DAİŞ’in Ağustos ayındaki işgal girişimi ardından Şengal Dağı’nda kalan onbini aşkın Êzîdî, yeni yılı çetelerin çemberinde karşılıyor. Kış koşullarında yazlık çadırlarda kalan çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan onbin kişinin ihtiyaçları Demokratik Êzîdî Hareketi TEVDA tarafından karşılanıyor. Ancak güvenlik koridorunun açık olduğu dönemde getirilen insani malzemeler önümüzdeki kışı atlatmaya yetecek miktarda değil. Şu anda tek ulaşım imkanı olan helikopterlerden atılan yardımların çoğu da telef oluyor. TEVDA yöneticilerinden Munzur Dersimi, şu çağrıda bulundu: “Bütün savunma güçlerinin Kürdistan ulusallığı içerisinde birleşerek halkın bu koşullardan kurtarılması. Güçbirliği ile bu koridorun açılması.”
TEVDA yöneticilerinden Munzur Dersimi, tüm zorlu koşulları göze alarak topraklarını terk etmeyen Şengallilerin en onurlu davranışı sergilediğini belirterek, herkesi Şengallilerin yanında olmaya çağırdı. Dersimi, yardım kuruluşlarını, insan ve kadın hakları savunucularını Şengal’de devam eden trajediyi yerinde incelemeye davet etti.

Ölümden yaşamı yaratıyorlar

Munzur Dersimi, Ağustos ayındaki işgal saldırısı öncesinde de Şengal’de çalışmalar yürüttüklerini hatırlatarak, “Bu çalışmalarımız çoğu kez engellendi. Şengal halkı üzerinde çeşitli politikalar yürütüldü. Aşiretsel, ailesel çelişkiler yaratılarak zaten yalnızlaşmış bu toplum parçalanmak istendi. Biz TEVDA olarak bu toplumu ulusal bilinçle daha çok birleştirmeye dönük çalışmalar yürüttük. Bu halk büyük bir katliam ile karşı karşıya kaldı. Yetersizliklerimiz olsa da, bu katliamın yaralarını saran TEVDA oldu” dedi. 

Şengal’de onbini aşkın kişinin kış dolayısıyla yaşam koşullarının daha da ağırlaştığına dikkat çeken Dersimi, “Şengal’de onbini aşkın kişi ölümden yaşamı yaratmanın savaşını vermektedir. Bu halkın direnişi, saygı duyulması, herkesin elinden gelen tüm desteği sunmasını gerektiren bir durum” diye konuştu.


Kobanê örnek oldu
Şengal ve Kobanê direnişinin paralellik arzettiğini belirten Dersimi, “Kobanê direnişi, karşıdakinin teknik imkanları ne kadar güçlü olursa olsun, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun iradenin zaferini gösterdi. Şengalliler Kobanê direnişine tanık oldukça her şeye rağmen yaşama daha fazla sarıldı. Direnme gücünü kendisinde buldu” dedi.

30’un üzerinde şehit
Dersimi, 4 aydır Şengal’de sözlerle anlatılmayacak denli zor koşullarda büyük bir direnişin de sergilendiğini anımsattı. “Başta insani koridoru açarak onbinlerce kişinin katliamdan kurtulmasında YPG’nin rolü büyük oldu. HPG ve YBŞ de 4 aydır bu halkın güvenliğini sağlayarak yeni bir katliamın önüne geçti. Büyük çatışmalar, büyük direnişler oldu. Bu zaman içerisinde HPG ve YBŞ, 30’un üzerinde şehit verdi” diyen Dersimi, eksik olanın ise savunma güçlerinin birliği sağlayamaması olduğuna dikkat çekti: “Aslında HPG ve YBŞ’nin bu alandaki savunma birliğini sağlamaya dönük diğer güçlere çağrısı, girişimleri oldu. Ancak tam sonuç alınamadı. Farklı güçler de var. 200’ün üzerinde Pêşmerge gücü de var. Ancak alanın genel savunmasını yapan HPG ve YBŞ güçleridir. Hatta halk da Pêşmerge güçlerine göre daha ön saflardadır.”

Güçbirliği ile koridor açılmalı
Daha önce insani koridor üzerinden halkın ihtiyaçlarının karşılandığını, ancak koridorun kapanmasıyla bu imkanların da ortadan kalktığını söyleyen Dersimi, “Bizim çağrımız, bütün savunma güçlerinin Kürdistan ulusallığı içerisinde birleşerek halkın bu koşullardan kurtarılması. Güçbirliği ile bu koridorun açılması. Yer ve hava koridorunun sürekli kullanılabilecek bir biçimde açılması lazım” şeklinde konuştu.

Şengal’e gelip yerinde görün

Katliamın psikolojik, sosyolojik etkilerinin de devam ettiğini kaydeden Dersimi, uluslararası kamuoyuna da şu çağrıda bulundu: “Özellikle kadın ve çocukların durumu var. Kadınlar buradaki direnişe öncülük ediyor. Toprağını bırakmayan, ona sıkı sıkı sarılan kadınlardır. Bu halk bütün tehlikeleri, çemberde de kalabileceğini, hatta büyük imhalarla yüz yüze gelebileceğini de bilerek ama tüm bunlara karşı da direniş örneği göstererek kaldı. İşte bu insanlık tutumunun sahiplenilmesi lazım. Farklı insani kuruluşlar, yardım örgütleri, araştırma yapan kurumlar, çocuk ve kadın hakları savunucuları var. Tüm bu kurumları Şengal’deki durumu gözlemeye çağırıyoruz.”


SİNAN DENİZ/BAHOZ AMED/ŞENGAL




Şengal’in hayat damarı Sibalar


Son günlerde yağmur, yağmuru daha da çekilmez hale getiren rüzgar ve görüş mesafesini beş ila yedi metre arasına düşüren bir sisle geçmekte günler Şengal’de. Burada çamur olmayan, çamur tutmayan tek yer Sinuni kasabasından geçip gelen Kersê vadisinden dağın zirvesindeki Çilmera’ya uzanan asfalt yol. Bunun dışındaki alanlar yağmurdan sonra arkasında bıraktığı çamurla hayata hakim olmakta. Her yağmur, yurtlarını terk etmeyip Şengal Dağı zirvelerinde her türlü zorluğa direnen Şengalliler için hayatı daha da zorlaştırıyor. Bu koşullarda hala burada yaşama isteğiyle dolup taşan insanlara duyduğum saygıyı da artırıyor.
Kireç taşlarının, uçsuz bucaksız ovalardan kalkıp gelen toz bulutlarının etkisiyle sütbeyaz rengine dönüştüğü Şengal Dağı’nda yağmurlar eksik olmuyor ama susuzluk da atbaşı gidiyor. Dağın bazı noktalarında bulunan çeşmeler, sayısı onbini aşan kişinin içme suyu ihtiyacını karşılamıyor. Birkaç köyde-Bare ve Solak Kerse Vadisi, Derase-yerdeki çeşmeler haricinde su ihtiyacı sondajlarla karşılanmaya çalışılıyor.
Burada bulunan su kuyularına genellikle Siba demekteler, yani suyun verdiği serinlik anlamında. Katliamdan sonra bu su motorlarına, Siba’lara çok iş düştü. Kadın ve çocuklar eşeklerin sırtlarına yükledikleri büyük kovalarla bu su motorunun bulunduğu yerden su taşıyor, temizliğini, yemek yapacağı içeceği su ihtiyacını taşıma suyla karşılıyor. Su motorundan tankere dolan oradan da leğenlerle alınan suyun sterilliği ise tartışmalı. Kışın gelmesiyle daha da artan hastalıklarda içme suyunun temiz olmaması da bir etken.
Asıl sorun ise Sibaların çalışması için gerekli olan mazotun giderek tükenmesi. Genel anlamda tüm ihtiyaçlar özelde de mazot ve içme suyuna çözüm bulunamazsa Şengal’de peşpeşe ölüm haberlerinin gelmesi hiç uzak değil.


SİNAN DENİZ/ŞENGAL