Êzîdîler günde üç kez güneşe döner, dua ederler. 

Belki de insan soyunun şimdiye kadar söylediği en güzel dualar onlarındır.

On binlerce Êzîdî göç yollarında…

Şengal’e bir ses ver…

Êzîdî felsefesinde düşmanlık ve kin yoktur. 72 fermanın sonunda kalplerindeki ışığı yitirmeyen Êzîdîlerin tanrısı Azda intikam peşinde koşan bir Tanrı değil.

Katliamdan sonra bir Êzîdî şeyhi şöyle der “Güneşi Öldüremezsiniz” Êzîdî halkının bize ihtiyacı var.

Paylaştığın senindir, sakladığın değil…”

Bu sözler IŞİD’in yaptığı katliamın ardından Şengal’den göç etmek zorunda bırakılan Êzîdî halkına destek için duyarlılık çağrısı yapan sanatçılara ait. 

Yaşlıların anlattığı ve 21. Asırda bir daha yaşanabileceği aklımızın ucundan geçmeyen, geçmiş zamanlara ait katliam öykülerini masal dinler gibi dinlemiştik yıllarca. Ne empati yapabiliyorduk ne de başka bir şey. Gerçeküstüydü anlattıkları sanki. Oysa çok değil, sadece iki yıl önce IŞİD çetelerinin Êzîdîlerin yaşadığı Şengal’i işgal ettiğini, erkeklerin boğazlandığı, savaş ganimeti olarak görülen kadınların kaçırılıp kafesler içinde pazarlarda satıldığı, kurtulanların ise yaşadıkları vahşetin yükünü kaldıramayarak intihar ettiği haberleri dehşetle izledik. İnanılması zor, tüm dünyanın gözleri önünde, yanı başımızda online bir katliam yaşanmıştı. İnsanlar can havliyle düştükleri yollarda susuzluktan ölen çocuklarını gömüyor, hamile kadınlar dağ yollarında çocuklarını doğuruyor, yaşlı olanlar takatten düşerek can veriyordu.  Her şey bir bilgisayar oyunu gibiydi sanki. Sadece izliyorduk.

Gerçi kıyamet kopmamıştı ama belli başlı çevreler duyarlılık göstermişlerdi. Bir çoğu Êzîdî halkının varlığından belki de ilk kez haberdar olan aralarında Engin Günaydın, Bennu Yıldırımlar, Meltem Cumbul, Gürgen Öz ve Tülin Özen’in de bulunduğu 35 sanatçı Êzîdî halkı için kamera karşısına geçmişti. Türkiye’ye sığınan ve sayıları 30 bini aşan Êzîdîler için bölge belediyeleri ve sivil toplum örgütlerinin kampanyaları devam ederken, Êzîdîlerin bu durumuna dikkat çekmek için sanatçılar duyarlılık çağrısında bulunmuştu. Yönetmen Zeynel Doğan’ın hazırladığı kamu spotu günlerce sadece belirli TV kanallarında gösterilmişti. 3 Ağustos 2014’ten bugüne değişen ne oldu peki? 

Maalesef bu soykırımı bile unutturacak manzaralar yaşandı. Hangi acıyı, hangisinin yerine koyacağımızı şaşırmıştık. Birbiri ardına gelen olaylar yaşanırken acılar bir diğerini bastırıyordu. Bugün Êzîdîlerin yaşadığı, Birleşmiş Milletler’in resmi olarak açıklamasa da kısmen kabul ettiği soykırım çoktan tarih sayfalarında sadece bir detay olarak yerini almaya başlamıştı bile. 

Henüz ikinci yılını dolduran soykırımın unutulmaması için Diyarbakır’daki Fidanlık alanında bir anma töreni düzenlendi.  Êzîdî kültüründen bihaber olanlar matemi temsil eden siyahlara bürünüp törene geldiklerinde 43 derece sıcağın altında, göğüslerini yumruklayarak yaslarını devam ettiren, beyazlar giyinen Êzîdîlerle karşılaştılar. Çünkü onlar temizliği ve masumiyeti temsil eden beyazı giymeyi tercih etmişti. Onların dininde insan öldürmek, doğaya zarar vermek, hırsızlık yapmak, başkasının hakkını yemek yasaktı. Kısacası katledilmelerine gerekçe olan inançları onlara insan gibi yaşamalarını emrediyordu. Masumiyeti ve temizliği simgeleyen beyazlar içindeki bu insanlar, karanlığı, kötülüğü, matemi, gizemi çağrıştıran karalar giyinmiş, yüzleri kararmış, yüreği kararmış yaratıklar tarafından yok edildi. Yeryüzünün karalar giyinmiş lanetli insanları din kisvesi altında kendi lanetlerini bastırmak için onları lanetli ilan ederek, akla hayale gelmeyen, gün yüzü görmemiş işkenceler uyguladı. Kimi gözleri önünde eşinin kafasının kesildiğine, kimisi kadınlara tecavüz edildiğine ve kaçırıldığına tanık olmuştu.  

Bugün istedikleri tek şey mültecilik haklarının tanınması. Artık bu hayattaki olmayan statüleriyle gelecek kaygısı yaşamadan, insan gibi yaşamaktı tek arzuları.  

Yarın yine sadece birkaç haber sitesi ve bir elin parmağını geçmeyecek gazetede haberleri verilecek kime çarpacağı belirsiz çarpıcı hayatları. 

Sahi Şengal’i hatırlayanımız var mı?

Şengal’e Ses Ver kamu spotu için..

https://www.youtube.com/watch?v=o0niopm3iTA


Bircan Değirmenci