olduğunu dile getirdiğini ifade etti. Öcalan, “Seçim aslında bizim için de önemli bir mesele. Özellikle bu süreçte seçimler önemli. Alacağımız oy oranı çok önemli. Kürtler açısından bir referandum niteliğindedir bu seçimler. Yeni aday olacak arkadaşlarımıza, hepsine tek tek başarı diliyorum. Herkesin çok çalışması gerekiyor, seçimlerden çok başarılı bir şekilde çıkmamız gerekiyor” dedi.
Öcalan, seçimlere mutlaka Kürdistan’da BDP, Türkiye’de HDP ile girilmesi, bu ilkesel kararın asla bozulmaması gerektiğini vurguladı. Buldan, “Batı’da gireceğimiz her yerde HDP adıyla seçimlere girmemizin önemli olduğunu söyledi. Adayların nitelikli, duyarlı, barış yanlısı olması gerektiğini söyledi” dedi. Öcalan’ın eşbaşkanlık sistemine de vurgu yaptığını aktaran Buldan, “Eşbaşkanlık üzerinde önemle durdu, işte güçlü bir başkan adayının yanında güçlü bir eşbaşkanın da mutlaka olması gerektiğini söyledi” diye belirtti.
Seçimlere güçlü asılmalı
İstanbul’daki yerel seçimler için Öcalan’ın Sırrı Süreya Önder’e başarılar dilediğini belirten Buldan, şunları aktardı: “Önder’e ‘muhtemeldir ki aday olacaksınız gibi gözüküyor’ dedi. Ama tabi ki çok çalışılması gerektiğini, İstanbul’un çok önemli olduğunu, yüzde 10-15 gibi bir oy alınmasıyla birlikte ana muhalefet görevinin artık üstelenebileceği hususunu da ifade etti. Dolayısıyla ilkesel ittifakların, ilkesel kararların mutlaka hayata geçmesi gerektiği ifade etti. HDP’nin burada büyük bir rolünün, misyonunun olduğunu, HDP çalışanlarının çok sıkı bir biçimde seçimlere asılması gerektiğini, hiçbir kırgınlığın, hiçbir küskünlüğün olmaması gerektiğini ifade etti. Kürdistan’da da girdiğimiz yerlerde, Kürt halkının da artık bir birlik bütünlük içerisinde hareket etmesi, asla kırgınlıkların olmaması, aday adaylarının küsmemesi gerektiğini ifade etti. Süreç ve zaman açısından bunun çok önemli olduğunu, herkesin seçimlere güçlü bir biçimde asılması gerektiğini belirtti.”
Eski başkanlar DTK’ye
Buldan, Öcalan’ın BDP’ye ise, “ 3-4 aylık bir seçim süreci var ve bu süreçte BDP’nin yapması gereken tabi ki ağırlıklı olarak seçim çalışması olduğunu söyledi. Seçim çalışmaları bittikten sonra, özellikle BDP’ye ilişkin farklı değerlendirmeler yapacağını belirtti” dedi. Öcalan’ın bu dönem aday olmayacak olan belediye başkanları, belediye başkan yardımcılarının mutlaka DTK bünyesinde çalışmaları gerektiğini belirttiğini söyleyen Buldan, “DTK’nin çok önemli bir kurum olduğunun altını çizdi. DTK’nin artık önemli bir kurumsallaşmaya gitmesi gerektiğini ifade etti. Dolayısıyla belediye başkanlarımız görevlerini bıraktıktan sonra gidip evde oturmamalı, tekrardan çalışmalara katılmalı ve en iyi çalışacakları yerin de DTK olacağını belirtti” diye konuştu.
Hasta tutsaklar
Kandil’den gelen mektupların Öcalan’a iletildiğini söyleyen Buldan, “Biz bu gidişimizde yine iki gün öncesinden birkaç mektup vardı onları iletmiştik kendisine onları da aldığını söyledi” dedi. Görüşmenin -hava koşulları sebebiyle erken dönmeleri gerektiği için- kısa bir zaman aralığına sığdırıldığına işaret eden Buldan, Öcalan’ın her görüşmede olduğu gibi hasta tutsakların durumuna değindiğini ve bir an önce koşullarının düzeltilmesi gerektiğini vurguladığını söyledi.
Anayasa için yeni ekip
Öcalan’ın görüşmede yeni anayasa çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunduğunu belirten Buldan, geçtiğimiz hafta içi Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le yaptığı görüşmenin ayrıntılarını Öcalan’a aktardığını söyledi. Buldan Öcalan’ın bu konuda, “Böyle bir yöntemle, böyle bir ekiple yeni bir anayasanın yazılması çok mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla yeni bir ekibe ihtiyaç var ve yeni bir yönteme ihtiyaç var” dediğini aktardı.
İktidar kapışmasıdır
Öcalan’ın Gülen Cemaati ile AKP Hükümeti arasındaki dershane tartışmasına da değindiğini belirten Buldan, Öcalan’ın, “Dershaneler aslında birer bahanedir. Şu anda AKP ile Cemaat arasında bir iktidar kapışması var” şeklinde değerlendirdiğini söyledi.
AP’ye mesaj gecikti
Avrupa Parlamentosu’nda yapılan Kürt Konferansı’ndan Öcalan’a iletilmiş olan bir çağrı metninin olduğunu söyleyen Buldan, “Bu metinde kendisinden bir mesaj isteniyordu. Sayın Öcalan mesaja cevap yazdığını ve mesajı gönderdiğini ifade etti. Ama bizim elimize ulaşmamıştı o mesaj. ‘Önemli bir yazı yazdım’ dedi. ‘Bunu da belki birkaç gün içeresin de size iletebilirler’ dedi. İletilecek olan mesajı biz AP’ye göndereceğiz” diye belirtti.
Seçim ve müzakere paralel ilerlemeli
ANF’ye konuşan Buldan, Öcalan’ın, ‘barış süreci seçimlere kurban edilmemeli’ dediğini kaydetti. Buldan, Öcalan’ın şu sözlerini aktardı: “Hükümet artık somut bir şeyler yapmalıdır. Tabii seçim süreci var önümüzde. Bu sürecin kesinlikle barış sürecinin önüne geçmemesi gerekir. Tabii seçim süreci önemlidir ama müzakere süreci daha hayatidir. Kimse seçim hesapları yapmasın. Biz ancak müzakere sürecini geliştirdiğimiz oranda Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayabiliriz. Buna ihtiyaç var. O yüzden güven verici adımlar acilen mutlaka atılmalıdır. Seçim herkes için hayati önem taşıyor, bizim için de böyledir. Biz de halk olarak iyi bir şekilde çalışıp başarı göstermeliyiz. Ama paralel olarak barış sürecinin de gelişmesi gerekiyor. Seçim ve müzakere süreci paralel bir şekilde gitmeli. Barış süreci seçimlere kurban edilmemelidir.”
SADIK TOPALOÐLU/DİHA/İSTANBUL