
Kürt Halk Önderi, “PKK şehitler partisidir” diyordu. Son bir yıl bu gerçeği daha fazla gösterdi. PKK şehitler partisidir değerlendirmesi, aynı zamanda Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin zorluğunu; ancak büyük fedakarlıklar ve fedailikle mücadelenin gelişeceği/geliştirileceği bilincini ve değerlendirmesini ifade etmektedir. Nitekim Kürdistan’da en küçük bir kazanım bile büyük bedellerle elde edilmektedir.
Apocular daha grup aşamasındayken; sadece bir ideolojik propaganda gücüyken, Önder Apo’nun “Gizli ruhum” dediği, gruba ilk katılmış Haki Karer’in katledilmesi, bu mücadelenin daha ilk çıkışında ölüm ve katliamla karşılaştığını gösterir. Nasıl ki Hz. Ali kişiliğiyle İslam kültürü ve yaşamı açısından örnek ise Haki Karer de PKK’nin kültürü ve yaşamına örnek olmuştur. Bu karşılaştırmada Hz. Ali’nin büyüklüğü ve yüceliği ortaya konulmaktadır. Hz. Ali’nin kültürü ve yaşamı bir ölçü olarak gösterilmektedir. Bunu şunun için söylüyoruz; AKP gibi zındık ve iftiracı bir parti bu karşılaştırmayı çarpıtmasın! Çünkü AKP her şeyi iftira ve karalama kampanyası olarak kullanıyor. Selahattin Demirtaş Kabe benzetmesi yaparak Kabe’nin ölçü ve yüceliğini ifade ederken, bunun çarpıtılması, AKP’nin zındıklığını ortaya koymaktadır.
Haki, Kürdistan’daki şehitler ordusunun en önünde yürüyen PKK gerçeğidir. Haki kişiliği ve kültürüyle öyle bir partinin oluşmasını sağlamıştır ki, hiçbir saldırı karşısında bu hareket yenilmemektedir. Çünkü Haki’nin en önde olduğu şehitler ordusu bir Önderlik gerçeğidir. Haki Karer, bu ruhu ve bu kişiliği Önderlikten almıştır. Kendi saf Karadeniz kişiliğini bu Önderliğin ruhu ve kişiliğiyle yoğurmuştur. İşte bugün her gün Kürdistan’ın bir parçasında verilen şehitler Haki Karer’in kişiliği ve fedakarlığıyla yaşamlarını ortaya koyduklarından düşmanlar kaybediyor, Kürt halkı kazanıyor. Her şehit Kürdistan’da bir zafer sembolüdür, yenilmezliğin sembolüdür. Bu nedenle her yerde şehitler ağlamayla değil, zafer sloganlarıyla karşılanmaktadır. Çünkü Kürt halkı Kürdistan’da her mevziinin bedeller ödenerek kazanıldığını bilmektedir; her şehidin zafer için ödenmiş bir bedel olduğunu bilmektedir.
Ebediyete kadar yaşayacaklar
Önder Apo 1984 öncesi hazırladığı 200-300 civarındaki gerillaya, “Sizler büyük özgürlük savaşına katılacaksınız, belki büyük çoğunluğunuz şehit düşecek ama Kürt halkının kurumuş yaşam damarları açılacaktır” demiştir. Gerçeklik de budur. Bu mücadeleye başlayan 200-300 gerilladan şu anda yaşayan 20-30 gerilladır. Yüzde 80-90’ı şehit düşmüş ama bugün tarih sahnesine özgürlüğüne sevdalı bir halk ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Kürt halkı şehitlerini büyük bir saygı ve minnetle bağrına basmaktadır. Kürdistan’da asıl yaşayanlar bu şehitler gerçeğidir. Yaşayan tek bir gerçek vardır, o da şehitler gerçeğidir. Kürdistan şehitleri kadar ebediyete kadar yaşayacaklar sözüne layık hiçbir gerçek bulunamaz.
Bu şehitler gerçeğinin önemli bir bölümü de genç kadınlardır. Tarihin hiçbir döneminde kadınlar bu düzeyde kutsal bir mücadelenin içinde yer almamıştır. Kürt kadınları fedai ruhla ve şehadetleriyle tüm dünyanın kirliliklerini temizlemektedirler. Kürdistan bugün tüm kirlerinden arınıyor; dünyanın en temiz ve berrak, en göz kamaştırıcı ülkesi ve toplumu haline geliyorsa bunda kadın şehitlerin etkisi çok büyüktür. Tarihte güzel değerler için verilen yaşamlar hiç bu düzeyde etki yaratmamıştı. Şahadet mertebesini bu kadar anlamlı hale getirmemişti. Şimdi dünyanın saçından tırnağına kadar saf ve temiz erkek ve kadınları omuz omuza gerçek özgür yaşamı yaratmak için son nefeslerini veriyorlar. “Özgür ve demokratik yaşam yaratılmadan boğazımızdan geçecek her şey haram olsun” diyorlar. Özgür ve demokratik yaşam dışında hiçbir şey düşünmüyorlar. Özgür ve demokratik yaşama, gerçek hakikate ulaşma aşkıyla yanıp tutuşuyorlar. Özgürlük ve demokrasi ateşinde kül olarak şahadetlerin en yüce mertebesine ulaşıyorlar. Özgürlük ve demokrasi aşıkları, toplumsal yaşamın Mem û Zînleri, Kerem ile Aslıları, Ferhat ile Şirinleri, Leyla ile Mecnunları olarak tarihteki yerlerini alıyorlar.
Kürdistan şehitleri tüm insanlığın şehitleridir
Bugün Kürdistan toplumunda büyük özgürlük ve demokrasi aşkı, toplumsal yaşam aşkı, demokratik toplum aşkı işte bu şehitler gerçeğiyle yaratılmıştır, yaratılmaktadır. Bu özgürlük aşıklarını doğuran analar tabii ki acı çekiyorlar. Bu da Kürdistanlı olmanın, Kürt ana ve babası olmanın gerçeği olmaktadır. Kürt ana ve babaları bu gerçeği ve hakikate erişmenin başka yolunun olmadığını biliyorlar. Özgür ve demokratik yaşam muradına ermenin derin bilincini bu anne ve babalarda görmek mümkündür. Bu açıdan sadece şehitlerimiz değil, şehit anne ve babaları da bu özgürlük aşıkları gerçeğinin parçasıdırlar. Evlatlarının hakikat savaşçısı olduğunu en iyi anlayanlar bu analar ve babalardır. Şehit ana ve babaları metanetli ve onurlu duruşlarıyla Kürdistan’daki hakikat gerçeğinin manasını ifade etmektedirler.
Bugün Kürdistan’ın her yerinde şehitler toprağa verilmekte, aşık oldukları vatanlarıyla buluşmaktadırlar. Kobanê’de, Cezire’de, Şengal’de, Kerkük’te özgürlük savaşçıları tarihin en kutsal savaşını vermektedirler. Zulmün, egemenliğin, karanlığın üzerine üzerine gitmektedirler. Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun yeniden bir zulüm, baskı ve soykırımcı bir düzenle yönetilmesini engellemektedirler. Şehit düşenler, Ortadoğu ve Kürdistan’da özgür ve demokratik yaşamın kendi direnişlerine bağlı olduğu bilinciyle mücadele etmişlerdir. Büyük bir özgürlük ve demokrasi bilinciyle direnilmektedir. Bu şehitler kanlarıyla özgürlük ve demokrasi meşesini sulamaktadırlar. Kürdistan özgürlük şehitleri, kesinlikle Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşamı var edeceklerdir. Bunun için büyük bir azim ve iradeyle, nefes nefese özgür ve demokratik yaşamı var etmek için direnilmekte ve yaşanılmaktadır. Toplumsallığın var olduğu bu coğrafyada toplumsallığın, yani insanlığın direnişi yaşanmaktadır. Dolayısıyla Kürdistan şehitleri tüm insanlığın şehitleridir.
Şehitler zaferin yol göstericileridir
Tüm bu gerçeklikler şehitleri daha fazla anlama ve sahiplenmeyi gerektirmektedir. Kürdistan’da yaşamın anlamına ve hakikate ulaşma ancak böyle gerçekleşir. Şehitleri anlamadan, sahiplenmeden yaşamın hiçbir anına anlam verilemez. Çünkü şehitler gerçeğinde yaşamın ve hakikatin tüm anlamları bulunmaktadır. Şehitler anlaşıldığında ve sahiplenildiğinde tüm yaşam anlam kazanır. Şehitler anlaşıldığında, Kürdistan’da özgür ve demokratik yaşam ve toplumsallık gerçek anlamda bu topraklarda fışkırır. Şehitler hakikatini anlamak, yaşamı anlamak, özgür ve demokratik yaşama kavuşmaktır. Şehitler gerçeği anlaşıldığında özgür ve demokratik yaşam bugünden yaşanır; bu topraklarda güzellikler yeniden canlanır. Zaten şehitler de bunun için toprağa düşmüşlerdir.
Şehitleri anlamak kuşkusuz herkese sorumluluklar yükler. Şehitler anlaşıldıktan sonra basit yaşanılamaz. Yaşamın her anına bir güzellik ve değer sığdırılır. Şehitleri anlayanlar güzel konuşur, güzel ilişkilenir, güzel davranır, güzel çalışır ve güzel sonuçlar yaratır. Şehitlerin anlaşıldığı yerde yaşamın hiçbir anında moralsizlik olmaz; her iş neşeyle yapılır. En zorlu işler bile kolaylaşır. Çünkü şehitler bizlerin en büyük moral kaynağıdır; bizlerin ölçüleridir; bizlerin yol göstericileridir. Şehitlerin olduğu yerde çaresizlik, çözümsüzlük yoktur. Önderlik gerçeğinde pratikleşen ve yaşamını veren şehitlerimiz çaredir ve zaferin yol göstericisidirler.