Hepimiz de biliyoruz ki; 1 Kasım seçimleri Erdoğan’ın dayatmasıyla yapılan zorlama bir seçimdir. 7 Haziran seçim sonuçlarını bir türlü içine sindiremeyen Erdoğan, seçimleri yok sayarak "yeniden seçim" dedi.
Bütün mesele partisinin tek başına iktidar olmaması idi. Oysa 7 Haziran seçimlerinde çok çalışmıştı; Cumhurbaşkanlığı konumunu kullanarak devlet imkanlarıyla "açılış" adı altında mitingler düzenledi, AKP propagandaları yaptı, Kürtlerin oyunu almak için elinde Kürtçe Kuran ile gezdi ama olmadı. AKP tek başına iktidar olamadı.
Erdoğan, seçim sonuçlarını aklıselim bir siyasetçi gibi değerlendireceğine, "neden böyle oldu?" diye soracağına, "ben nerede hata yaptım?" diyeceğine ortamı daha da germeyi, şiddeti artırmayı, kendisine oy vermeyen herkesi ötekileştirmeyi hatta "hain" damgasını vurmayı tercih etti.
Şimdi de devlete, parlamentoya, medyaya el koyarak muhalefetin sesini keserek seçim kampanyası yürütüyorlar. Elbet normal bir seçim yarışı yapmıyorlar, şiddet ve savaşı tırmandırarak, halkı sindirerek, hatta tehdit ederek iktidar olmayı hedefliyorlar.
Neden mi?
Hırsızlıkları, kirli işleri ortaya çıkacak diye korkuyorlar. Salt bu da değil, korku büyük, Roboskî Katliamı'nın talimatının kimin verdiği de ortaya çıkacak. Belki de Suruç, Ankara ve birçok katliamın da talimatını verenler ortaya çıkacak. IŞİD bağlantıları ortaya çıkacak. Dedim ya korku büyük.
AKP için tek engel HDP…
HDP bu ülkenin gerçeği. Irkçılıktan uzak, demokratik bir anlayışla siyaset yapıyorlar. Çoğulcu bir parti, her şeyden önce bize yeni bir yaşam sunma iddiasındalar. Toplumda bu kadar sempati kazanmaları ondandır.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yok sayılan, her türlü zulme, haksızlığa uğrayan halklar HDP etrafında buluştu. Aleviler, Kürtler, Ermeniler, kadınlar, Çerkezler, sosyalistler, ekolojistler her kesimden halk var. AKP ve Erdoğan’ın HDP fobisi de bundan. HDP’de her renk var, belli ki Erdoğan’ın renklere tahammülü yok. Onun tek gördüğü renk siyah ve ülkeyi karanlığa sürüklüyor.
AKP ne yapıyor?
Erdoğan, Davutoğlu ve avenesi, gece gündüz HDP’yi hedef gösteriyor, baskı kurmaya çalışıyor, HDP’ye oy verenleri gözaltına alıp, tutukluyorlar. O kadar zıvanadan çıkmışlar ki bu halkın çocuklarının cenazelerini yerlerde sürükleyip, mezarlıklarını bombalıyorlar. İnsanlık düşmanı IŞİD’in eteğini tutarak katliamlara seyirci kalıyorlar.
HDP’nin yeniden barajı aşması Erdoğan’ın partisini salt çoğunluktan edecek, iktidarları zedelenecek. Bundandır ki; her türlü şantaja başvuruyorlar. "400 vekil verilseydi bunlar yaşanmayacaktı" demeleri, "Biz olmasak 90’lardaki gibi beyaz Toroslar gezecek" demeleri, "AKP 1 Kasım’da tek başına iktidar olmazsa, yeniden seçim olur" demeleri de elbet boşuna değil.
Erdoğan’ı durduracak tek güç şüphesiz HDP. Bu artık bir sır değil. Erdoğan’da bunu bildiğinden anayasal olarak törensel bir makam olan cumhurbaşkanlığının yürütme gücüne sahip olabilmesi için partisinin salt çoğunluğu elde etmesini hedefliyor.
Seçime 3 gün kaldı. 1 Kasım seçimleri çok önemli. Yeni Türkiye’nin durumunu, Türkiye’deki karanlık tabloyu ve çıkış noktasını belirleyecek bir seçim olacak. Seçmenlerin bunu bir kere daha düşünmesi gerekiyor.
Ya barış, demokrasi, eşitlik, insan hak ve özgürlükleri kazanacak! Ya da diktatör yönetiminde faşist bir rejime boyun eğeceğiz…