7 Haziran 2015 Genel Seçimleri ardından ortaya çıkan tablo Kürt halkı, demokrasi güçleri ve tüm ezilenler için tarihi önemde. Bu nedenle seçim sonuçlarının verdiği mesajları doğru okuma sorumluluğuyla da karşı karşıyayız. Ama halen buna denk adımlar atılmış değil. Seçimlerin en temel sonuçlardan biri HDP’nin AKP iktidarının baraj, saldırı, katliam ve diğer tüm engellerine rağmen güçlü bir çıkış yaparak, zafere ulaşması ve halklar tarafından sahiplenilmesiydi. HDP, aldığı yüzde 13.12’lik oy oranı ve 80 milletvekilleriyle gerek Kürdistan’da, gerekse de Türkiye’de önemli bir güç olduğunu dosta düşmana gösterdi. Kurdistan’da aldığı oylar Kurdistanîleşme kararını, İstanbul gibi illerde aldığı oylar ise Türkiyelileşme kararını ve bunun başarısını ortaya koydu. Bu her iki kararı sahiplenen ve bütünleştiren bir programa ihtiyaç var. Kürdistan sömürgeci devletin asimilasyoncu, katliamcı kontra gücü olan AKP’den temizlendi ve Kürt halkı iradesine sahip çıktı. 

Halkımız, birçok Kürdistan şehrinde AKP’ye hiçbir milletvekili vermeyerek, artık kendi topraklarında kendini yönetmek, kültürü, dili, inancı ve tüm renkleriyle birlikte yaşamak istediğini ilan etti. Kürt halkı bu tutumuyla Kürdistan’da sömürgeci Türk devleti ve onun siyasi kontra örgütlenmeleri olan partileri istemediğini herkese gösterdi. Kısacası Kürt halkı, seçimleri özgür bir Kürdistan’ın referandumuna dönüştürerek, özgürlükten yana tavır koydu. Bu mesaj hem Türk devletine, hem de özgürlük mücadelesine öncülük eden Kürt Özgürlük Hareketi’ne! Kürt halkı ve diğer halklar ve inançlar özgür Kürdistan, demokratik Türkiye ve barış içinde bir Ortadoğu talebini iletmiştir. Başarmak için bu mesaj doğru okunmalı, gerekleri pratikte yerine getirilmelidir. Yüzyıllardır işgal, asimilasyon ve soykırım kıskacında tutulan halklarımızı bu lanetli çemberden kurtarmalı ve hak ettiği özgürlüğü, onurlu yaşamı sunmalıyız. 

Bu süreçte ortaya çıkmıştır ki; demokratik yöntemlerle ulaşılan sonuçlar, devrimsel gelişmelerin zemini olabilmekte, bunun koşullarını yaratabilmektedir. Demokratik yol ve yöntemle Kürdistan’da ortaya çıkarılan sonuçlar, bizlere Kürdistan ve Ortadoğu devrimlerinin önünü açmış, hatta bunu gerçekleştirme sorumluluğu verilmiştir. Özgürlük ve barış mücadelesini öz gücümüz ve ortak direnişle yürütmemiz oldukça önemli. Topraklarımız üzerinde egemenlik kuran oligarşik, diktatöryal sistemler, devlet kurumları ve partileri hiç bir zaman halkın dostu olmadı. Bu partilerin milliyetçi ve mezhepçi politikalarıyla hayalleri kurulan geleceğe ulaşılamayacağı, bunun sadece halklarımız arasında bölünme ve ayrışmayı geliştirerek çatışma ortamını büyüteceği unutulmamalı. Kürt, Türk, Arap, Fars, Sünni veya Şii-Alevi  hangi adla çıkarsa çıksınlar, yakından incelendiklerinde birbirlerine karşıt olarak görünen bu yapılanmaların aynı merkezden yönetildiği görülecektir. Demokrasi güçleri olarak bu şer ittifaklarına karşı örgütlü, programlı uzun vadeli bir mücadele yürütme göreviyle karşı karşıyayız. 

Halklar, sömürgeci devletlerin uygulamalarına karşı direniş içerisinde. Rojava’daki devrim sürecinde yer alan halkların tutumunu özgürlük talebinin en somut yansıması. Yine Güney Kürdistan’daki halkımız Şengal, Maxmur ve Kerkük direnişlerinde Kürt Özgürlük Hareketiyle iradesini birleştirerek, özgürlük talebini ortaya koydu.

Rojhilat halkımız gerek Şengal ve Kobanê direniş süreçlerinde, gerekse de faşist İran rejiminin geliştirdiği tüm saldırılara karşı 

iradesine sahip çıktı. 7 Haziran seçimleri bunun doruk noktasını oluşturdu. Bu Kürt halkının demokrasi ve özgürlük çağrısıydı. Buna kulak verilmeli. 

Ortadoğu ve Kürdistan’da yüz yıl daha sürecek inkarcı, sömürgeci bir sistem oluşturulmaya çalışılırken, yok olmaya karşı var olmanın direnişini veriyor. Bu görülmeli ve gerekleri yerine getirilmeli. 7 Haziran genel seçimlerinden çıkarılacak devrimci sonuç budur. 

Geriye, tarihi görev ve sorumluluklarımızın bilinciyle özgürlük mücadelesi ve özgür yaşamın inşasını başarıyla yürütmek ve zaferle sonuçlandırmak kalıyor.