Şengal kararı korsanvari bir karardır
Forum Haberleri —

.
- Bu Korsan ve eşkıya sistem dünya halklarına hiçbir istikrar getirmemiştir. Korsan ve eşkıya sistem dünyanın neresinde olursa olsun askeri yöntem ve darbeler ile sorunları daha fazla derinleştirmiştir.
ŞÜKRÜ BULUT
İçinde bulunduğumuz dünyayı eşkıyalar yönetiyor dersek yalan olmaz. Üçüncü dünya savaşı hızından hiçbir şey kaybetmeden sürüyor. Bu savaş Ortadoğu’nun merkezi olan Kürdistan’da yoğunlaşıyor. Hegomon güçler Yeni Dünya Düzeni yolunda dünya statükosunu kendilerine göre şekillendiriyor.
Halkların coğrafyasında demografiler değiştirildi. Günümüzde insanlık ve toplumlar aleyhine teknik ve teknolojinin çok illeri boyutta gelişimine rağmen yine halklar büyük bir uyanışı ve bilinçlenmeyi yaşadı. Tarihten günümüze dek işgalciler korsanvari yöntemler uygulamaya devam ediyor. Bunu yaparken de halkları ahmak yerine koymayı temel bir yöntem olarak uygulamaktan geri durmuyorlar. Ama tarihten de iyi bildiğimiz gibi Sargon’dan bu yana halklar zulme, işgal, ilhaka karşı hiçbir zaman boy eğmemiş, zaman zaman yenilgilere uğrasa da hiçbir zaman özgürlük özlemlerinden ve istemlerinden vaz geçmemiştir.
Bu Korsan ve eşkıya sistem dünya halklarına hiçbir istikrar getirmemiştir. Korsan ve eşkıya sistem dünyanın neresinde olursa olsun askeri yöntem ve darbeler dahil sorunlara müdahale etmiş, ya sorunları daha fazla derinleştirmiş ya da sorunlara geçici çözümler oluşturmuşlardır. Dünyadaki istikrarsızlığın asıl nedeni, dünya paylaşım savaşlarıyla bölge halklarının görüşü alınmadan cetvellerle haritaların çizilmesi ve bunun bir hak olarak görülmesidir. Bu korsan ve eşkıya sistem kısmi demokratik oluşumlara onay vermişse kendisinin bir lütfu değil halkların direnişinin bir sonucu olarak gelişmiştir. Devletin temel karakteri nedir? Kendisine ait olmayan her şeye el koymaktır, tecavüzdür.
Bu çerçevede Şengal meselesine bakmaya ihtiyaç vardır. 1991 yılında Başurê Kürdistan’a var olan sistem tarafından bir statü verildi. Bu statünün asıl amacı, Kürdistan ve bölgede gelişecek olan devrimci mücadeleleri bastırmaktı. Bu gerçek açıkça Neçirvan Barzani tarafından “PKK olmasaydı Türkiye topraklarımızı bombalamazdı” sözleriyle itiraf edildi. Bu yöntemle Kürdistan’ın zenginlik kaynakları hegemon güçlerin hizmetine sunuluyordu.
KDP yıllarca Kürtler arasında yaşanan savaşın temel nedeni oldu. Neçirvan Barzani’nin Ankara gidip gelmesi sonrası Şengal kararı manidardır. 1992 yılında Türk devleti “PKK’ye karşı savaşırsanız parlamentonuzu tanırız” tutumu sonrası uzun bir zaman geçmeden ekim ayında KDP’nin başını çektiği güçler, gerilla kamplarına saldırdı. Bu saldırı da bir çok saldırı gibi bir ABD projesiydi. TC bu planın temel uygulayıcısıydı. Başurlu yerel gerici güçler bu savaşta piyon olarak kullanıldı.
Günümüze baktığımızda Başurê Kürdistan statüsü giderek daraltılıyor. 16 Ekim 2017’de Kerkük de dahil Başur coğrafyasının %51 Irak’a teslim edildi. Kerkük işgaliyle Kürt güçleri çok gülünç bir duruma düşürüldü. Arap şovenizmi Kerkük’te kürdün olmasını kabul etmiyor. Kerkük’te YNK bürosuna izin verilmiş ama kendini savunma mekanizmaları ellerinden alımıştır. KDP’nin büro açması bile problemlidir.
Öte yandan ABD dış ilişkiler bakanı bir açıklama yaparak “Irak, Türkiye ve Yerel Kürt Hükümeti kendi aralarında anlaşabilirler” dedi. Şengal statüsü sürecini ABD böyle belirlemiş oldu. TC devletinin işbirlikçisi pozisyonunda olan KDP’yi Irak hükümetiyle anlaşmaya gönderdi. Bu yolla Şengal’de Êzîdî toplumunun öz savunması için oluşuturulmuş ve Êzîdî toplumunu büyük bir katliamdan kurtarmış olan gücü kaldırıp, yerine Kazımi’ye bağlı Irak polisini yerleştirecekler. Denilebilir ki ABD’nin talimatı ve KDP’nin izniyle Şengal, Irak’a teslim edilmeye çalışılıyor. ABD’nin talimatıyla Türkiye, Irak ve KDP bu kararı almış ve uyglamak istemektedir. Bu kararda KDP, Kürtleri değil, Türkiye’yi temsil etmiştir.
Bu karar Özgürlük Hareketine karışı verilen bir karardır. Gelişmelere bütünlüklü bakıldığında bu kararın altında TC’nin Rojava’ya yönelik saldırı planı var. KDP adı altında Rojava sınırına askeri yığnak yapılıp ağır silahlar yerleştirilmiştir. Ayrıca beli yerlere hendekler kazılmıştır. Şengal’de Irak devletine karşı gelişecek direnişin basırılması gerekçe gösterilerek KDP adı altında TC devleti Şengal Direnişini kırıp, Musul vilayetinin bir parçasını ele geçirmiş olacaktır. Küçük bir adım da olsa Musul yakınlarında bir yer edinmiş olacaktır.
Kazımi’nin başbakanığı ABD’nin istemi temelinde oldu. Kazımi Başbakan olduktan sonra ABD’nin istemleri temelinde Heşd-i Şabi rütbelilerini yakalayıp zindana attı. Aslında Kazımi bu tutumuyla İran devletine de meydan okumuş oldu. Bu şekliyle ABD’nin dayatmaları sonucu Kazmi de Özgürlük Hareketinin tasfiye adilme kararına katılmış oldu.
Çetelerin genel karakteri nedir diye sorulursa şöyle bir cevap verilebilir. Emeksiz, hiç kimsenin görüşünü veya rızasını almadan insanların toprağına, malına, mülküne ve her şeyine askeri zorla veya iç ihanetlerle el koyma, insanları soykırımdan geçirme, coğrafyasında demografiyi değiştirme biçiminde özetlenebilir.
Şengal halkına karşı alınan bu karar, şimdiden Şengal halkının tepkisine, iç ve dış kamuoyunda büyük tepkilerine neden olmuştur. Şengal’de geliştirilecek direnişin zemini şimdiden hazırlanmalı. Kendi toplumunu bile koruyamayan Kazımi, bu cesareti Kürtler içindeki ihanet çizgisinin varlığını sürdürme dürtüsünden alıyor. Bu kararla birlikte KDP bayağı teşhir oldu. KDP, Şengal’i Irak’a teslim etmekle kendisine bir yer edinmeye çalıştı. Zaten Kazımi, Başurê Kurdistan sınırlarını gezdiğinde “bu sınırlar Irak devletine aittir” mesajı verdi.
Bugün Şengal’e el koyanlar yarın Dihok’a da, Hewlêr’e ve Silemanî’ye de el koyacaktır. KDP, bu işgalin zeminini kendi elleriyle hazırlıyor. Türk devleti Başurê Kurdistan coğrafyasını işgal etmeye çalışacaktır. Irak’da aynı şekilde elde edilen kazanımlar yönelik işgal girişimlerini sürdürecektir. Peki sormazlar mı: bunca emek, kan ve can neden verildi? Kürt kadınlarının DAİŞ tarafından savaş ganimeti olarak pazarlarda satılması unutuldu mu? Bu suçların hesabını KDP ve Irak devleti vereceğine yeni karar ve anlaşmalarla kuzu kurda teslim edilmek isteniyor.
Buradaki asıl amaç Özgürlük Hareketinin özgürleşme yolunda oluşturduğu, dirilttiği Kürtlüğün kadim dini ve kültürünü, bununla birlikte Kürt’ü yok saymadır. Bu kararla toplumlar ve halklar, yerel ve dünya kamuoyu KDP ve Irak’ın gerçek niyetlerini daha yakından gördü. Bu güçler teşhir oldu, halkların yoğun tepkisi gelişti. Gelişen bu tepkiler kapsamlı bir örgütlülüğe dönüştürülürse KDP ve Irak’a geri adım attırılabilir.
Yine Şengal’e yönelik askeri bir saldırı olduğunda da güçlü bir direnişin gelişeceği görülüyor. Belki KDP ve Irak direk bir işgal girişiminde bulunmaz. Ama Türk devleti fiili işgale girişebilir, provokasyonlar çıkarabilir. Olası işgal girişimlerine karşı direnecek tek güç YBŞ-YJŞ güçleridir. Bu güçlerin yanı sıra Kürdistanlıların da gelişecek DİRENİŞ’e her yönüyle destek vereceği görülüyor. Şengal, dünya genelinde giderek Kobanê gibi bir gündem yaratabilir. Şengal direnişi Kobanê direnişine dönüşmeli, Şengal direnişi dünyalılaşmalı. Kürt toplumu kendini buna göre hazırlayarak adapte etmelidir.







