Şengal’e toplu dönüşler başladı ama hesaplar başka!

Forum Haberleri —

❏

ŞÜKRÜ GEDİK

3 Ağustos 2014 tarihinde DAİŞ çeteleri Şengal’e saldırmış ve büyük bir insanlık dramı yaşanmıştı. Ele geçirilen erkekler katledilmiş, kadın ve çocuklar da esir alınmıştı. Katliamdan kurtulan Êzîdîlerin büyük bir çoğunluğu, her şeylerini geride bırakarak, yazın kavurucu sıcaklığında, çaresiz, aç ve susuz bir şekilde yollara düşmüş, topraklarını terk etmişlerdi.

Toz bulutu içinde, çölde yürüyerek yol alan insan kafilelerinin görüntüleri dünya medyasına düştüğünde yaşanan fermanın boyutları da anlaşılmış oldu. Göç yollarına düşen Êzîdîler, dünyanın dört bir tarafına dağıldılar. Büyük bir çoğunluğu ise güney Kürdistan’da kurulan kamplara yerleştiler.

Êzîdîler, 73. Ferman olarak adlandırdıkları DAİŞ saldırısıyla büyük bir soykırıma uğradılar.

Toplu katliamlar yapıldı, toplumsallıkları dağıtıldı. Esir alındıktan sonra, demir kafes içinde diri diri yakılan Êzîdî kadınlarının feryatları arşa ulaştı. Elleri zincirle birbirlerine bağlı, boyunlarında fiyat etiketleriyle pazarlanan kadınların görüntüleri büyük bir insanlık ayıbı olarak hafızalara kazındı. Êzîdî çocukları ise kısa bir süre içinde dillerini unuttular, kendi halkına karşı canlı bomba haline getirildiler. Êzîdîler yaşadıkları bunca felaketten sonra ilk kez toplu bir şekilde kendi topraklarına geri dönüyorlar.

Akıllarda bazı soru işaretleri yaratan bu geri dönüşlerin olması her şeye rağmen olumlu bir gelişmedir. Êzîdîler üzerinden büyük bir siyasi ve ekonomik rant elde edildikten sonra, Şengal’e geri dönmelerine izin verilmesi, hem de korona salgın hastalığının yaygınlık kazandığı bir süreçte geri dönüşlerin başlaması oldukça düşündürücüdür. Ferman sonrası aradan geçen 6 yıl içinde geri dönmelerine hiç bir şekilde izin verilmeyen Êzîdîlerin ne hikmetse önü birden açılmış oldu. Hiç bir altyapı hazırlığı yapılmadan, en temel ihtiyaçları olan su ve elektrik ihtiyaçları karşılanmadan topluca Şengal’e gönderilmeleri ile ne amaçlanmak isteniyor? Sorusunu sormaktan insan kendini alamıyor.

Erbil, Bağdat hattında yaşanan yeni flörtün sonuçlarından biri de Şengal’e müdahale olduğu iyi bilinmektedir. Kürdistan ‘Bağımsızlık referandumu’ ile Irak’tan kopmayı amaçlayan KDP, siyasi körlüğü nedeniyle eldeki kazanımların bir kısmını kaybetmek zorunda kalmıştı. Şimdi ise Irak merkezi hükümetle varılan anlaşmalar sonrasında Irak ordu güçleri Kürdistan bölgesine konuşlanmaya başladı. Barzaniler bağımsızlık çizgisinden savrularak Irak ordusunu Güney Kürdistan’a yerleştirdiler. Erbil’in Irak merkezi hükümetiyle vardıkları anlaşmanın perde arkası fazla bilinmemektedir. Fakat sahadaki gelişmeler okunduğunda, gerek medya savunma alanlarına ve gerekse Şengal’e dönük yeni hesaplar içerdiğine kuşku yoktur.

Irak’ta kurulan hükümetle birlikte ABD’nin İran karşısında elde ettiği kısmi siyasi üstünlük Irak’a yön vermeye başladı bile. Irak’ta ki hamlesel çıkışlar ABD’nin önermeleri ve desteğiyle gerçekleşmektedir. Irak’ın Kürt bölgesiyle ilişkilenmesi ve 140. Madde konusunda uzlaşmaları, Irak’ın Suudi Arabistan, Ürdün gibi ülkelerle ilişkilenme istemi, Irak’taki İran etkisini sınırlandırması, Hişam Haşimi’nin katledilmesiyle cevap buldu.

Bölgenin yeni dizaynında Kürt özgürlük hareketine yönelik imha konsepti de işlemeye devam ediyor. Türk devletinin KDP işbirliği ile geliştirdiği güney Kürdistan işgal operasyonuna ABD’de aktif eklenmiş oldu. ABD, PKK etkinliğini sınırlandırmak için PKK yöneticileri hakkında aldığı kararla başlayan imha süreci her geçen gün genişlemektedir. Rojava’daki Türk işgaline yol açtığı gibi, PYD ve ENKS’nin buluşturulması da bu amaca hizmet etmektedir.

Rojava’da yaşananların bir benzeri de güney Kürdistan ve Şengal’de tekrarlanmaktadır. Güney Kürdistan işgali gerçekleştirilerek PKK’nin etkinlik alanlarını daraltarak etkisiz hale getirmektedir. PKK’yi gerekçe göstererek Şengal’e Peşmergelerin yerleştirilmesi de dahil bir dizi senaryo devreye sokulmuştur. Êzîdîlerin Şengal’e geri dönüşleri bu senaryonun bir parçası olarak ele alınmakta ve Êzîdîlerin mağduriyetleri istismar edilmektedir. DAİŞ sonrası Şengal’de kurulan düzen, öz yönetim ve savunma tedbirleri ile birçok alana görece daha istikrarlı ve güvenli olmasına rağmen ısrarla, Şengal’i olumsuz göstererek, KDP’nin geri dönüşüne malzeme yapılmaktadır…

Şengal’deki istikrar ve güven ortamını tehlikeye sokacak adımlar atılıyor. Êzîdîleri kendi siyasi çıkarlarına kurban etmenin kirli hesapları içindedirler. Êzîdîleri karşı karşıya getirerek, çelişki yaratarak KDP’ye yol açmak TC’nin stratejik planıdır. Hatta Şengal’de İran yanlısı Heşdi Şabi varlığını öne sürerek, YBŞ’yi de (Şengal Savunma Birlikleri) PKK varlığı olarak göstermesi, ABD’yi de Şengal müdahalesine dahil etme çabası içindedirler. Kısacası Şengal kazanı yeniden kaynamaya başlamıştır. Êzîdîler üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Êzîdî halkımız bu süreçte daha fazla duyarlı olmalı, gerçekleri görerek, kendisine kurulan tuzakları boşa çıkarmalıdırlar. Büyük bedeller ödeyerek elde etiği kazanımlarını mutlaka korumalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.